29/09/2002 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Pazar
29.09.2002
Sevgi'nin Diviti
Reklamını iyi yapan mı, iyi yazan mı satıyor?

BİZ Türkler'in okumaktan yana nasibi olmadığı her vesile ile tekrarlanıyor. Ama ‘‘Türkler neden okuma özürlüdür?’’ konusunun analizi acaba hiç yapıldı mı?

Bir kere bizim ülkemizde çocuklara dönük kitaplar yoktur. İlk yaş gruplarındaki çocuklar için hazırlanmış resimli çocuk kitaplarının hepsi, son zamanlarda yapılan tercüme kitapçıklardır. Çocuk on, oniki yaşına geldiğinde okuyabileceği renkli resimli romanlar da gene tercümedir, şayet yapılıyorsa da yeni yeni gündeme gelmiştir. Gene bu yaşlar için renkli, resimli ve öğretici kitaplar hiç yoktur. Ben şahsen hiç bilmediğim karmaşık bir konuyu öğrenmek için, ilk etapta yurtdışında çocuklar için hazırlanmış kitaplarından istifade etmişimdir. Dışarıda çocuklar için yapılmış yemek kitapları bile vardır ve sos hazırlamanın alfabesi de burada öğrenilmektedir.

SATILIYOR, OKUNMUYOR

Gençlik çağına girildiğinde kızlar için okunması zevkli olan bir Barbara Cartland'ımız yoktur veya erkekler için yaratılmış olan, ‘‘Üç Silahşörler’’ gibi macera kitaplarına da sahip değilizdir. Acaba hiç düşündünüz mü, polisiye roman yazan bir yazarımızın varlığını? Onu okumak bir zevktir. Ama bu zevki verecek hiçbir yazarımız olmadığı için, bize çocukluğumuzdan itibaren bu okuma zevkini aşılayamadılar.

Zevkle okunan bütün kitaplar tercümelerdir, bu tercümeler ise son zamanlarda iyi yapılmaktadır. Eskiden yapılmış tercüme kitaplar fevkalade kötü idi. Türkçesini okuduğunuzda, hiçbir şey anlamadığınız bir kitabı, esas lisanıyla okuduğunuzda, ne kadar keyifle verdiğini görmekteydiniz.

Bizim ülkemizde daha başka bir komedi yaşanıyor.

Bizde, best seller (çok satılan, dolayısıyla çok okunan kitap türü) kitaplarla, edebiyat türü kitaplar birbirine karıştırılıyor. Burada yazarları ‘‘kendi reklamını iyi yapan’’ ile ‘‘herhangi bir konuda yazanlar’’ diye ikiye ayırmak gerekiyor. Örneğin, kendisinin James Joyce (ağır biçimde edebi yazar) tarzı yazı yazdığını iddia eden Orhan Pamuk, Türkiye'de best seller oluyor. Çok reklam yapıyor, her televizyon kanalına çıkıp kitabını tanıtıyor, billboard'larda reklamları görülüyor ve hakikaten de çok satılıyor. Ama kime sorsam, kimse okumamış veya okuyamamış. Vallahi, okunamayan kitapların bu kadar iyi satılabildiği yegane ülke, biziz galiba. Bu hususta hem yayınevini, hem de yazarlarını tebrik ederim.

Türkiye'de hakiki best seller türü kitabı ‘‘Adı Aylin’’ ile Ayşe Kulin yarattı ve bu kitap, yediden yetmişe, her tabakadan insanın zevkle okuduğu bir biyografi oldu.

Dünyadaki best seller'lar fiction (gerçek dışı) veya nonfiction (gerçek) diye ikiye ayrılıyorlar. Bizde böyle bir ayrım yapıldığını zannetmiyorum. Kitap satışlarını, böyle bir ayrıma tabi tutan gazete veya dergi olduğunu da sanmıyorum.

Diğer ülkelerin geleneklerine eskiden beri girmiş olan hatırat veya biyografi yazmak, bizde daha yeni yeni moda oldu. Bu tür kitaplar hakikaten çok yararlı oluyorlar. Pek çok kimseden, bu tarzda tecrübelerini yazanları okurken, epey bilgi sahibi olduklarını ve edebiyat iddiası olmadığı için yazarın sade dilinden zevk aldıklarını duyuyorum. Düşünün, Reşat Ekrem Koçu'dan sonra tarihi romanlar da, daha yeni yeni yazılıyor.

KRİTİKLERİ ANLAMIYORUM

Dünyanın her tarafında trenlerde ve yeraltı tünellerinde bile insanlar istisnasız okuyorlar. Bizim ülkedeki trenlerde, vapurlarda acaba kaç kişi gazetelerin, mecmuaların veya kitapların sayfalarını çeviriyorlar?

Hele hele sanat kritiklerini veya anlatımlarını hiç anlayamıyorum. Bilmediğim bir sürü kelime kullanıyorlar. Sonunda sıkılıp, okumaktan vazgeçiyorum. ‘‘Herhalde benim anlama kabiliyetim kıt’’ diye karar verip üzülüyorum. Sade bir dille yazı yazmayı neden denemezler ki? Böylece sanattan anlamayanlar da fikir sahibi olabilirler.

Bana göre, Türk insanının okuma özürlü olmasının birinci sebebinin eğitimsizlikten geldiği muhakkak ama yazarlarımız da az sayıda. Şimdi okuyan nüfusumuz aslında çoğaldı. Hiç okumayan annelerimize mukabil, onları takip eden nesillerde bayağı bir okuyucu çoğunluğu var ama gene de her konuda kalem oynatan yazarlarımızın bulunmadığına inanıyorum.


Sevgi'nin Diviti
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Seçim ertelenirse...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Aldatılan kocaların korkaklığı
 
    Ali Atıf BİR
  Köşe yazarları marka olarak nasıl görünüyor
 
    Ayşe ARMAN
  Hayatımda gördüğüm en çekici 80'lik
 
    Ayşe  ÖZEK KARASU
  Bush antidemokrasisinin dayanılmaz yükselişi
 
    Doğan HIZLAN
  Eğlenceli bir çarşı gezisi
 
    Doğan ULUÇ
  Bol sıfırlı rakamlara saygım kalmadı
 
    Ercan KUMCU
  Şirketlere tavsiyeler
 
    Erkan ÇELEBİ
  Zeytinoğlu: Kaliteye bakmayın, kitap ucuzlar
 
    Ferai TINÇ
  Çarlarımız İstanbul'u istiyordu, biz Antalya'yı
 
    Gila BENMAYOR
  Mahi mahi balığının ülkesinde Dali müzesi
 
    Hadi ULUENGİN
  Müslüman bir Kant
 
    Yurtsan ATAKAN
  Acılı ekşili teknoloji
 
    Muharrem SARIKAYA
  IMO'da kaybedilen başkanlık
 
    Murat BARDAKÇI
  Baraj altında kalacak liderlere barajdan kurtulma büyüleri
 
    Sedat ERGİN
  Yılmaz, Ecevit'e ihanet etti mi?
 
    Tuğrul ŞAVKAY
  Necip Usta ölüm haberini tekzip etti!
 
    Uğur CEBECİ
  A380 97 sipariş aldı
 
    Yalçın BAYER
  Avrupa’yı unutuyoruz
 
    Mehmet YAŞİN
  Necip Usta ile New Orleans
 
    Özdemir İNCE
  Bir magazin romancısı: Ahmet Altan
 
    Korkut GÖZE
  Plan tuttu
 
    Vedat OKYAR
  İlaç gibi geldi
 
    İbrahim Bilik
  Puro kutuma atılan sorular
 
    Şükrü KIZILOT
  Kesilmiş kolun KDV'si olur mu?
 
    Serdar TURGUT
  Bana soyut soru sormayın
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com