|
HERKES çağrıda bulunuyor.
‘‘Gelin birleşelim.’’
Nerede, nasıl, ne zaman?
Belli değil. Çocukluğumuzda evcilik oynarken ‘‘Bize de buyurun’’ derdik sözde komşularımıza. Lakin gelen giden olmazdı. Zira o arada ya başka oyuna geçer, ya eve çağrılırdık annelerimiz tarafından. Ortada kalırdı ‘‘Bize de buyurun’’ lafı.
En son Çiller de çağrıda bulunmuş.
Kime? Öyle, ortaya.
Sanki misal ANAP kalkıp tak kapı DYP'ye gidecek: ‘‘Buyur ablacım, bizi mi emretmiştin?’’
Öyle çağırmakla olsa...
Gördük işte, Derviş paraladı kendini de olmadı.
Zaten olmayacağını tahmin etmiyor muyduk?
Şurada kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz.
Sol birleşemez.
Kaç solcu varsa o kadar da fikir olduğundan, birininki ötekininkine uymadığından, 12 Eylül öncesinde okullarda sağcılarla dövüştükleri kadar birbirleriyle de dövüştüklerinden değil. Zira bu dediklerim daha ziyade gençlikte oluyor. 40 yaşından sonraysa artık ideoloji falan kalmıyor.
Şimdi ortada paylaşamadıkları daha somut şeyler var.
***
Ha, bir kere birleştiler, haklarını yemeyeyim.
Murat Karayalçın kalktı Deniz Baykal'la birleşti. Hem de Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı'yken. Hem de Baykal'ın CHP'sinin oy oranı Karayalçın'ın SHP'sinden daha düşükken, CHP'nin çatısı altında.
O zamanlar dünyanın sonunun geldiğini düşünmüştüm.
Ne olmuştu da, böyle bir alicenaplıkta bulunmuştu Karayalçın? Büyüye inansam ‘‘Baykal büyü yaptı’’ diyecektim.
Herhalde o zamanlar da şimdiki gibi memleketin kurtuluşu solun birleşmesine bağlanmıştı, Karayalçın da baskılara dayanamamıştı.
Bu hareketiyle tarihe geçebilirdi Karayalçın ancak ne yazık ki tarihe karıştı. Heykeli dikilecekken defteri dürüldü. Hadi orası siyaset sahnesidir, her şey olur diyelim, vatandaşın da müteşekkir olduğunu duymadım hiç.
Baykal'a da yaramadı zaten. Hüsranla neticelenen seçim sonrası evine çekildi, biliyorsunuz.
***
Diyeceğim, şimdi yine bir kamuoyu baskısı var ya, ‘‘Sol birleşsin’’ diye... Bence birleşmesinler. Birleşince hepten yok oluyorlar. Haliyle memlekete de bir hayırları dokunamıyor. Şekil A'da görüldüğü gibi.
Birleşmeyince büyüyorlar. Bu da tecrübeyle sabit. Ecevit'e sırf bu nedenle, yani birleşme konusunda Nuh deyip peygamber dememesi nedeniyle, ‘‘Bir bölen’’ dememiş miydik o zamanlar?
Sonra ne oldu o ‘‘Bir bölen’’e? Azmetti, birinci parti oldu, iktidara geldi.
Bizim hafızamız zayıf olabilir ama demek ki İsmail Cem'inki değil.
Neden birleşsin de ‘‘ikinci Karayalçın’’ olsun?
Ecevit olmayı tercih etti. Yanında Hüsamettin Özkan'ı bile var. Bir tek Rahşan Hanım eksik. Onun yerine o zamanlar Ecevit'te olmayan bir şey var. Arkasındaki rüzgár.
MIŞ-MUŞ
Evli erkekler uzun yaşıyormuş.
Kadın ‘‘Bir yere gidemezsin’’ deyince, ne yapsınlar?
*
Ürdün Kralı Abdullah, dinciler geliyor diye seçimi ertelemiş.
İttifak diye bir şeyi bilmiyorlar zahir.
*
Derviş'in YTP'yi değil de CHP'yi tercih etmesi Ecevit'i şaşırtmış.
Neyse sadece şaşırmış, ‘‘Sindiremedim’’ de diyebilirdi. |