|
TAYYİP Erdoğan istediği kadar yalanlamaya çalışsın, Beyaz Saray AKP iktidarına sıcak bakmıyor.
Washington, Irak'a karşı yapılacak bir harekát için Türk hükümetinde yer alabilecek dini merkezli partileri tehdit olarak görüyor.
Gazete haberlerine göre ABD yönetimi, böyle bir hükümetin Saddam'ın devrilmesine destek olmayacağına inanıyor.
AKP hükümetinin Türkiye'ye her açıdan zarar vereceğini öne süren ABD, silahlı kuvvetler ile Avrupa'nın da bundan rahatsızlık duyabileceğini öne sürüyor.
Washington Post Gazetesi, haberinde şöyle bir yorum da yapıyor:
‘‘AKP'nin yükselmesi, Avrupa ile Asya arasında din, laiklik ve demokrasi konularında siyasi sendeleme anlamına gelebilir.’’
Amerika'nın pençesinden AKP iktidarına doğru ilerleyen Türkiye işte böyle görülüyor.
Hiç de parlak bir tablo değil...
Demek ki Tayyip Bey tüm gayretine, yaptığı ikna turlarına rağmen Amerikan yönetimini değiştiğine veya geliştiğine inandıramamış.
Hatta 3 çocuğunun Amerika'da okuması da pek işe yaramamış.
Washington, olası bir AKP iktidarının sakıncaları konusunda Türkiye'yi uyarma gereğini duyuyor.
* * *
Avrupa Birliği'nin de görüşleri, Amerika'dan farklı değil.
Onlar da din merkezli bir partinin iktidarını ilişkiler açısından sakıncalı buluyor.
Geçenlerde Mesut Yılmaz'ın görüştüğü AB Dönem Başkanı, Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen bakın ne diyor:
‘‘Türkiye'deki seçimlerden AB ile uyumlu bir hükümetin çıkması, Türkiye'nin çok yararına olur.
AB yanlısı olmayan bir hükümetin kurulması, uygulama konusundaki kuşkuları artıracağı için tarih verilmesiyle ilgili soru işaretleri yaygınlaşır.’’
Rasmussen, açık açık bir AKP-MHP hükümetinde ilişkilerin yürümesinde zorluklarla karşılaşılacağını söylüyor.
Türkiye sandıktan tatsız bir sonuç çıkarırsa, Batı ile ilişkileri ciddi şekilde sıkıntıya düşecek anlaşılan...
O nedenle merkez soldaki bütünleşme adımları toplumumuz için yaşamsal önem taşıyor.
Merkez sağın da inatlaşmayı bırakıp seçime güçlü girecek bir formül bulması gerekiyor.
Mesut Yılmaz'ın ittifak önerilerinin önemi Batı'nın uyarılarından sonra çok daha net bir şekilde ortaya çıktı.
Partilerin kimliklerini koruyarak ittifaklarına olanak veren yasal çerçeve gerçekleştirilebilseydi, Türkiye sandığa karamsar senaryoların endişesi altında gitmezdi.
* * *
Ama olmadı. İnatlaşma, politikacıları sağduyuda buluşturamadı.
AKP iktidarı durumunda içeride de bazı zorluklar yaşayacağımız kesin.
Bu partinin başta genel başkanı olmak üzere, tüm kadroları Erbakan ekolündendir.
Tümü Milli Görüş eğitiminden geçirilmiştir.
Türkiye için programları, projeleri yoktur.
Tayyip ve arkadaşları, yaptıkları konuşmalarda, açıklamalarda ciddi bir tek çözüm ortaya koyamıyorlar.
IMF ile pazarlıktan söz ediyorlar. Borçların ödenmesi konusunda belediye müteahhitlerine yaptıkları ‘‘6 ay para istemeyin’’ önerisini yöntem olarak gösteriyorlar.
Ekonomide ne yapacaklar, eğitimi, sağlığı düzeltmek için hangi yöntemi kullanacaklar? Dış politikada nasıl bir yol izleyecekler? Sosyal yaşam konusundaki tutumları ne olacak?
Daha somut bir soru soralım:
‘‘Çağdaş eğitimin gereği olan 12 yıllık zorunlu eğitime geçecekler mi? Yani imam hatip liselerini normal liselere dönüştürebilecekler mi?’’
Daha yüzlerce konu var. 12 yıllık zorunlu eğitim bunlardan sadece biri.
Türkiye çok zor bir seçime gidiyor. İyimser olmak için de, koşullar yeterli görünmüyor. |