11/08/2002 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Pazar
11.08.2002
Serdar TURGUT
Bu olay komik mi yahu!

BİR hafta kadar önce New York'ta acayip bir fırtına oldu.

Korkunçtu hava, şimşekler çakıyor, patlama sesleri oluyordu.

Şimdi böyle bir durum olunca rasyonel bazı adımları atmanız gerekir, değil mi?

Mesela öylesine şimşek çaktığı durumlarda sırf fazla ıslanmayayım diye büyük bir ağacın altında durmamanız gerekir.

Veya evin damında uydu anten varsa, dama çıkıp buna sevgiyle sarılmak da hatalı olabilir.

Tamam uydu bağlantınızı seviyor olabilirsiniz de bu sevginizi fırtına dindikten sonra göstermenizde büyük yarar var bence.

Yani bazı şeyler var ki bunları bilmek için çok akıllı olmak gerekmiyor, içgüdüyle davransanız bile riskleri minimize edebiliyorsunuz.

Tabii ki riskten tamamen kurtuluş yok, alın yazısı denilen şeyde yazıyorsa, ne kadar tedbir alırsanız alın, başınıza gelecek gelecektir de, alnınızda zaten yazılı olanlara elinize kalemi alıp bir de kendinizden eklemeler yapmanın anlamı yok değil mi ama?

*

Şimdi biliyorum ‘‘evet’’ diyorsunuz bunlara ama ne yazık ki herkes bu kanıda değil.

Örneğin o akşam olan bitenlere bir bakalım.

Şimşekler çakıyor, patlamalar oluyor, yıldırım düşmesi an meselesi bu açıkça görülüyor.

Mantık kuralları diyor ki yıldırım bir bölgeye düşecekse o bölgedeki en yüksek nokta riskin en fazla olduğu yerdir.

Manhattan'da Village'da bir genç adam o gece bu mantık kurallarını test etmeye kalkıştı.

Bulunduğu bölgede en yüksek bina olan altı katlı bir binanın damına çıktı.

Yanına kız arkadaşını da aldı.

Hakkında daha sonra yazılardan anlaşıldığı üzere adam bir mistikmiş.

Doğa olaylarındaki ruhani güzellikleri ararmış hep ve o gece olağanüstü yıldırımlara daha yakın olmak için dama tırmanmış.

Bunun romantik bir şey olduğunu da düşünüyor olmalı ki kız arkadaşı da yanında gayet tabii ki.

Ve kafasına da beyzbol şapkası giymiş.

Öyle yağmur yağıyor ki sokakları sel basıyor ve o şapkanın tek bir yararı da yok o sağanakta.

Tek yararı bir paratoner işlevini görmesi, çünkü beyzbol şapkasının içinde küçük madeni teller var şapka düz dursun diye.

*

Ve birden bir daha çakıyor oğlan ile kız el ele tabiatın temelinde yatmakta olan mistik güzelliği seyrederlerken.

Kız bayılıyor.

Uyandığında erkek arkadaşının ayılamadığını fark ediyor ve polis çağırıyor.

Polisle gelen sağlık ekibi genç adamın vücudunda iki delik olduğunu tespit ediyor.

İlk delik hálá daha kafasında durmakta olan beyzbol şapkasında. İkinci delik ise ayakkabısında.

Evet yıldırım aynen kafadan girmiş ve ayaktan çıkmış sevgili okurlar.

Net bir durum söz konusu, sadece iki delik var ve başka bir delil de yok ortada.

Uzmanlar 70 trilyon volt gücünde bir şokun söz konusu olduğunu söylüyorlar.

Anlayacağınız bütün bu olayda tek emin olduğum bilimsel gerçek oğlanın katiyen acı çekmeden ve dahası neler olduğunun farkında bile olamadan öldüğüdür.

*

O gece oğlan alın yazısına kendi el yazısıyla eklemeler yapmaya girişti ve başarılı da oldu.

Kısa hayatı boyunca sürdürdüğü mistik anlamları bulma girişimi, arayışları canlı paratoner olma ısrarı nedeniyle erken noktalandı.

New York Post gazetesi olayı ertesi gün ‘‘Mistik genç ölmeden önce yıldırımın güzelliğini gördü’’ diye verdi.

Haberi okuyunca muhabirlerin kendilerini tutarak olayı kaleme aldıklarını hissediyorsunuz çünkü daha çok espri yapacaklarmış da tepki çekerler diye engellenmişler gibi bir hava vardı yazılarında.

Aslında Almanların adetidir, başkalarının başına gelen felaketlerden mutlu olurlar, Amerikalılar ise öyle olmadıkları kanısındalar.

Ama bence yanılıyorlar kendileri hakkında çünkü bu olayı kendimden hiçbir şey katmadan bile kime anlattıysam güldü be birader!


Serdar TURGUT
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Tekelci vatanseverlik
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Yatağınızın altında birini bulursanız
 
    Ali Atıf BİR
  Sünnette ilişki pazarlaması
 
    Ayşe ARMAN
  Biz Efeerkil bir aileyiz
 
    Ayşe  ÖZEK KARASU
  21'inci Yüzyıl için ikinci manifesto denemesi
 
    Bekir COŞKUN
  Kaplumbağa
 
    Doğan HIZLAN
  Yaşar Kemal artık yalnız değil
 
    Doğan ULUÇ
  Plakamı hangi milyoner yapacak
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Derviş Bey'in istifası
 
    Ercan KUMCU
  İş güvencesi
 
    Erkan ÇELEBİ
  Telefonda ‘oh’ dedirten Aycell cazibesi
 
    Ferai TINÇ
  Mezopotamya'ya yolculuk
 
    Gila BENMAYOR
  Biri kamyoncuları duymuş olmalı Savaş rüzgarı tersine esiyor
 
    Hadi ULUENGİN
  Diplomatik...
 
    Yurtsan ATAKAN
  TRT’nin kaynanası TT-Net olsaydı
 
    Muharrem SARIKAYA
  Derviş'in yeni hedefi: Seçimi erteletip, MHP'siz hükümet kurmak
 
    Murat BARDAKÇI
  Kararsız dedesi, karar verene kadar kellesinden olmuştu
 
    Pakize SUDA
  Üzgünüm Ahmet
 
    Tuğrul ŞAVKAY
  Lager birası 2-3 derecede içilir
 
    Uğur CEBECİ
  Pilot yerine Uçuş Yöneticisi
 
    Yalçın BAYER
  Benim Almanyam Benim Türkiyem
 
    Özdemir İNCE
  ‘‘Ana Rahmine Haklı Düşen’’in zihinsel yapısı
 
    Oğuz ARAL
  Beceriksiz ihtiyar
 
    Bülent BOĞ
  Buz nasıl eriyor
 
    İsmail ER
  Tokat faktörü
 
    Korkut GÖZE
  Biraz bekleyin
 
    Vedat OKYAR
  İyi sinyaller gördüm
 
    İbrahim Bilik
  Bodrum'da purocular için avantajlar
 
    Sevgi'nin Diviti
  Seçimde Aziz Nesin’i aman gene haklı çıkarmayalım
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com