08/08/2002 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Gündem
08.08.2002
Emin ÇÖLAŞAN
Derviş Bey vakası
  
ecolasan@hurriyet.com.tr
 

DERVİŞ Bey Amerika'dan büyük ümitlerle transfer edilip ekonominin başına getirildi. Geliş nedeni ekonomiyi kurtarmak, düze çıkarmaktı. Bu görevi hangi ölçüde yerine getirdiğini doğrusu bilemiyoruz.

Acaba onun yerine bir başkası olsaydı ve biz yine IMF ile ilişkiye girseydik, vereceğimiz ödünler ve yapacağımız değişiklikler nedeniyle para alacak olsaydık, acaba o kişi farklı şeyler mi yapardı?

Derviş Bey Türkiye'ye geçen yıl ‘‘teknisyen’’ olarak geldi. Fakat hemen belli oldu ki, siyasete soyunacaktır. Bunu belki Amerika istiyordu, onu da bilemiyoruz.

Şortla yaptığı sabah gezintileri, halkın içine girmesi, genç ve özellikle ‘‘yeni’’ bir yüz olması, halkın siyaset esnafından büyük ölçüde bıkkınlığı, kendisine avantajlar sağladı...

Ve anımsayınız, Türkiye'de ‘‘erken seçim’’ lafını ilk kullanan da Derviş Bey oldu. Bunu MHP'den epeyce önce söyledi. Bir bildiği mi vardı? Amerika'dan tüyo mu almıştı?

***

Derviş Bey şu anda hükümetin bir bakanı. Ekonomi yine kendisine emanet. Ancak bu emanetle özellikle son haftalarda hangi ölçüde ilgilendiği de merak konusu... Çünkü o artık ekonominin değil, siyasetin göbeğinde.

Her gün parti kulislerinde, parti çalışmalarında.

Bazen ekonomiyle ilgili kesimlerle görüşüyor olsa da, niyetinin oralarda kendi adına siyaset yapıp ortam hazırlamak olduğu apaçık görülüyor.

Fakat siyasette partisini bir türlü bulamıyor. Arayışları sürüp gidiyor.

Ekonomiyi bıraktı, artık siyasetle uğraşıyor.

Başbakan Ecevit kendisine dolaylı ve dolaysız mesajlar gönderiyor ve böyle devam edecekse -ki edecek- hükümetteki görevini bırakmasını istiyor.

Derviş Bey bırakmıyor.

***

Eğri oturup doğru konuşalım. Ecevit bu konuda haklı. Üç ortaklı koalisyonun gerçi kendi değil sadece ismi kaldı ama bunun içinde dışarıdan bir dördüncü ortak gibi davranan Derviş Bey'in davranışları yakışık almıyor. En azından siyaset ahlakına sığmıyor.

Burada kendisini haklı çıkaracak bir tek olasılık var. O da şu: Türk hükümeti, IMF'ye ek niyet mektubu verdi. IMF bunun karşılığında bize 1,1 milyar dolar kredi verecek gibi. Bu kararın dün gece çıkmış olması gerekiyor. Çıkmadıysa bugün çıkacaktır. Bu mektubun altında Derviş Bey'in Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı olarak imzası gerekiyor. İmza sahibinin bakanlıktan ayrılması kredinin onayını tehlikeye düşürebilir... Ve Derviş Bey bu nedenle, Ecevit'le takışmayı da göze alarak hükümette kalıyor olabilir.

Eğer -en iyi olasılıkla- böyleyse, kredi onaylandığı anda, belki bugün, artık istenmediği hükümetten istifa etmesi gerekir. Siyaset ahlakı bunu gerektirir.

***

Ancak bu olasılığın karşı görüşü de var. Eğer Derviş Bey IMF kredisini bekliyor ve bu yüzden istifa etmiyorsa, bunu Başbakan Bülent Bey'in de bilmesi gerekir.

Derviş Bey bu durumu Bülent Bey'e anlatmış olmalıdır:

‘‘Adamlar niyet mektubunda ille de benim imzamı istiyor. Ortada köprüyü geçene kadar vaziyeti var. Kredi çıksın, hemen ayrılacağım.’’

Eğer aralarında böyle bir konuşma geçtiği halde Bülent Bey kamuoyuna ‘‘Artık bırakıp gitsin’’ mesajı veriyorsa, bu da bizdeki devlet yönetiminin ne kadar ciddiyetsiz olduğunun, kapalı kapılar ardında nasıl ikili oyunlar oynandığının, tavşana kaç tazıya tut siyaseti izlendiğinin somut göstergesidir... Ve her iki taraf için de ayıptır.

***



Bizim millet olarak huyumuzdur: İşin özüne asla inmeyiz ve birilerini hep kurtarıcı olarak görürüz. Huyumuz kurusun!

Şu anda iki kurtacımız oldu: Tayyip Bey ve Derviş Bey. Kerameti kendinden menkul olan birincinin yeri belli. O yükseklerde uçuyor ve ‘‘oyların yüzde 51'ine talibiz’’ diyor! Pek yakında ayakları yere basacak. Öteki ise yerini bulamadı, turlarını sürdürüyor! Konumu ilginç. O hem hükümette, hem muhalefette!

* * *

Bir not daha: IMF'ye verilmek üzere hazırlanan son niyet mektubu taslağında, Maliye Teftiş Kurulu'nun kaldırılacağı açıkça yazılıydı. Devletin en önemli denetim kurulunu kaldırmak, hortumlara yol vermektir. Türkiye'ye ihanettir. Son anda bazı çok önemli güçler devreye girdi ve bu cümle metinden çıkarıldı. Belgesi elimde. Bunu mektuba kim koymuştu? Böyle bir şey Derviş Bey'in bilgisi ve onayı olmadan yapılabilir miydi?


Emin ÇÖLAŞAN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  İki turlu seçim olabilir mi?
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Bu intikam duygusu felakete götürür
 
    Bekir COŞKUN
  Kaos...
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  İttifak; kendi himmete muhtaç bir dede!
 
    Doğan HIZLAN
  Ne kadar çok sesli müzik o kadar çok demokrasi
 
    Ercan KUMCU
  Yurt dışındaki yatırımcılar tedirgin
 
    Erdal SAĞLAM
  Bu borçla ucuz politika yapılmaz
 
    Fatih ALTAYLI
  Seçmenin intikam seçimi
 
    Dr. Gündüz TEZMEN
  Bana süt dokunuyor
 
    Hadi ULUENGİN
  Tatil bitsin de
 
    Muharrem SARIKAYA
  Gizli ANAP-DYP pazarlığı Yılmaz’ın eski borcuna takıldı
 
    Pakize SUDA
  Domatesin kilosu
 
    Yalçın BAYER
  Hisarcıklıoğlu: Her partiye eşit mesafedeyiz
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Ecevit ile iki saat...
 
    Serdar TURGUT
  Vahim bir gelişme üzerine
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com