|
TÜRKİYE'nin 2000 yılı Kasım ayında patlak veren ilk ekonomik krizle sarsıldığı sıkıntılı günlerden biriydi.
Dünya Bankası Başkan Yardımcılarından Kemal Derviş, Washington'daki ofisinden CHP Lideri Deniz Baykal'ı telefonla aradı.
Aralarındaki hukukun başlaması, Baykal'ın CHP milletvekili olduğu, Derviş'in ise ODTÜ'de öğretim üyeliği yaparken dönemin CHP Lideri Bülent Ecevit'in danışmanlığını yürüttüğü 1970'li yılların ortalarına kadar gidiyordu.
Dostlukları sonradan kopmamış, Derviş'in ABD'ye yerleşmesinden sonra Türkiye'ye uğradığı zamanlarda Baykal'a yaptığı ziyaretlerle süregelmişti.
O günkü görüşmede Derviş, Baykal'a şu önemli mesajı verdi:
‘‘Dünya Bankası'ndan emekliliğime hak kazanmış bulunuyorum. İster teknokrat, ister siyasi kimlikle CHP'de görev almaya hazırım.’’
Baykal, ilk ismiyle hitap ettiği Kemal Derviş'e, Türkiye'ye dönme ve CHP'ye katılma niyetini duymaktan mutlu olduğunu söyledi.
Ve kendisine tarih hanesini kendisinin dolduracağı bir açık çek verdi.
TELEFONDA SÖZ KESMEK
O görüşmede Baykal'ın Derviş'e hemen gelmesi yönünde bir telkini neden olmadı?
Türkiye'de 1999 seçiminin üzerinden henüz 18 ay geçmişti ve ufukta seçim gözükmüyordu.
Ancak Baykal, bir sonraki seçimde Derviş'i yeni vitrininde gösterme kararını daha o zaman almıştı.
Bir başka deyişle, Baykal ile Derviş arasında ‘‘söz kesilmesi’’nin tarihi 2000 yılı Kasım ayıydı.
ŞUBAT KRİZİ OLMASAYDI TÖRENLE CHP'DEYDİ
Eğer 2001 Şubat ayındaki ikinci büyük ekonomik kriz patlak vermese, Derviş, muhtemelen 2002 yılında Dünya Bankası'ndan emekliliğini alıp Türkiye'ye dönecek ve yeni bir hayata başlayacaktı.
Derviş, üniversitede ders vermeye başlarken, CHP'ye de kaydını yaptırarak partide Baykal'a yakın bir ekonomi danışmanı olarak çalışmaya başlayacak ve muhtemelen ilk seçimde milletvekili adayı olacaktı.
Ancak bu katılım, kuşkusuz önceki akşamki basın toplantısına kıyasla çok daha mütevazı ölçülerde gerçekleşecekti.
Kasım krizinden tam üç ay sonra patlak veren şubat krizi, Derviş ile Baykal arasında varılan kasım mutabakatının çerçevesini bozdu.
Derviş, Başbakan Ecevit'ten aldığı davet üzerine apar topar ve bir ‘‘kurtarıcı’’ kimliğiyle Türkiye'ye gelerek karaya oturan Türk ekonomisinin krizden çıkartılması misyonunu üstlendi.
BAYKAL'DAN KRİTİK TELKİN
İlginçtir ki, Derviş, 1 Mart 2001 tarihinde Ankara'ya ayak basmasından kısa bir süre sonra Baykal'dan bir ortak dostlarının aracılığıyla önemli bir mesaj aldı.
Baykal, Derviş'e ‘‘Teknokrat olarak değil bakan olarak görev al, herhangi bir siyasi partiye de girme’’ telkininde bulunmaktaydı.
Belki de, Derviş'in o tarihte Ecevit'in DSP'ye katılması yönündeki davetini geri çevirmesinde bu telkinin de rolü olmuş, sonuçta CHP ile köprüleri açık tutacağı bir zeminde kalmıştı.
Her halükárda, Kasım 2000 krizinden sonra telefonda varılan mutabakatın hayata geçirilmesi süreci, 2001 başında farklı bir güzergáha sapacak, ancak 21 Ağustos 2002 akşamı saat 22.00'de CHP Genel Merkezi'nde düzenlenecek bir törenle yeniden ilk tasarımda belirlenmiş olan nihai istasyona ulaşacaktı.
Washington-Ankara telefon hattında varılan mutabakatın ardından tam 21 ay geçmişti. |