29/07/2002 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Bilim Son Güncelleme 19:18
29.07.2002
Zenginler yoksulların yağmurunu çaldı

Afrika’da bazı bölgelerde 1 milyon kişiyi öldüren görülmemiş kuraklığın nedeni, Kuzey Amerika ve Avrupa’daki santral ve fabrikalardan çevreye yayılan gazlar.

Afrika’nın Sahel bölgesinde yaşanan ve Dünya’da bugüne dek tanık olunan en ciddi boyuttaki şiddetli kuraklık, 80’li yıllarda Etiyopya gibi ülkeleri kasıp kavuran büyük bir açlığın da yaşanmasına neden oldu.

Iklim uzmanları uzun süredir sera gazlarının tüm dünya iklimini olumsuz yönde etkilediğinden kaygı duyuyorlardı. Ne var ki, kuzey yarıküredeki santral ve fabrikaların tropikal kuşakta yer alan Afrika ülkelerinin iklimini etkilemiş olabileceği ve Etiyopya’dan Senegal’e uzanan çok sayıda ülkeyi kasıp kavurabileceğine ilk kez dikkat çekiliyor.

1 milyon kişi öldü

Görünüşe bakılırsa, bu durum fosil yakıtların yanmasıyla çevreye yayılan kükürt bulutlarının yanı sıra, is, organik karbon, amonyum ve azottan kaynaklanıyor. Avustralya ve Kanadalı araştırmacılara göre, bu bileşimler havaküreye yayıldıkça bulut oluşumunu etkileyen küçük parçacıklar oluşturarak dünya yüzeyindeki sıcaklıkların değişmesine ve bölgesel iklim koşullarında çarpıcı farklılıklara neden oluyor.

Afrika’da Sahra’nın hemen güneyinde yer alan, doğuda Etiyopya batıda Gine’nin bir bölümünü içine alan Sahel kuşağı son otuz kırk yıldır dünya tarihinde kayıtlara geçmiş en şiddetli kuraklığı yaşıyor. Bu bölgede yağış oranı %20 ile 50 arasında değişiyor. Kuraklığın doruğuna çıktığı 1972-1975 ve 1984 ile 1985 yıllarında yaklaşık bir milyon kişinin açlıktan öldüğü belirtiliyor.

Avustralya ulusal araştırma merkezi CSIRO’dan Leon Rotstayn tüm bunlara yol açan etmenlerin ne olduğunu bildiğini öne sürüyor. Rotstayn ve Halifax Üniversitesi’nden meslektaşı Ulrike Lohmann kükürt dioksit yayılımları ve bulut oluşumu arasındaki etkileşimleri de içeren bir küresel iklim benzeşimi uyguladılar.

Buna göre, kükürt dioksit bulut oluşumuna olanak tanıyan yoğunlaştırıcı çekirdekleri sağlayan sulfat parçacıklarını üretiyor. Çekirdek sayısı çok olunca her zamankinden daha küçük damlacıklardan oluşan bulutlar güneş ışığını da daha etkili bir biçimde yansıtarak yeryüzünün alt kesiminin soğumasına yol açıyor.

Araştırmacılar modellerine 80’li yıllarda kuzey yarıküreden gelen korkunç yayılımları da eklediklerinde, kuzeyde yeryüzünün güneye oranla soğuduğuna, tropikal yağmur kuşağını daha güneye iterek Sahel bölgesini kuraklığa sürüklediğine tanık oldular.

Rotstayn, kuraklığın son birkaç yıldır etkisini azaltmasının Kuzey Amerika ve Avrupa’nın ‘temiz hava’ uygulamasına giderek kükürt dioksit yayılımlarını kısıtlamasının bir sonucu olduğuna inanıyor.

Kuzey yarıkürede sülfat yayılımlarının azaltılmasına karşın, Asya’da sorunlar yeni yeni boy gösteriyor olabilir. Son birkaç yıldır Çin’de yazların son derece kurak geçmesine karşın, özellikle güney kesimde yağışların artması üzerine, dünya çapında iklim araştırmacıları öteki bölgesel iklim değişimlerine ışık tutmak amacıyla hızla sanayileşen Hindistan ve Çin’den yayılan kara is ve sülfat bulutları gibi, başka gaz parçacıklarını incelemeye başladılar.

New Scientist, 15 Haziran


Sera etkisi ağaç gözeneklerini küçültüyor


İsviçreli araştırmacılar yüksek oranda karbondioksitin ağaçlardaki su alışverişini etkileyerek gözeneklerin küçülmesine yol açtığını fark ettiler. Bitkilerdeki değişimin Avrupa’da yeni sel olaylarını doğurabileceği sanılmakta.

Ağaçlar üzerindeki sera etkisi Basel Üniversitesi Botanik Enstitüsü bilim adamlarınca test edildi. Araştırmacılar 100-120 yıllık 64 ağacın bulunduğu bölgeye her gün iki ton karbondioksit püskürtüyorlar. Böylece çevredeki karbondioksit oranı, içinde yaşadığımız yüzyılın ikinci yarısında atmosferde bulunabilecek olası miktara ulaşmakta.

Araştırmacılar karbondioksit yoğunluğunun artışına bağlı olarak gözeneklerin gitgide küçüldüğünü izlemişler. Diğer ağaçlardakilere oranla gözenekler %10-15 arasında küçülmüş.

Ağaçlar gözenekleriyle hem karbondioksiti emiyor hem de su alışverişini ayarlıyorlar. Ancak gözenekler küçüldüğünde daha az su buharlaşmakta. Eğer ağaçlar daha az su buharlaştırırlarsa toprakta geriye daha fazla su kalıyor. Yağmurlu havalarda suya daha çabuk doyan toprak nedeniyle de yeni sellerin yaşanabileceğini tahmin ediyor bilim adamları.

Ancak çeşitli ağaç türleri karbondioksite farklı reaksiyon gösteriyorlar. Örneğin kayın ağacı pek fazla etkilenmezken akçaağacın gözenekleri iyice küçülmekte. Bu açıdan bakıldığında su alışverişinin ormandaki ağaç türlerine bağlı olduğu görülmekte.
 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com