|
HERHALDE sizler de hissediyorsunuzdur; Türkiye bir başka kaosa doğru sürükleniyor...
Seçimlerin, ne daha mutlu bir ülke, ne daha tutarlı-istikrarlı bir yönetim getirmesini kimse beklemiyor...
Şimdiden görür gibiyim:
Sandıktan bölük-pörçük çıkmış siyasi partiler... Belki üçlü-beşli koalisyon arayışları... Ortalıkta yine Tansu Çiller, Recai Kutan, Tayyip, İsmail Cem, Devlet Bahçeli bilmem ne...
Devletin yeniden üleşilmesi kavgaları...
Farkındayım; midesi bulanmakta olanlara oturmuş yemek tarifi yapar gibiyim...
Ama gerçek bu...
Yapılan yoklamalara, araştırmalara niçin bakmıyorsunuz?..
İşte; ne yapacağını bilemeyen seçmen, kendi canını kurtarmaya çalışan politikacılar, sıkıştırılmış seçim takvimi ve yine aynı Siyasi Partiler ve Seçim Yasası ile gidilen bir tuhaf seçim...
Bu kadar kötü şey bir araya gelir de, içinden iyi bir şey çıkar mı dersiniz?..
*
Bunun tüm günahı ve vebali Ecevit'indir...
Kendi durumunu ve gelinen yeri görüp, hırs ve inadını bir yana bırakıp, yasal düzenlemelerle birlikte bir makul erken seçime razı olsaydı, böyle bir baskın seçim olmayacaktı...
Ki bunun farkında...
‘‘Seçimlerden sonra rejim tehlikeye girecek...’’ demesi boşuna değil, insan kendi yaptığını bilmez mi?..
Biliyor...
*
Asıl sorun; Türkiye muhtemel kaosu taşıyamaz...
Ne bu ekonomi taşıyabilir, ne çok sabreden ve çok acı çeken bu toplum taşıyabilir...
Siyasetçiler ise hálá o derin gafletten uyanmadıklarına göre...
Ne yapacağız?..
Bence çok zor olsa da tek çözüm var:
Toplum artık kendi yazgısına el koymalı... Seçim, zaten sözün halka bırakıldığı yer değil mi?..
O zaman önümüzdeki günlerde hepimiz karar vermeliyiz...
Oyların küçük partilere gidip haram olmaması, adam gibi bir-iki partide toplanması için her birimiz birer görevli gibi çalışmalıyız...
Dilimizin döndüğü, gücümüzün yettiği kadar...
Kötü seçimlerin acısını, dönüp-dolaşıp seçmenin çektiğini anlatmalıyız...
Yoksa?..
Yoksa kaos... |