|
SİYASİ partiler ne için var? Belli bir siyasi görüşü iktidara getirmek ve ülkeyi o doğrultuda yöneterek esenliğe çıkmak için değil mi?
Bunu tek başına gerçekleştiremeyeceklerse, -Sayın Ecevit'in çok sevdiği bir deyimle söyleyelim- bir ‘‘uzlaşı’’ anlayışıyla yani ortak bir programı seçmene sunarak yapmalarında ne sakınca var?
Sayın Ecevit'in şimdi ‘‘evet’’ demekte zorlandığı öneri bu...
Ne var ki ötede zaman ilerliyor ve ‘‘evet’’ demeye karar verse bile artık imkán kalmamış olması da mümkün.
Anlaşıldığı gibi ‘‘partiler arasında bir seçim ittifakı yapma’’ önerisinden söz ediyoruz.
Bugün bizim Muharrem Sarıkaya'nın da yazdığı gibi konu belli ki özellikle ANAP ile DYP arasında ciddi ciddi görüşülmüş. DYP Genel Başkanı Tansu Çiller ‘‘uzlaşmak için önce kendisinin başbakanlığa getirilmesi için söz verilmesini’’ şart koşmuş.
Biz bu şartın -şimdi çok moda ya- ‘‘etik’’ açıdan değerlendirmesini yapmayacağız. Onun yerine Çiller'in önerdiği ‘‘iki turlu sistem’’i irdeleyeceğiz.
Biliyorsunuz, seçim hukukunun ülkemizdeki en iyi uzmanlarından biri Adalet Bakanlığı'ndan birkaç gün önce ayrılan Prof. Dr. Hikmet Sami Türk'tür.
Prof. Türk, ‘‘Türkiye için nasıl bir seçim sistemi?’’ konulu bilimsel bir bildirisinde, ‘‘iki turlu sistemin Fransa'da uygulandığını’’ belirttikten sonra bu uygulamanın ‘‘dar bölgeli seçim çevresinde’’ yani ‘‘tek adaylı’’ yarışmada yapıldığını vurguluyor.
Oysa Türkiye'de ‘‘nisbi temsil’’ sistemi uygulanıyor. Keza Sayın Çiller'in önerisinde ‘‘tek adaylı’’ seçim çevresi değil, şimdikine göre küçültülmüş ama yine de ‘‘çok adaylı’’ seçim çevresi esas alınıyor.
Dahası... Çiller ‘‘Geriye kalan dört partinin adayları ikinci turda yarışsın’’ diyor. Ama ‘‘Yüzde 10'luk seçim barajını aşan parti eğer o seçim çevresinde ilk dörde giremezse ne olacak?’’ sorusuna yanıt veremiyor.
Kaldı ki Türkiye'deki mekanizma, birinci oylama günü ile ikinci turun oylaması arasındaki bir haftalık süreye ikinci turun hazırlıklarını yetiştirmeye müsait değil... İki oylama arasını daha da uzatmanın yaratacağı sakıncalar ise inanılmaz derecede çok...
Bir nokta daha... İki turlu uygulamanın radikal partileri tasfiye etmesi hiç de kesin değil. Yani tam tersi de olabilir. O zaman bu iki turlu sisteme neden geçtik sorusuna ne yanıt verilir?
Kaldı ki Hikmet Sami Türk, ‘‘Ahlaki yönden de bu sisteme yöneltilen bazı eleştiriler vardır’’ diyor ve ‘‘İkinci tura ikiden çok aday katıldığı zaman, pazarlıklar sonucu diğer adaylar lehine çekilmeler, feragatler olur. Fransa'da bazı adayların çekilmeyi en yüksek fiyatı önerenlere sattıkları görülmüştür’’ diye ilave ediyor.
Düşünün siz... Siyasi hayatımızda ahlaksızlık az imiş gibi bir de milletvekilliğini satma usulünü getireceğiz... |