|
Yalçın GRANİT
Indianapolis'te elde edeceğimiz sonuçta, psikolojik faktörler en az teknik ve taktik kadar önemli olacak. Kazanma arzumuz, özveri anlayışımız, egoları aşma kararlılığımız belirleyici olacak. Sahadaki başarıyı ortaya koyan tek gerçek var: Sayı levhası...
Hazırlık maçlarının sonu geldi. Yarın, Dünya Şampiyonası'na başlıyoruz. Biz ilk günkü inancımızı sürdürüyoruz. Elde edeceğimiz sonuçta, psikolojik faktörler en az teknik ve taktik kadar önemli olacak. İstatistiğe geçmeyen, kazanma arzumuz, özveri anlayışımız, egoları aşma kararlılığımız istatistikleri dolduran, ribaund, sayı, asist gibi tüm kolonlardan daha belirleyici olacak. Biz, genç ve tecrübeli bir Milli Takımımız olduğu için gururluyuz. Sporda bu iki faktörün yan yana gelmesi enderdir. Amansız turnuvalarda, birbirinden güç final veya eleme maçları oynayan tüm oyuncularımız, saha içinde gerçekten çok tecrübeliler. Ama bundan sonra yanılgıya düşüyoruz. Basketbol sahasındaki tecrübe ile hayattaki deneyimi birbirine karıştırıyoruz.
NBA HAYALLERİ
Birdenbire, hele genç yaşta yıldız oyuncu olmak kolay değil. Basketbol büyüdükçe, olaylar değişiyor. Uçsuz bucaksız NBA hayalleri, Avrupa şampiyonlukları, sayı ve ribaund krallıkları kavramlarına, son zamanlarda bol sıfırlı kontratlar, tanıtımlar ve reklam filmleri de eklendi. Eğer bu çocukların kafaları karışıksa, kimse bunu yadırgamamalı.
İstatistiği tutulamayan duygusal faktörler öne çıktığı için, Milli Takım’da menajerlik, teknik kadroda coachluk kadar önem kazandı. Bizler bu genç ve yetenekli kadroda uyum sağlamak, konsantrasyonu artırmak için elele vermeliyiz. Eski takım kaptanı Orhun Ene de Indiana'da. Onun tecrübesinden ve olgunluğundan yararlanmalıyız. Burada oyuncu menajeri Tolga Tuğsavul'a da önemli bir görev düşüyor. Amerika'da oyuncu menajeri deyince akla çoğunlukla avukatlar gelir. Biz bu yönde de şanslıyız. Bizde menajerlerin hemen hepsi basketbol adamı. Tolga da eski ve başarılı bir coach. İddialı takım yönetiminin ne derece güç bir şey olduğunu, Türkiye'de en iyi bilenlerden biri. Bence Tolga'nın takımın teknik kadrosu ile bütünleşmesi, kafası karışmaya müsait genç oyuncularımızın işini kolaylaştırır. Çok kritik maçlar oynayacağımız belli. Yıldızları, ‘‘Adamını tutsana'', ‘‘Sayı atsana’’ direktiflerindeki, ‘‘atsana’’ ve ‘‘tutsana’’nın birbirine karışması bile, bir çok maçın sonunu belirleyecektir. Özetle, biz oyuncularımızın, her iki kulağına da, aynı tutarlı şeyleri fısıldamak zorundayız.
SIRA BENDE SENDROMU
Türkiye'de tüm basketbol adamlarının birleştiği bir konu var. Hepimiz,
‘‘Başarılı olmanın yolu takım olmaktan geçer’’ diyoruz. Peki ama, ‘‘Takım olmak ne demektir?’’ Takım olmak, karşılıklı saygı duymakla başlar. Bizim oyuncularımızı sevmemiz yetmez, onların birbirlerine saygı duymaları şarttır. Karşılıklı saygının olmadığı her takımda, ilk problem ‘‘Sıra bende sendromu’’dur. Takımın skoreri, mükemmel bir 3 sayı attığında, diğer skorerin aklına ilk gelen şey, ‘‘Şimdi sayı atma sırası bende’’ uyarısıysa, takım olma yolunda katedeceğiniz çok yol var demektir. Gerçekten de bir sonraki hücumda, pivotunuz rakibini sırtına almışken, veya önceki pozisyonda sayı atan arkadaşınız boşken, kaldırıp şut atarsanız, o sayı girse bile, takım olma yolunda karşılıklı saygıyı katlettiniz demektir. Tabii, pivotunuzun ribaund alma hırsındaki azalmayı, takım arkadaşınızın geri dönmedeki isteksizliğini kimse kolay farkedemez.
GÖNÜLDEN SAVAŞANLAR
Geri dönseler bile yapılan savunma ölümüne olmaz. Geçenlerde belirttim, gönülden savaşanlarla, gönülsüz savaşanlar arasındaki ince çizgi kolay anlaşılamaz. Geriye çabuk dönmeyen, savunmada yüzde yüzünü vermeyen yıldız oyuncuyu, bırakın seyircileri veya TV izleyicilerini, menajerler ve coachlar bile sezemezler. Ama sahada yanılmayan gözünden hiçbir şey kaçmayan, istatistiğe geçmeyenleri bile yakalayan bir yer vardır:
SAYI LEVHASI
Tekrarlıyoruz, şampiyonada çok büyük şansımız var. Biz İndiana'da sayı levhalarının, çocuklarımızın ölümüne savaşmalarına tanıklık edeceğine inanıyoruz.
|