|
DÜN, Baykal'ın sözünü ettiği ‘‘kutsal cuma’’ idi.
Derviş, CHP rozetini taktı.
CHP'liler büyük sevgi gösterdiler.
Dokunaklı konuşmalar yapıldı.
Doğrusunu isterseniz daha da görkemli bir rozet takma töreni düşünülüyordu, ancak Derviş fazlasına razı olmadı.
Diyelim ki kimi CHP'liler, Derviş'i omuzlara alıp parti binasının etrafında yedi tur attırmayı önerdiler.
CHP'nin tarihi, omuzlara alınıp tura çıkartılan, ama bir daha asla haber alınamayan büyük insanlarla dolu olduğu için ve Derviş partinin adresini henüz tam öğrenemediğinden ‘‘Bunu yapmayalım’’ diyerek istemedi.
Ayrıca girişte Derviş'in başına saksılarından çıkartılmış karanfiller atılacaktı.
Derviş, ‘‘Bunu da yapmayalım’’ dedi.
Ama rozet takıldı.
Altı oklu CHP rozeti.
*
Altı oktan birisi; devletçilik.
Biri; halkçılık.
Biri; egemenlik.
Derviş mi yakasına devletçiliği-egemenliği-halkçılığı taktı, yoksa onlar mı Derviş'in özelleştirme-sermaye-IMF politikalarını oklara geçirdiler, bilemeyiz.
Duygusal bir gündü.
Kimi parti yöneticileri -ulusal egemenlik değilse bile, parti egemenliği elden gidiyor diye- elbette düşünceliydiler.
Neyse, farkına vardılar ki; madem Derviş Türkiye'yi kurtarıyor, içinde CHP de kurtulmuş olur.
Onu gönülden alkışladılar.
Ve hiç olmazsa balkondan aşağı doğru şöyle iyice sarkarak ‘‘halkı’’ selamlamasını istediler.
Derviş ‘‘Bunu yapmayayım’’ dedi.
*
Dün ‘‘kutsal cuma’’ idi.
Derviş CHP'de.
Belki Derviş, bankacılar-holdingler-sermaye dışında, bu ülkede bir de halkın yaşadığını öğrenir.
CHP'liler ise hizipçilik ve muhalefet dışında bu ülkede bir de siyasetin olduğunu.
Şimdi hepimiz CHP'de neler olup-bittiğini izleyeceğiz.
Dileriz Derviş omuzlarda kaybolmaz.
CHP ise Derviş'te... |