18/08/2002 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Yazarlar
18.08.2002
Sevgi'nin Diviti
Gürültü kirliliği, ezanın yozlaşmasıyla başladı

Çok uzun zamandan beri yazmayı düşündüğüm gürültü kirliliği konusunu, bu kirliliğin Ahmet Ertegün'ü de kaçırdığını gazetelerden öğrendikten sonra işlemeye karar verdim.

Bizim ülkede sokaktan siyasete kadar pek çok kirlilikler dizisi sıralanır. Gürültü kirliliği de bunlardan birisidir.

Gürültü kirliliğinin öncüsü camilerimizdeki bir uygulamadır ve bu iş eskiden minarelere çıkan müezzinin güzel sesi ve makamı ile okuduğu, ilahi bir çağrı olan, hayata renk ve huşu katan ezanın yozlaşması ile başlamıştır. Her nedense minarelere çıkmaya üşenen ve aşağıdan hoparlörler sayesinde okuyan bet sesli imamların yaydığı ezanı duyunca adeta dinden soğursunuz.

Diyanet İşleri ne diye Kani Karaca'nın güzel sesiyle ve makamıyla ezanı kasetlere doldurtup, bu kasetleri camilere dağıtmak gibi basit bir işi yapamaz, anlayamam. Muhteşem camilerimizin bulunduğu Haliç'te bir ezan vakti bulunmanızı tavsiye ederim. Her bir camiden ayrı bir ses gelir, tam bir kakafoni yaratılır ve tam huşu içinde olmanız gereken bir zamanda ‘‘Aman yarabbi’’ diyerek kulaklarınızı tıkarsınız.

BURALARA TANTAN GEREKİYOR

Hele hele Boğaz'da oturuyorsanız, yaz aylarındaki gürültü kirliliğini anlatamam. Deniz kenarında oturanların hastalanmaya, uyumaya veya çocuk sahibi olmaya hakları yoktur. Zira denizden, evlere yakın geçen motorların gürültüleri bir tarafa, megafonlarla turistlere bangır bangır bağırarak izahat veren rehberler veya eğlenmek için yozlaşmış Türk müziğini çalan ve hoparlörlerini sonuna kadar açarak seyreden takalar veya tekneler de geçer. Üstelik oralarda ikamet eden insanlara hiç hürmet göstermezler.

Şikáyet etmeye kalktığınız zaman, tam bir Türkiye misali her kurum topu başka bir kuruma atar, sizin bu konuda mesul mercilere ulaşmanız engellenir veya bu işlerden mesul bir kurum bulunamaz. Vallahi, buralara Sadettin Tantan gibi bir siyasetçi gerekiyor.

Düğünlere, dernek toplantılarına gittiğiniz vakit sizi bir masaya oturturlar. Davet sahibi bilgili ise, yemekte hafif bir müzik çalar, yanınızdaki ve karşınızdaki insanlarla biraz sohbet edersiniz, yemek biter bitmez volümü sonuna kadar açılan bir dans müziği başlar ve artık konuşmanıza imkán yoktur. Hele bir de benim gibi dans eden bir tip değilseniz mecburen salonu terk edersiniz ve davet sahibine ayıp ederek erken gitmiş olursunuz. Böyle bir yerden eve döndüğümde gürültüden kafam şişmiş olur, sükunet ihtiyacı hissederim.

AÇIK HAVADA EĞLENME LÜKSÜ

Diskotekler ise ayrı bir fenomendir. Esasında biz Türkler müthiş bir lüks yaşamaktayız. Çünkü yazın açık havada eğlenebilmek büyük bir lükstür. Tabii şayet eğleniliyorsa, bundan da şüpheliyim. Zira diskoteklere gelen gençler herhalde yüksek frekanslı müzik yüzünden konuşamazlar ve mutlaka müthiş bir diyalog eksikliği vardır. Buralarda dans da edilmez, sadece durdukları yerde sallanırlar. Birbirlerine aşık iseler göz göze bakıyorlardır herhalde, ama aşık değillerse ne yaptıklarını çok merak etmekteyim.

Bir kere, dünyanın hiçbir yerinde ikametgáhların arasında eğlence yeri bulunmaz. Haydi diyelim şehir eskidir ve bazen bu durum kaçınılmaz olarak meydana gelir, o zaman da diskotekler kapalı mekánlara kurulur. Şimdiye kadar açık mekánda tek bir diskotek gördüm, o da Monte Karlo'daki Sporting Club'dı. Bu diskotek yaşam yerlerinden uzaktaydı, at nalı şeklinde yapılmıştı, nalın bir ucu denize doğru açıktaydı, kara tarafındaki kısım at nalının yuvarlağını andırıyordu, yan duvarları ve tavanı kapalıydı. Dans pisti kapalı olan nalın içindeydi ve müzik bu kapalı sahada çalınmaktaydı. Sohbet etmek isteyenler ise açık mekánlara doğru oturup müziği uzaktan dinlemekteydiler.

ANLAYAN VARSA ANLATSIN

Diskotek sahiplerinin ve gençlerin eğlencesine mani olmak istemiyorum ama örneğin Hammam denilen eğlence yeri ikametgáhlardan uzakta olduğu için eminim kimseyi rahatsız etmiyordur. İşte değerlendirilmesi gereken yerler, böyleleridir.

Rahatsız edici derecede yüksek sesle müzik dinlemenin mantalitesini anlayamamaktayım. Anlayanlar varsa, bana anlatsınlar. Gürültü yapmak, her işi gürültülü yapmak galiba Orta Şark'taki memleketlere ait bir özellik.

Mani olamadığı gürültü yüzünden kendi evini terk edip uzaklara kaçan Ahmet Ertegün, yerden göğe kadar haklıdır.


Sevgi'nin Diviti
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Peki onlar Kopenhag'da var mı?
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Tecavüzün şakası olur mu be adam
 
    Abdülkadir Küşin
  Vergi Yasası ortada kaldı
 
    Ali Atıf BİR
  Tayyip'ten değil geç kalmaktan kork
 
    Ayşe ARMAN
  Bir daha gen. yay. müd'le asla!
 
    Ayşe  ÖZEK KARASU
  Biri mikrobiyologları mı öldürüyor
 
    Bekir COŞKUN
  Her orman yandığında tutuşurum...
 
    Doğan HIZLAN
  Depremi anmalarda değil sayfalarda hatırlayalım
 
    Doğan ULUÇ
  Şişirilmiş yıldızlar malı götürüyor
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Ormanlar yanarken
 
    Ercan KUMCU
  Neyin kavgası yapılıyor?
 
    Erkan ÇELEBİ
  Aycell: 'Oh' dedirten kampanya bize zarar değil, kár getiriyor
 
    Ferai TINÇ
  Üzümler ne diyor
 
    Gila BENMAYOR
  Kara bulut geliyor gökyüzünü yara yara
 
    Hadi ULUENGİN
  Yaz yağmuru
 
    Yurtsan ATAKAN
  Oohhh aman offff!
 
    Muharrem SARIKAYA
  CHP pusulası Derviş'e göre mi dönecek?
 
    Murat BARDAKÇI
  Kerkük’ün farkına 80 yıl sonra vardık
 
    Pakize SUDA
  İkinci ‘‘bir bölen’’
 
    Tuğrul ŞAVKAY
  Bremen Mızıkacıları’nın birası
 
    Uğur CEBECİ
  Geleceğin uçağını kim yönetecek?
 
    Yalçın BAYER
  Basra harap olduktan sonra
 
    Mehmet YAŞİN
  Harput’ta bir Amerikalı
 
    Özdemir İNCE
  Türkiye'nin yeni seçmene ihtiyacı var!
 
    Oğuz ARAL
  Beni niye rahat bırakmıyorlar?
 
    Korkut GÖZE
  Geç de olsa...
 
    Vedat OKYAR
  Dün akşam için iyi
 
    İbrahim Bilik
  Puro buzdolabında saklanır mı?
 
    Serdar TURGUT
  Ben de sanattan anladığımı sanırdım
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com