|
Gazetenin de, gazete yazarlarının da, nabzı tutulan seçmenlerin de adı gerekmez!
Belli bir zihinsel yapıyı temsil eden yanıtları genelleştirebileceğimiz için, adları yok ederek, değiştirerek aktarıyorum:
'Mezekçi köyü eski muhtarı Dülab Közlü, 'Eskiler gitmeli...Yenilere oy vereceğiz' diyor. 'Yani İsmail Cem - Kemal Derviş mi?' diye sorunca itiraz ediyor. 'İsmail Cem'in nesi yeni? Derviş dışardan geldi. Sıkışırsa kaçar. Biz kaçacak yeri olmayan yenileri arıyoruz...' 'Kimleri yani?' diye sorunca da, 'Hocam ben Kürt'üm ya kendime veririm, kendime vermezsem dinime veririm' cevabını veriyor.'
*
Türk toplumunun en madrabaz kesiminden bir 'Çarıklı Erkán-ı Harb' olan Dülab Közlü haklıdır diyelim: Tamam, İsmail Cem ve arkadaşları yeni değil eski! Peki, CHP'den ayrılarak 7 Ocak 1946'da Demokrat Parti'yi kuran Mahmut Celal Bayar (1883-1986), Adnan Menderes (1899-1961), Refik Koraltan (1889-1974), Fuat Köprülü (1890-1966) eski miydi yoksa yeni miydi? DP'yi kurduklarında, CHP'nin bakanlık ve başbakanlığını yapmış olan Mahmut Celal Bayar (1883-1986) 58 yaşındaydı; 1931 yılında CHP milletvekili seçilen Adnan Menderes 47 yaşındaydı; birinci TBMM'ne Konya milletvekili seçilen Refik Koraltan 57 yaşındaydı; 1935'te CHP Kars milletvekili olan Mehmet Fuat Köprülü ise 56 yaşında idi. Partilerini kurduktan sonra eleştirileriyle canına okudukları CHP'nin bütün günah çorbalarında tuzları vardı. Ama DP ile yepyeniydiler! YTP hareketi DP hareketine benzemiyor mu? Demek ki cambaz çadırından sinemaya geçip 24 saatte yıldız olmaya benzemiyor politikacılık. Yeni bir şey söyleyen, yeni bir programı olan, yeni bir politika öneren her politikacı yenidir. Bu bakımdan İsmail Cem'in Celal Bayar ya da Adnan Menderes'ten bir farkı yoktur. Durum çokbilmişlerin dikkatine sunulur!
*
Eski Muhtar, kaçacak yerleri olmadığı için HADEP'lilere ya da AKP ile SP'ye oy verecekmiş. Neden? Kürt ('Kürt kökenli' demek istiyor) olduğu için HADEP'e, müslüman olduğu için de AKP ya da SP'ye verecekmiş oyunu. Çünkü Derviş dışardan geldiği için kaçarmış... Sıkıştıkları zaman HADEP'lilerin ne yapacağını bilemem... Milli Görüş lideri Erbakan'ın ise 12 Mart'ta İsviçre'ye sıvıştığını biliyoruz.
Bu nedenle: Etnik, dinci ve sanrılı dürtülerle karar veren Dülab Közlü türünden seçmenlerin oy vereceği seçim için 'Olmaz olsun!' diyorum.
*
Aynı kentten bir seçmen adayı Kemal Derviş'i şöyle tanımlıyor:
'Annesi Alman, babası Arnavut, karısı Amerikalı. Böyle birinin bize ne hayrı dokunacak ki?'
Aynı kentten bir üniversite öğrencisi konuşuyor:
'O zaman İsmail Cem de Selanikli, dönme, damadı Iraklı, gelini Brezilyalı...'
Demek ki Kemal Derviş ile İsmail Cem 'karışık' oldukları için 'defolu' oluyorlar. Bir zamanlar, günümüz Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında kalan Selanik'te doğmuş olduğu için Mustafa Kemal'in de seçilme hakkını elinden almak istemişlerdi.
Konuşmanın geçtiği kentin günümüzdeki içler acısı durumunu düşününce, aklıma (aynı mantıkla) şöyle bir soru geliyor: Acaba her seçimde dönmelere, melezlere, kanı bozuklara mı oy verdiler?
Başka bir soru: Kendilerini çamurdan kurtarıp hamallık olsun iş bulacağını ileri sürdükleri liderin şeceresini araştırdılar mı? Onda da belki bir karışıklık vardır.
Başka bir soru: Politikacıları 'at' sanan bu eski seçmenler kendi soylarını araştırdılar mı acaba? Bakarsınız kendi ataları arasında da bir dönme, bir muhacir vardır. Burası 'Kavimler Kapısı' Anadolu, hiç belli olmaz!
*
Herkes liderler ve politikacılar arasında yeni yüzler arıyor, ama Türkiye'nin gerçek sorunu bu değil! Türkiye'nin yeni, yepyeni seçmene ihtiyacı var! |