27/08/2002 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Yazarlar
27.08.2002
Oktay EKŞİ
Bürokraside düşeş...
  
oeksi@hurriyet.com.tr
 

BU satırların yazarı dahil bazı saflar şimdiye kadar sanıyorlardı ki, kamu görevlisi bürokratlara seçimlerde aday olma olanağı verilmesi, gereklidir, doğrudur, hatta Meclis'ten devletin ihtiyaç duyduğu yasaların çıkması, doğru önlemlerin alınması için şarttır.

O yüzden taa 1950'li yıllardan beri, milletvekili adayı olmak isteyen bürokratları teşvik edici yasa hükümleri vardır.

Örneğin, görevinden istifa edip bir partiden aday olmaya kalkan kimse, şu veya bu nedenle seçilemeyip görevine dönmek isterse devlet ona eski görevini vermeye mecburdur.

Meğer bu yasa hükmü milletvekili seçilmekten çok, seçimden sonraki dönem için kullanılırmış da farkında değilmişiz.

Bakın anlatalım:

Bu seçimlerde biliyorsunuz her parti kendi seçim şansına göre aday adaylarından ‘‘başvuru ücreti’’ aldı. Örneğin, CHP'ye mi başvurdunuz? ‘‘Aday yoklaması’’ yapılan yerden seçilmek istiyorsanız 1 milyar, yok ‘‘merkez yoklaması’’na tabi olmak istiyorsanız 2 milyar lira yatırmanız istendi. AKP 1 milyar; DYP kayıtlı üyelerinden 1 milyar, partiye üye olmayanlardan 2 milyar; ANAP erkeklerden 500 milyon, kadınlardan 250 milyon; MHP 500 milyon lira istedi.

Gazetelerde okumuşsunuzdur... Yüksek Seçim Kurulu ‘‘istifa’’ süresini açıklayınca bazı bakanlıklar nerdeyse boşaldı...

Hadiii... MHP'ye, CHP'ye, AKP'ye, YTP'ye... Kısaca o bürokratın değerlendirmesine göre hangi parti iktidara gelecekmiş gibiyse, ona hücum oldu.

Sonra...

Sonra ne gam? Çünkü bundan sonra zarınız hep düşeş gelecek:

Seçilirseniz zaten parsayı kaptınız demektir.

Başarılı olmazsanız, geri dönüş garanti...

Çok çok iki aylık maaşınızdan olacak ve bir de -iade edilmezse- partiye yatırdığınız parayı unutacaksınız.

Ama sonunda ışık var:

Diyelim partiniz iktidara geldi... Derhal gidip erişebildiğiniz en büyük partiliye, ‘‘Ben de bu partiye gönül verdim, ama seçilemedim. Bu yüzden şimdi beni mağdur ediyorlar. Lütfen bana sanip çıkın’’ diyebilirsiniz. Çünkü artık size sahip çıkacak bir dayınız var demektir.

Yahut ‘‘Ben sizdenim. Beni terfi ettirin. Şu makama getirin’’ diyebilirsiniz. Biliniz ki -liyakatiniz olmasa da- şansınız çok yüksektir.

Yok... Muhalefette kalan bir partiden mi aday olmuştunuz? Yine sorun değil. Çünkü sizin de dayınız var demektir. Artık kimse üstünüze varamaz.

Bütün bunlar bugün yüzde yüz gerçek. Ama bu, deyim yerindeyse soft ahlaksızlık. O yüzden kimse bunların üstüne gitmiyor. Sonra biz oturup ‘‘politikada ahlaksızlık’’tan söz ediyoruz.

Gıdası ahlaksızlık olan bir ağaç nasıl meyve versin istiyorsunuz?


Oktay EKŞİ
Tüm yazıları
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Sapığa sapık diyememenin riski
 
    Bekir COŞKUN
  İstemem...
 
    Doğan HIZLAN
  Vefasızlık e.postaları
 
    Fatih ALTAYLI
  Hüsamettin Özkan çaycı mı?
 
    Gila BENMAYOR
  1 milyon çocuk, sütünü ne zaman içecek
 
    Dr. Gündüz TEZMEN
  Kalbim büyümeye devam ediyormuş
 
    Hadi ULUENGİN
  Ulusalcı sol mu
 
    Pakize SUDA
  Leylekler yarın gidiyor
 
    Sedat ERGİN
  Seçimler gerçekten yapılacak mı?
 
    Yalçın BAYER
  O kadar çok ilkesiz insan var ki...
 
    Güzin  Abla
  Beşer ay arayla annemi ve babamı kaybettim
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
    Korkut GÖZE
  Bela!
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  AB, Türkiye’yi konuşuyor
 
    Yener SÜSOY
  Otellerimizin kalitesi Yunanistan'ın üstünde
 
    Serdar TURGUT
  Serdar diye bilinen insanın yazısı
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com