|
OSMANLI'nın sondan üçüncü padişahı Abdülhamit'in nasıl korkulu, kuşkulu bir yaşam sürdüğünü size dünkü yazımda anlatmıştım.
Cuma namazları hariç başını Yıldız Sarayı'ndan çıkaramayan Abdülhamit, öldürülme ve tahttan indirilme korkusuyla ülkede korkunç bir jurnal ve hafiye örgütü kurmuştu.
Kendisine her gün yüzlerce jurnal yağar, padişah bunları tek tek okur, jurnallerde adı geçen ve çoğu iftiraya uğrayan bu insanları ya imparatorluğun uzak bölgelerinde sürgüne gönderir, ya da içeri attırırdı.
Dünkü yazımda bazı jurnal örnekleri vermiştim. Bugün devam ediyorum:
- ‘‘Büyükada'da oturan saray tercümanlarından Maarif Nezareti (eğitim bakanlığı) mektupçusu Sırrı Bey, geçen cumartesi günü familyasıyla (ailesiyle) birlikte Burgaz adasına gitmiştir. Oradaki gazinoda karısıyla birlikte kahve içmişlerdir. Oradan kalkıp Hristos manastırına gitmişler ve familyasıyla alenen işret etmişlerdir (açıkça içki içmişlerdir). Akşam üzeri sarhoş oldukları ve İslam dinine yakışmayacak halde Hıristiyan ahali arasında rezaletle dönmüşlerdir’’.
- ‘‘Kolera münasebetiyle temizliğe dikkat olunmaktadır. Sarayın mutfak dairesinde bir takım aşçı, tablacı, hademe gibi şahısların merdiven altında gusul etmekte ve sabunla yıkanmakta oldukları öğrenilmiştir. Böyle daire aralarında pislik hasıl edilmesi, havanın temizliğini bozup sarayı humayun (Yıldız Sarayı) içinde hastalık çıkmasına neden olabilir. Dün İsmet Paşa kullarının, koleraya inanmayan Hacı Hasan Paşa yanına gidip uzun müddet konuştuğu da arz olunur.’’
- ‘‘Başkátip Hasbi efendi kullarının iki elleri tuzlu balgam illetine müpteladır. Dairesinde otururken elleri bez ile sarılı ise de, sultan efendiler hazretlerine ders vermeye giderken (bunları) çıkararak gidiyor. Halbuki istihbarata göre, adı geçenin hastalığı bulaşıcıdır.’’
- ‘‘Başyaver Mehmet Paşa kulları, üzerinde resmi elbisesi olduğu halde dünkü çarşamba günü Köprüden saat 8'de kalkan vapura Beşiktaş'tan binerek Sarıyer'e gitmişlerdir. Orada Mehmet Bey kullarının yalısına gitmiş ve kendisini bulamamıştır. Oradan, Sarıyer karakolhane karşısında oturan deniz albayı Nazif Bey kullarının yalısına uğramış ve Büyükdere tarafına giderek saat 3,5'ta bir sandala binerek döndükleri arz olunur.’’
- ‘‘Bugün Beyoğlu caddesinden geçen kişilerin isimleri aşağıya arz edilmiştir...’’
- ‘‘Eski Sadrazam (başbakan) Sait Paşa hazretleri bugün Kartal'a gelerek akşama kadar gezdikten sonra döndüğü arz.’’
- ‘‘Bayram nedeniyle bazı ev ihtiyacını almak için iki gece kadar İzmir'e gittiğimde duymuş olduklarımı arz ediyorum: Aydın Valisi Kamil Paşa bir hafta kadar hasta imiş. Bu hastalık, doktorunun ifadesine göre zeytinyağlı ve yoğurtlu karnıbahar yemesinden ve yatak odasındaki camların kırık olması nedeniyle gece soğuk almasından ileri gelmiş. Bayram günü öğleye kadar ziyaret kabul eyledikten sonra yine hareme girmiştir.’’
- ‘‘İzmir valisinin oğlu, mektupçu muavini Kenan ve bazı valilik çalışanlarının, kumar oynamak için bugün Osmaniye vapuruyla Foça'ya geldikleri arz olunur.’’
- ‘‘Sadrazam Paşa'nın haince bir girişimini haber aldığımdan, arz etmek üzere çağrılmamı.’’
- ‘‘Gerek elektriğin keşfi hakkında, gerekse telsiz telgraf hakkında mekteplerde ders verilmemesi, gazetelerde söz edilmemesi, bunlara ilişkin alet edavatın memlekete girmesine izin verilmemesi...’’
- ‘‘Mavro Yani Paşa dün saat 9,5'ta kira arabasına binerek Beyoğlu Derviş sokakta 26 numaralı umumhaneye (geneleve) girmiş, yarım saat sonra yürüyerek çarşıya gelip bazı eşya satın aldıktan sonra Mösyö Kubrari'nin evinde yarım saat kaldıktan sonra yine umumhaneye uğramış, bir çeyrek saat sonra hareketle konağına dönmüş olduğu arz olunur.’’
- ‘‘Vali beyefendi hazretleri (Trabzon valisi) saat 5 dolaylarında arabalarına binerek şehir dışında bulunan Soğuksu'ya gitmiş ve yarım saat sonra evlerine dönmüş oldukları arz olunur.’’
Bu aşağılık jurnaller ne canlar yaktı! Hıristiyan álemi şaha kalkmış giderken, bizim padişah bütün yaşamını bunları okuyarak ve yazanlara ödül vererek geçirdi!
Koskoca imparatorluk boşuna çökmedi! |