18/08/2002 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Yazarlar
18.08.2002
Doğan ULUÇ
Şişirilmiş yıldızlar malı götürüyor
  
doganuluc@aol.com
 

Sabahları çöp toplayan temizlik işçisinden üniversite profesörüne kime sorsanız aldığı paranın azlığından şikayet eder. Peki ücretinin, maaşının fazla olduğunu söyleyene rastladınız mı? Ben rastlamadım.

Kelly Ripa geçenlerde ‘‘Bizim iş kolunda herkese çok para ödeniyor. Ben dahil’’ diyerek dikkatleri üstüne çekti. Kelly ABC TV'de Regis Philbin ile sabahları sohbet şovuna çıkan bir aktris. Minyon yapılı cıvıl cıvıl genç kadın aynı zamanda ‘‘All My Children’’ dizisinin yıldızı. Bu iki programdan yılda kazandığı 1.4 milyon dolar.

‘‘Aşağısı sakal, yukarısı bıyık’’ kaygısı olmadan aklından geçeni dobra dobra söyleyen Kelly, West Wing dizisinde haftalığı 300 bin dolara çıkarılmadığı için istifa eden aktör Rob Lowe'a da alaycı gönderme yapıyor: ‘‘Bir aktör haftada bu kadar para ile nasıl geçinir?’’ Akabinde ciddileşip program arkadaşı Regis'in sekiz milyon dolarlık ücretinin yüksekliğini de eleştirerek ‘‘Bu parayla on aktörün maaşı ödenir’’ diyor.

Sinema ve televizyon sanayiinde yıllardır kafamı işgal eden bir konu bu. Amerika'da her şey aile boyu. Ülke yaşamı bir rakam cümbüşünde. Hollywood alemini yönetenler göğsü iri, kalçası dolgun, gözleri büyüleyici diye ailesi dışında kimsenin tanımadığı ‘isimsiz’lere yatırım yapıyorlar. İlkin ‘yeni kişilik’ süreci başlıyor. Kulağa hoş gelen isimler seçiliyor. Ardından makyaj ustası, saç stilisti, masaj, egzersiz uzmanı, iyi konuşma hocası devreye giriyor. Basın sözcüleri gizemli yaşam geçmişi düzenleyerek sinema yazarlarına malzeme sağlıyor. Yoğun reklam ve tanıtım kampanyalarıyla şişirilen süslü yıldızlar perdeye, ekrana getiriliyor. Sinemaseverler bir süre sonra ahuya dönüşen yapay güzelleri iç çekerek izlemeye başlıyorlar.

Yaz başında Soho'da bir galeri ziyaretinden çıktığımda yanımdaki arkadaşım kolumu dürterek ‘‘Bak kim geliyor?’’ dedi. Aksi istikamette hasır şapkası öne eğik, sıcağa rağmen pardesüsü lastik ayakkabısı üstüne inen genç kadını tanımaya çalıştım ama çıkaramadım. Boynunda çaprazlama asılı şişkin çantasıyla bir evsize benziyordu. Arkadaşım ‘‘Julia Roberts’’ deyince ağzım açık kaldı. Julia Roberts film başına yirmi milyon dolar kazanan ilk kadın oyuncu. Erkeklerin düşüne giren cazibeli bir kadın. Kılık kıyafet evlere şenlik. Yüzünde makyajı, ara ki bulasın! Rahatça dolaşmak için tanınmayacağı görünüme girmiş. Yani doğal haline.

Aklıma gerçek bir Marilyn Monroe olayı geliyor. Sinemanın gelmiş geçmiş en ünlü seks sembolü M.M. özel fotoğrafçısı Bert Stern'i arayıp ‘‘Yalnızım, bir içkiye gelsene’’ diyor. Bert ‘‘Bir dostumun partisine davetliyim, seni de götüreyim’’ teklifinde bulunuyor. Birlikte davete gidiyorlar. Kapıyı açan ev sahibinin elini sıkan seksi yıldız kendisini tanıtıyor: ‘‘Merhaba, ben Marilyn.’’ Adam saçları çift at kuyruğu, çilli yüzü makyajsız, yün kazak ve blucinli kadını yukardan aşağı süzmesine rağmen tanımıyor: ‘‘Marilyn ne?’’ Şöhretli yıldız tedirgin, ekliyor: ‘‘Marilyn Monroe.’’ Ev sahibi kahkahayla karşılık veriyor: ‘‘Aman ne güzel, ben de Clark Gable'ım.’’

Geçen hafta yeni sevgilisi aktör Ben Affleck'i annesiyle tanıştırmaya giden sinemanın yeni seks ilahesi Jennifer Lopez evden çıkışta bir fotoğrafçıya yakalandı. Ertesi gün yayımlanan resmini hayranları tanımakta hayli zorlandı. Marilyn örneğinde, Julia Roberts'la karşılaşmamızda olduğu gibi J'Lo da kamera karşısına hazırlıksız çıkmıştı. Silikonlarını çekip alın, boya sarışını kısa boylu Pamela Anderson'ı da bir süpermarkette tanıyan olmaz.

Sinema aleminin allanıp pullanmış yıldızlarının dış görünüşlerini eleştirmede haksızlık etmiyorum. Ortada bir gerçek var. Bu süslü bebeklere ödenen astronomik ücretlere gönlüm razı olmuyor. Cameron Diaz'ın film başına son fiyatı 40 milyon dolar. Jennifer Lopez 37 milyon, Sandra Bullock 30 milyon, Nicole Kidman 15 milyon, isimleri size fazla aşina gelmeyen Lisa Kudrow 26 milyon, Courtney Cox 24 milyon dolar. Bu şöhretlerin yaptığı iş kaç paralık? İnsanlar sinemada güzel yüzler, seksi vücutlar seyretmek istiyor. Bunun farkında olan filmciler özel hayatında vasat görünüme sahip kadınları süsleme tekniğiyle güzelleştirip seks sembolüne dönüştürüyorlar. Oysa kamera karşısında doğal haliyle rol kesmeye kalksalar millet filmin yarısında çeker gider. Kimsenin parasında pulunda, aldığı ücrette gözümüz yok ama iki saatlik film başına ödenen milyonlarca doları oldukça aşırı buluyorum.

Görevini her gün kelle koltukta sürdüren New Yorklu aile babası polisin yıllık maaşı 49 bin dolar. Haftada 70 saat çalışan stajyer doktor 44 bin dolar, 16 yıl eğitim görmüş okul öğretmeninin en yüksek maaşı 70 bin dolar, gece karanlığında hastalara bakan hemşireninki ise 51 bin dolar. Yani bir öğretmen yüz yıl çalışsa Sandra Bullock'un bir filmden aldığı parayı kazanamaz. ‘‘Bize çok para ödeniyor’’ diyen Kelly Ripa bir yarayı deşti. Birilerine haksızlık edildiği muhakkak.


Doğan ULUÇ
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Peki onlar Kopenhag'da var mı?
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Tecavüzün şakası olur mu be adam
 
    Abdülkadir Küşin
  Vergi Yasası ortada kaldı
 
    Ali Atıf BİR
  Tayyip'ten değil geç kalmaktan kork
 
    Ayşe ARMAN
  Bir daha gen. yay. müd'le asla!
 
    Ayşe  ÖZEK KARASU
  Biri mikrobiyologları mı öldürüyor
 
    Bekir COŞKUN
  Her orman yandığında tutuşurum...
 
    Doğan HIZLAN
  Depremi anmalarda değil sayfalarda hatırlayalım
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Ormanlar yanarken
 
    Ercan KUMCU
  Neyin kavgası yapılıyor?
 
    Erkan ÇELEBİ
  Aycell: 'Oh' dedirten kampanya bize zarar değil, kár getiriyor
 
    Ferai TINÇ
  Üzümler ne diyor
 
    Gila BENMAYOR
  Kara bulut geliyor gökyüzünü yara yara
 
    Hadi ULUENGİN
  Yaz yağmuru
 
    Yurtsan ATAKAN
  Oohhh aman offff!
 
    Muharrem SARIKAYA
  CHP pusulası Derviş'e göre mi dönecek?
 
    Murat BARDAKÇI
  Kerkük’ün farkına 80 yıl sonra vardık
 
    Pakize SUDA
  İkinci ‘‘bir bölen’’
 
    Tuğrul ŞAVKAY
  Bremen Mızıkacıları’nın birası
 
    Uğur CEBECİ
  Geleceğin uçağını kim yönetecek?
 
    Yalçın BAYER
  Basra harap olduktan sonra
 
    Mehmet YAŞİN
  Harput’ta bir Amerikalı
 
    Özdemir İNCE
  Türkiye'nin yeni seçmene ihtiyacı var!
 
    Oğuz ARAL
  Beni niye rahat bırakmıyorlar?
 
    Korkut GÖZE
  Geç de olsa...
 
    Vedat OKYAR
  Dün akşam için iyi
 
    İbrahim Bilik
  Puro buzdolabında saklanır mı?
 
    Sevgi'nin Diviti
  Gürültü kirliliği, ezanın yozlaşmasıyla başladı
 
    Serdar TURGUT
  Ben de sanattan anladığımı sanırdım
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com