|
BİRAZ yaşlananlar ‘‘Eskiden böyle değildi’’ demeyi pek severler. Ama genellikle dedikleri gerçeğe aykırıdır. Daha doğrusu, eski yanlışları unuturlar, sadece işlerine gelenleri anımsarlar. Bir de o dönemi bilmeyen gençleri bulunca, bol bol eser savururlar.
Bir istisnasıyla:
Eskiden hiçbir siyasi lider, kaynağını tam olarak açıklamadan dört çocuğunu yurtdışında okutup çevreye ‘‘Ne var bunda?’’ dercesine bakamazdı.
Siz Atatürk'ün vasiyetnamesinde ‘‘İsmet İnönü'nün çocuklarının tahsilleri boyunca mirasından ayda 1000 lira ödenmesi’’nin hangi gerçekten kaynaklandığını hiç düşünmediniz mi?
Atatürk bu vasiyeti yaptığı sırada İsmet İnönü Türkiye'yi 11 yıldan beri aralıksız yönetmiş olan bir başbakandı.
Doğrusunu söyleyelim.... Celal Bayar'ın ve Adnan Menderes'in de mal varlıkları hiçbir zaman tartışılmış değildir.
Ama bakıyoruz şimdiki siyasi liderlerden bazıları böyle konulardan ve sorulardan azade oluyorlar. Örneğin Tayyip Erdoğan aynı anda üç evladını Amerika Birleşik Devletleri'nde yüksek öğrenime gönderiyor. Buradaki giderlerinin üstüne, yılda en az 100 bin doları (dört yıl öğrenim görseler 400 bin dolarlık bir harcamayı) üstlenebiliyor.
Peki kaynak?
‘‘Avukatı dedi ki... Avrupa'da iş yapan aile dostu bir işadamı çocuklarının eğitimini üstlenmiş durumda...’’
Bu açıklamanın inandırıcı olup olmadığı ayrı bir konu. Ama bir an için inandırıcı saysak bile Tayyip Erdoğan sıradan biri değil. Hele bugünlerde başında olduğu partinin 3 Kasım'da iktidara geleceğini ve kendisinin (seçime girebilirse) başbakan olacağını düşünüyor.
O zaman müstakbel başbakanın bu olaydan dolayı kime karşı minnet borcu altına girdiğini kamuoyunun öğrenmesi gerekir. Çünkü böyle bir ilişki artık iki kişiyi değil Türkiye'yi ilgilendirir.
Kaldı ki Sayın Tayyip Erdoğan'ın mal varlığı konusunda daha önce verdiği bilgilerin kamuoyunu tatmin ettiğini söylemek mümkün değil. Çünkü kendisi ‘‘haksız mal edindiği’’ iddiasıyla açılan davada ifade verirken ‘‘Servetimdeki 256 milyar liralık artışın kaynağı oğlumdan aldığım borçtur’’ demiş ve bunu, bir yıl önce oğlunun düğününde getirilen 30 kilo altınla açıklamıştı. Ama Erdoğan'ın mal varlığı ile yıllık kazancını gösteren vergileri arasındaki ilişki gün ışığına çıkmamıştı.
Tıpkı Necmettin Erbakan'ın mal varlığının kaynağını açıklarken kendisinden başka kimseyi tatmin etmeyen meşhur ‘‘148 kilo altın biriktirdim’’ demesi gibi.
Aynı soruyu Tansu Çiller henüz DYP Genel Başkanlığı'na seçilmeden de sorduğumuzu, kendisi dahil kimsenin ilgi göstermediğini ama sonra bu konunun yıllarca tartışıldığını anımsarız.
Hoş... Eşinden kalan emekli maaşından başka geliri bulunmayan annesinin vefatı sonucu çıkınından milyon dolar değerinde para ve altın çıkması gibi mucizeleri (!) normal sayarsanız zaten diyecek kalmaz. |