|
MECLİS'te milletvekili transfer etmek için ‘‘pazar’’ kurulduğunu biliyorduk ama, Tanrı biliyor, ‘‘siyasi parti pazarı’’ndan haberimiz yoktu.
Adam önce ‘‘şirketlerinin 46'ncı kuruluş yıldönümü’’ gerekçesiyle Anadolu'nun çeşitli şehirlerinde İbrahim Tatlıses'li açık hava konserleri düzenleyip Tatlıses'e refakat ediyor.
Sonra Tatlıses'i dinlemeye gelen binleri kamuoyuna, ‘‘genç lider için gelmiş’’ gibi yutturmaya kalkıyor.
Öyle ya... Türkiye'de büyük bir siyasi hareket yaratmak için kitleleri çekmek lazım.
Sonra 10 Temmuz günü -şirketlerin her yılına bir kişi hesabıyla- 46 kişiyle bir siyasi parti kuruyor.
Ama o Tatlıses hayranlarını ara ki bulasın...
Yirmi gün sonra yani 1 Ağustos 2002 günü partiyi feshediyor.
Ama o sırada sahibi bulunduğu basın organları sanki parti hálá varmış ve seçime girme hakkına sahipmiş gibi yayın yapıyorlar.
Siyasi yaşamımıza genç, dürüst ve ahlaklı bir lider girdi ya... Herkes oy vermek için merakla bekliyor. Genç liderin partisi seçime girecek mi girmeyecek mi?
Derken Hasan Celal Güzel'in Kasım 1992'de kurduğu, Anadolu'da yeterince örgütlendiği için seçime girme hakkına sahip ama seçime girecek kadar takati olmayan Yeniden Doğuş Partisi'ne talip oluyor.
Öyle ya... Siyasi partilerin ülke sorunlarını çözmek için ne gibi politikalar izleyeceklerini belirleyen parti programı ve tüzüğü yirmi günlük partininkiyle ister uyumlu olsun ister uyumsuz... Hiç önemli değil.
Örneğin yirmi günlük partinin tüzüğü ‘‘Atatürk ilke ve inkılaplarına sonuna kadar sahip çıkmak ve hayata geçirmek’’ taahhüdünde bulunduğu halde Hasan Celal Güzel'in Yeniden Doğuş Partisi programında kendisini, ‘‘Hak'ka ve halka dayanan bir siyasi oluşum’’ diye tanımlamış...
Bunlar için fark etmiyor.
Yirmi günlük parti ‘‘vakıf’’ kavramına hiç önem vermemiş hatta onu yok saymış. Oysa Yeniden Doğuş Partisi ‘‘Vakıflar Genel Müdürlüğü özerk bir, ‘Milli Vakıflar Kurumu' haline getirilecek’’ demiş. ‘‘Diyanet İşleri Başkanlığı'nı devletten koparmayı’’ taahhüt etmiş. Çünkü Güzel, merhum Turgut Özal’ın dini vakıflar kurdurarak laik Cumhuriyeti tahrip etme yönünde ne kadar mesafe aldığını ve Diyanet İşleri'nin devlet bünyesinde olmasının amaçlarını nasıl engellediğini biliyordu.
Birbirine bu kadar zıt iki partiden biri ötekine nasıl iltihak eder?
Öteki söylentileri dile getirmek istemiyoruz. Çünkü bize inandırıcı görünse de ‘‘Yeniden Doğuş Partisi'nin 35 milyar lira tutarındaki borçları ödendi. Yöneticilerden dördüne 100'er bin dolar ödendi’’ türünden iddiaları muhatapları tekzip etti.
Ama böyle bir maskaralığın daha önce ne tanığı olduk ne de bir örneğinin başka bir ülkede yaşandığını okuduk.
Buyurun... Ülkeyi kurtaracak lider oylarınızı bekliyor. |