18/08/2002 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Yazarlar
18.08.2002
Ayşe  ÖZEK KARASU
Biri mikrobiyologları mı öldürüyor

Ölümler zinciri ilk bakışta Agatha Christie romanlarını hatırlatıyor. Şarbon, çiçek ve ebola virüsü üzerinde araştırmalar yapan mikrobiyologlar, dünyanın çeşitli yerlerinde, şüpheli şekillerde birer birer ölüyor.

Tam da 11 Eylül sonrasında, ABD'nin şarbon paranoyasına kapıldığı günlerde başlıyor ölümler zinciri. Normalde kimsenin dikkatini çekmeyecek bu münferit ölümler, internette bir araya gelip adres adres gezmeye başlıyor. Laboratuvarlara kadar ulaşıyor. Mikrobiyologlar arasında bir panik rüzgarı esiyor: ‘‘Acaba sıra bende mi?’’ Komplo teorisyenlerine göre bu ölümlerde kumpas kokusu var. İstatistikçilere göre ise tamamen rastlantı...

Herşey Ian Gurney adlı İngiliz yazarın işgüzarlığıyla başlıyor. Gurney, Cassandra'nın Kehanetleri adlı kitabında, İncil'deki işaretlerden yola çıkarak Kıyamet Günü'nün 2023 yılında geleceğini iddia ediyor. İkinci kitabını ise nükleer ve biyolojik silah tehlikesi üzerine yazmaya karar veriyor. 11 Eylül'den hemen sonra bu konuda araştırma yaparken Yahoo sitesinden bir ‘acil haber’ talebinde bulunuyor. İçinde ‘mikrobiyolog’ sözcüğü geçen her haberin kendisine gönderilmesini istiyor.

Ve Gurney'in bilgisayarına art arda acil haber uyarıları düşmeye başlıyor.

Bilim haberlerinin arasında mikrobiyolog ölümleri... Bir, iki, üç derken sayıları 11'i buluyor. Bunun üzerine Gurney, ‘‘Bulaşıcı hastalıklar, DNA analizi ve şarbon alanında dünya çapında ün kazanmış uzmanlar birer birer ölüyor ya da kayboluyor’’ diye bir makale yazıp, UFO'lara, dünya dışı varlıklara kafayı takmış internet sitelerine gönderiyor. Böylece yeni bir komplo teorisi internette dolaşıma çıkıyor. Hatta bazı gazetelerin ‘garip ama gerçek’ köşelerine konu oluyor.

Ölümler zinciri Miami Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Benito Que ile başlıyor. AIDS gibi bulaşıcı hastalıklar konusunda uzman bir biyolog olan Que, dört erkek tarafından başına beyzbol sopasıyla vurularak öldürülüyor.

Ardından, şarbon, HIV, çiçek virüsü ve ebola uzmanı Harvardlı biyolog Don Wiley, Memphis'te kayboluyor. Bir nehir köprüsü üzerinde terkedilmiş aracının bulunmasından bir ay sonra, cesedi de 500 m. ötede ortaya çıkıyor.

Hemen ertesi hafta, Sovyet füzelerini biyolojik silaha dönüştüren Vladimir Pasechnik Londra'da sokak ortasında aniden ölüyor. Pasechnik'in ölümünden önce ABD'li yetkililerle şarbon konusunda görüş alışverişinde bulunduğu biliniyor.

Rus mikrobiyolog Victor Korşunov, Moskova'daki evinin yakınlarında başına aldığı darbeler sonucu; İngiliz uzman Ian Langford da Norwich'teki evinin yakınlarında, belden aşağısı çıplak ve bir sandalyeye bağlanmış vaziyette ölü olarak bulunuyor.

San Jose'de mikrobiyolog olarak çalışan Tanya Holzmayer, pizzacı çocuk geldi zannederek evinin kapısını açtıktan sonra eski bir meslektaşının sıktığı yedi kurşunla can veriyor.

Antarktika'da mikroplar üzerine çalışmalar yapan David Wynn-Williams, Cambridge'de evinin yakınlarında jogging yaparken bir aracın çarpması sonucu ölüyor.

Grip uzmanı Steven Mostow da Denver yakınlarında kendi kullandığı uçağının düşmesi sonucu hayata veda ediyor.

ABD'li DNA analizi uzmanı Robert Schwartz çiftlik evinin mutfağında kılıçla öldürülmüş ve ensesine bir çarpı çizilmiş vaziyette bulunuyor.

MADALYONUN ÖBÜR YÜZÜ

Aynı gün Avustralya'da, Set Van Nguyen adlı bilimadamı, Bilim ve Araştırma Kurumu'nun hayvan hastalıkları bölümünün deposunda boğularak ölüyor.

Gurney'in perspektifinden bakıldığı takdirde bu ölümlerin her biri gerçekten şüpheli görünüyor. Biyolojik terör korkusunun hüküm sürdüğü bir ortamda, ne kadar mikrop uzmanı varsa hepsini ortadan kaldırmaya yönelik bir komplo kokusu çıkıyor. Ancak Gurney'in ustalıkla gizlediği ya da saptırdığı bazı küçük ayrıntılar farklı sonuçlar veriyor. En azından polis kayıtları böyle diyor.

Örneğin birinci ‘maktul’ Que, mikrobiyolog değil, laboratuvar teknisyeniydi. Şarbonla hiç ilgisi yoktu ve potansiyel kanser ilaçları üzerine araştırma yapıyordu. Ayrıca yüksek tansiyonu vardı. Son nefesini verdiği sokakta çocuklar beyzbol oynuyordu. Ancak kimse kafasına vurmamıştı. Çünkü vücudunda tek bir yara bere izi yoktu.

Memphis'te bir köprü üzerinde terkedilmiş aracı bulunan Wiley'in ise epilepsisi vardı. Köprü korkuluklarına vurduktan sonra aracını kontrol etmek üzere aşağı inmiş ve hızla geçen kamyonların yarattığı hava akımı sonucu, belki de bir nöbet geçirip köprüden düşmüştü.

Londra'da aniden ölen Pasechnik ise felç geçirmişti. Schwartz'ın feci ölümüyle ilgili olarak ise bilimadamının kızı ve kızının arkadaşları tutuklanmıştı. Uzman bir mikrobiyolog olarak tanıtılan Nguyen'in ise çiçek virüsüyle filan ilgisi yoktu. Kendisi teknik personeldendi ve bulunduğu odada teknik bir arıza yüzünden azot birikmesi sonucu boğulmuştu.


RASTLANTILARDAN KOMPLO TEORİSİ ÜRETMEK


Psikologlara göre insan beyninin en önemli özelliklerinden biri rastlantılardan komplo teorisi üretmek. Korku iklimi hakim olduğu zaman komplo üretim katsayısı da artıyor. 11 Eylül terör eylemleri sonrasında, kulelere çarpan uçakların sefer ve yolcu sayılarını toplayıp çıkararak bulunan 11 rakamı da bunun bir örneği.

Nette dolaşımda bulunan bir başka rakamsal rastlantı örneği de Kennedy ve Lincoln suikastlarıyla ilgili.

ABD'nin bu iki başkanı 100 yıl arayla seçiliyor. İki başkanın saldırganları 100 yıl arayla doğmuş (aslında 101 yıl). Her ikisinin yerini Johnson isimli başkanlar alıyor. Ve bu iki Johnson da 100 yıl arayla doğmuş. Hem Kennedy, hem de Lincoln'ün adında 7 harf var; her ikisinin halefinin tam adı da 13 harfli. Saldırganlarının tam adı da toplam 15 harf. Lincoln tiyatroda vurulmuş ve saldırganı bir depoya kaçmıştı. Kennedy ise bir depodan vurulmuş ve saldırganı tiyatro salonuna kaçmıştı. Lincoln'ün Kennedy adında bir sekreteri vardı (aslında sekterlerinin adı John Nicolay ve John Hay'di) ve suikasta uğradığı gün tiyatroya gitmemesi için başkanı uyarmıştı. Kennedy'nin de Lincoln adında (doğru, adı Evelyn Lincoln'dü) bir sekreteri vardı ve suikast günü Dallas'a gitmemesi için uyarıda bulunmuştu.


İSTATİSTİKÇİ GÖRÜŞÜ


İstatikçilere göre üç-beş ay içinde 11 bilimadamının ölmesi hiçbir şey ifade etmiyor - ki ölenlerin tamamı mikrobiyolog da değil. Sadece Amerikan Mikrobiyoloji Derneği'nin 41 bin üyesi var. Normal zamanda rastlantı şeklinde algılanmak bir yana, dikkat bile çekmeyecek bu 11 ölüme komplo damgası vurulması tamamen 11 Eylül sonrasındaki korku ikliminden kaynaklanıyor.


MİKROBİYOLOG GÖRÜŞÜ


Sovyetler'den ABD'ye iltica eden ve ülkenin en önde gelen mikrobiyologlarından olan Ken Alibek de mikrobiyologlara yönelik komplo teorilerini kesinlikle reddediyor. Dünyanın sayılı biyolojik silah uzmanlarından biri olan Alibek, ölenlerin çoğunun bu silahlarla ilgisi olmadığını belirttikten sonra şunu ekliyor: ‘‘Ortada bir komplo olsa önce beni öldürmeleri gerekirdi.’’

  
akarasu@hurriyet.com.tr
 

Ayşe  ÖZEK KARASU
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Peki onlar Kopenhag'da var mı?
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Tecavüzün şakası olur mu be adam
 
    Abdülkadir Küşin
  Vergi Yasası ortada kaldı
 
    Ali Atıf BİR
  Tayyip'ten değil geç kalmaktan kork
 
    Ayşe ARMAN
  Bir daha gen. yay. müd'le asla!
 
    Bekir COŞKUN
  Her orman yandığında tutuşurum...
 
    Doğan HIZLAN
  Depremi anmalarda değil sayfalarda hatırlayalım
 
    Doğan ULUÇ
  Şişirilmiş yıldızlar malı götürüyor
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Ormanlar yanarken
 
    Ercan KUMCU
  Neyin kavgası yapılıyor?
 
    Erkan ÇELEBİ
  Aycell: 'Oh' dedirten kampanya bize zarar değil, kár getiriyor
 
    Ferai TINÇ
  Üzümler ne diyor
 
    Gila BENMAYOR
  Kara bulut geliyor gökyüzünü yara yara
 
    Hadi ULUENGİN
  Yaz yağmuru
 
    Yurtsan ATAKAN
  Oohhh aman offff!
 
    Muharrem SARIKAYA
  CHP pusulası Derviş'e göre mi dönecek?
 
    Murat BARDAKÇI
  Kerkük’ün farkına 80 yıl sonra vardık
 
    Pakize SUDA
  İkinci ‘‘bir bölen’’
 
    Tuğrul ŞAVKAY
  Bremen Mızıkacıları’nın birası
 
    Uğur CEBECİ
  Geleceğin uçağını kim yönetecek?
 
    Yalçın BAYER
  Basra harap olduktan sonra
 
    Mehmet YAŞİN
  Harput’ta bir Amerikalı
 
    Özdemir İNCE
  Türkiye'nin yeni seçmene ihtiyacı var!
 
    Oğuz ARAL
  Beni niye rahat bırakmıyorlar?
 
    Korkut GÖZE
  Geç de olsa...
 
    Vedat OKYAR
  Dün akşam için iyi
 
    İbrahim Bilik
  Puro buzdolabında saklanır mı?
 
    Sevgi'nin Diviti
  Gürültü kirliliği, ezanın yozlaşmasıyla başladı
 
    Serdar TURGUT
  Ben de sanattan anladığımı sanırdım
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com