|
Ayşe ARMAN
İnsan neden şöhret olmak ister? Herşey elinin altında olsun, herşeye birden sahip olabilsin diye. Erkekse kadınlar, kızlar etrafında dolansın diye. Gak dediğinde içecekler, guk dediğinde yiyecekler önüne gelsin diye.
Nitekim şöhrete ulaşanların büyük çoğunluğu da böyle yaşıyor. Üstelik onların İlhan Mansız kadar yakışıklı olduğunu söylemek de haksızlık! Değiller yani. Fakat bu İlhan Mansız nereden, nasıl, ne biçimde geldiyse başka türlü bir yaratık. Bu çağda sadakatten söz ediyor, üç gündür bir kızla birlikte ve elini havalara kaldırıp ‘‘Ben artık bekar değilim’’ diyor. Yoksa numara mı yapıyor? İster inanın, ister inanmayın son derece samimi, o öyle biri. Buyrun kendi gözlerinizle görün...
Gazetelerde, televizyonlarda gördüğümüz İlhan Mansız siz misiniz?
- Yok, o ben değilim.
Peki o kim?
- Medyanın yarattığı bir karakter...
İster miydiniz o ‘‘karakter’’ olmak?
- Benim kişiliğime uymuyor ki o adam!
Neden? O İlhan Mansız fevkalade seksi, yakışıklı ve çekici biri...
- İyi de ben futbolcuyum, playboy değil! Dünya Kupası'nda gösterdiğim performans insanların hoşuna gitti. Başarı seksapeli arttırır. Ben de seksi oldum! Ama biraz abartılmıyor mu bu mesele?
Doğru ama sadece başarı da böyle bir durumu açıklamaya yetmez. Sizi seksi ve yakışıklı bulmamızın ana nedeni ne? Kaslar, saçlar, genel hava?
- Bilmem ki, galiba genel hava...
Ne var o havada?
- Ben söylersem ayıp olur. Bunu beni yakışıklı bulan kadınlara soracaksınız.
Bir kadın kadar üzerinize düşülmesi, ‘‘incitici’’ bir şey mi?
- İlgi görmekten sıkıldım diyecek halim yok. Üstelik değerini bilmek gerekir, bir gün küt diye kesilebilir. Ama bir de futbolcu olmayan İlhan Mansız var. E haliyle onun da bir özel hayatı oluyor. Her zaman mutlu ve kendini iyi hissetmiyor. Benim korkum, moralinin bozuk olduğu, huysuz olduğu bir gün, istemese de ters bir şey söyleyecek birilerine...
ALDATMA HUYUM YOK
Bazen kendinizi ‘‘seks objesi’’ konumuna indirgenmiş hissediyor musunuz?
- Yooo, insan karşısındakinin niyetini anlar, önlemini ona göre alır.
Ne yapıyorsunuz o niyetlerini anlayınca, tabanları yağlayıp kaçıyor musunuz?
- Zaten artık bekar değilim! Şu anda güzel bir ilişkim var. Üstelik ben sadık bir insanım. Monogamım. Kadınlardan gelen ilgi ve alaka artık beni şaşırtmadığı gibi ilgilendirmiyor da. Yanlış yollara sapmam zor yani!
Sevgiliniz kıskanıyor mu kadınların size bu kadar ilgi yapmasını...
- Ama bu normal değil mi? İlişkimiz çok yeni, çok taze, narin. Beni tanıdıkça güvenecek ve duyduğu kıskançlıktan eser kalmayacak. Çünkü gerçekten sadık bir adamım. Aldatma huyum yoktur.
Sizin konumunuzdaki erkekler genellikle kadınların geri kalan kısmından mahrum kalmamak için başka türlü konuşurlar...
- Demek ki onlara benzemiyorum. Yapı olarak duygusalım. Kız arkadaşlarıma hep sadık kaldım, insanlara tuhaf gelebilecek böyle prensiplerim var. Benimle ilgilenen pek çok kadının olması da bu durumu değiştirmiyor.
İlişkileriniz uzun sürüyor mu?
- Ben sürsün istiyorum, ama en uzunu 8 ay. İki ayrı ülkede, iki ayrı kültürde yaşamaktan ve aradaki mesafenin uzaklığından da kaynaklanıyor bu. Artık daha düzenli bir hayatım olsun istiyorum.
Sizi ‘‘kullanmaya, etinizden sütünüzden faydalanmaya’’ çalışan kadınlar oluyor mu?
- Eee haliyle oluyor.
HUZUR ARIYORUM HUZUR
Sizin saf ve naif bir tarafınız da var gibi. Kadınlara inanır mısınız öyle hemen?
- Eskiden öyleydim. Yani bir iki yıl önce acayip saftım. Ama sonra hayatın acımasız yüzüyle karşılaştım! Ne de olsa, tokadı yedikten sonra değişiyor insan...
İdealinizdeki yaşam nasıl bir şey? ‘‘Bir sevgilim olsun, ben onu aldatmayayım, o da bana sadık kalsın, sakin bir hayatımız olsun, ben antrenmanıma gideyim, futboluma konsantre olayım, arada bir dışarı çıkalım, sinemaya gidelim, küçük kırmızı arabamıza binelim’’ mi?
- Tam da bu! Huzur arıyorum, huzur! Özel hayatımda rahat bırakılmayı istiyorum. Zaten disiplinli bir tipim, lig başladığında zorlasanız geceleri çıkmam. Evet son zamanlarda çıktım ama insanlar şunu unutuyor: Dünya Kupası dönüşü sadece iki hafta tatil yapabildim, diğer arkadaşlarım 60 gün. Evet, onlar idmana başladı ama bu sefer de benim tatil zamanımdı...
İdealinizdeki kadın nasıl bir şey?
- Karakter olarak bana zıt olmalı ki, birbirimizi tamamlayabilelim. Ben zaten sessiz, sakin bir insanım. O konuşkan, aktif ve sosyal olmalı. Ben yeteri kadar çekingenim, o girişken olmalı. Ben hep susuyorum ya, o konuşmalı.. Ki anlaşabilelim! Nasıl göründüğüne gelince çok mühim değil, insanlar aynı telden çalmaya başlayınca dış görünüşün çok da önemi kalmıyor. Ama çirkin de olmasa iyi olur. Sonra kendi ayakları üzerinde durabilmeli...
Para kazanmalı benden para istememeli yani!
- Yok demek istediğim o değildi. Bana bağlı olmalı ama bağımlı olmamalı. Hayatını sadece benim üzerime kurmamalı. Kendi bir işi, meşgalesi filan olmalı. Benden başka bir hayatı olsun yani. Bir de medyanın yarattığı o İlhan Mansız'ın ben olduğumu düşünmemeli. Bana güvenmeli. Birlikte eğlenebilirsek de iyi olur.
Bu şahane kadın yemek yapmalı mı?
- Yok ona yük olmayalım! Yemek yapmasına gerek yok ben yapabiliyorum.
Ne tür yemekler yapıyorsunuz?
- İtalyan, Çin ve Meksika mutfağından seçmeler. Soslarım da iyidir.
Peki şimdiki sevgilinize hiç yemek yaptınız mı?
- Henüz mutfağa girmeye fırsatımızı olmadı. Daha o romantizmi keşfedemedik, maalesef!
Ee ne yapıyorsunuz, elele tutuşup parklarda mı geziyorsunuz?
- Hayır sadece yemek yapma fırsatımız olmadı.
Bu gizli bir ilişki mi? Ailesi filan bilmiyor mu?
- Annesi biliyor da babası bilmiyor...
Kendinizi Türkiye'de ve Türk kadınları arasında yabancı hissettiğiniz oluyor mu?
- Türkçem çok iyi değil. Dil bazen ciddi bir sorun. Duygularımı, düşüncelerimi karşımdakine yeteri kadar derin anlatamadığım oluyor.
O zaman ideal kadının Almanca bilmesi kuralını koyun!
- Ayıp olur.
Dil yüzünden sığ ve yüzeysel algılandığınız ya da kendinizi öyle hissettiğiniz oluyor mu?
- Evet. Bazen kendimi ifade edemiyorum çünkü. Beynimden geçenleri sürekli Türkçe'ye tercüme ediyorum. Bu da beni hem yavaşlatıyor hem de söylediklerimin içeriğini basitleştiriyor.
NASIL İLHAN MANSIZ OLDUM
Münih'e 120 kilometre uzaklıkta bir şehirde doğdum: Kempten. Annem terzi, babam fabrikada işçiydi. Bizimkiler, ben 9 yaşındayken Türkiye'ye kesin dönüş yapmak istedi. Babam, ‘‘Siz giderseniz ben de mecburen gelirim peşinizden’’ dedi. Çabuk kopabilmek için böyle bir yol denedi. Annem, ablam ve ben Eskişehir'e geldik. Hasretimize dayanamayıp kendisi de arkamızdan gelecek ya! Dört sene geçti baktık babamdan ses seda yok! Mecburen biz Almanya'ya döndük. 14 yaşında Almanya'da futbola başladım. 19 yaşında Köln'ün amatör takımında oynuyor, para kazanıyordum. Ama ailem diretti: Türkiye'ye dön. Oysa ben kendimi hazır hissetmiyordum. 20 yaşında Gençlerbirliği'ne geldim. 6 ay sonra pılımı pırtımı toplayıp kaçtım! Çok mutsuz oldum. Sonra Münih'te futbol oynamaya başladım, bu sefer de sorun paraydı. Yine Türkiye! İstemiyordum aslında. Kuşadasıspor. Sonra Samsunspor. Bir türlü alışamıyordum. Yüksek okulu bitirmeme beş hafta kala okuldan ayrılmıştım, futbolu bırakıp eğitimime mi devam etsem gibi şeyler düşünmeye başladım. Çünkü Türkiye'de başarısız olmuştum. Sürekli bir uyum sorunu yaşıyordum. Ama kızdım kendime. Problemlerden niye kaçacaktım ki? Gitmedim bir yere. İki sene daha kaldım Samsun'da. Sonra da İstanbul. İlk senemde Beşiktaş'ta gol kralı oldum. Ve Milli Takım’a seçildim. Dünya Kupası'nda kendimce iyi bir performans gösterdim...
ÜÇ AYLIK İLİŞKİ YAŞADIM BİR YIL AŞK ACISI ÇEKTİM
Aklınızı kaybedecek kadar aşık oldunuz mu hiç?
- İki kere. Biri Türk biri Alman'dı. İkisinde de üzüldüm.
Aşk acısı çeken bir adamsınız yani.
- Evet. Son aşk acım bir sene sürdü. Sadece üç aylık bir ilişkiydi ama kendime gelmem bir yılımı aldı. Alman'dı. Nedenini bile söylemeden beni terketti. Acayip üzüldüm. Samsun'da oynuyordum o zaman, acaba aradaki mesafe yüzünden mi ayrıldık diye düşündüm. Ama Dünya Kupası'ndan sonra bir arkadaşımdan telefonumu bulmuş, konuşmak istediğini söyledi. Buluştuk. O zamanki ayrılığın nedenini anlattı. Artık o defteri yeniden açmak olmazdı. Hem iki buçuk sene niye bekledi? Neden beni aramak şimdi aklına geldi? Kadınlara hafif bir güvensizliğim var yani.
Sizi kıskanan erkeklerin olduğunu düşünüyor musunuz?
- Vardır...
Her hoşunuza giden kadını elde edebileceğinizi düşünüyor musunuz?
- Hayır, asla. Hoşlandığım kadınlara açılamam bile. Epey zaman lazım.
Oldu mu hiç çok uzun süre ‘‘Senden hoşlanıyorum’’ diyemediğiniz bir kadın?
- Çok uzun değil aslında ama 6 ay boyunca duygularımı söyleyemediğim biri olmuştu...
Flörtçü bir insan mısınız? Durduk yerde kadınlarla bir sinema kuyruğunda sohbet eder misiniz mesela...
- Yok edemem. Beden dilimi iyi kullanamam.
Flört etmeyi sevmiyorsunuz yani.
- Tam aksine seviyorum ama harekete geçemiyorum. Konuşamıyorum. Sadece bakıyorum. Ama güzel bakıyorum. O da bana bakıyor. Karşılıklı bakışıyoruz. Zaman geçiyor. Ben konuşmaya karar verinceye kadar o çoktan biletini alıp, filme girmiş oluyor!
Sadece bakmak işe yaramıyor yani...
- Süregelen bir ilişkim varsa, sadece o bakışla kalır, daha ileri gitmem. Ama bekarsam o bakış işe yarar elbette...
50 saat bir kadına bakıp durabilir misiniz?
- Evet uzun süre konuşmadan baktığım oluyor.
Romantik bir adam imajı çıkıyor bu röportajdan...
- N'apim öyleyim.
İlk adımın kadından gelmesi hayatınızı kolaylaştırır mı?
- Duruma göre değişir. O adım hep kadınlardan gelirse bu sefer de paranoyak düşünceler başlar, acaba bunlar bana neden bu kadar ilgi yapıyor diye. İlk adımı benim atmam için de epey zaman geçmesi gerekiyor.
Selin Denizli'yle yapılan İlhan Mansız röportajları hakkında ne düşünüyorsunuz? 0 sizde farklı bir İlhan Mansız mı görmüş?
- Dünya Kupası'ndan önce ilişkimiz bitmişti.
Üzüldünüz mü o röportajları veriyor diye...
- Hayır ama biten bir ilişki üzerine ben yorum yapmak istemedim.
İmansız-Amansız yakıştırmalarına sinir oluyor musunuz?
- Yooo. Gülüp geçiyorum.
Siz hem bir Türk gibi Almanya'yı eleştirebilirsiniz, hem de bir Alman gibi Türkiye'yi. Çünkü iki ülkede de yaşadınız, iki kültürü de yakından biliyorsunuz...
- Almanlar soğuk ama disiplinli ve kuralcı. Uyuyorlar da kurallara. Türkler ise sıcak, cana yakın ama kesinlikle kural tanımıyorlar. Türkler daha geniş, rahat. Almanlar öyle değil. Ben Almanya'da kurallara uyuyorum, duruma göre bazen Türkiye'de uymuyorum. Çünkü tuhaf kaçıyor... |