|
TÜRKİYE'nin kara yazgısıdır; neredeyse bir asırlık zamanın büyük bölümü kendi başbakanlarından kurtulmaya çalışmakla geçti...
Yakın tarih kitaplarına bakın, başbakanlardan kurtulma mücadeleleri ile dolu...
60'tan sonra Demirel, Erbakan, Ecevit... 87'den sonra Özal, yine Demirel, Tansu Çiller, yeniden Erbakan, tekrar Ecevit...
Kimisinden iki kere kurtulduk...
Başbakanlardan kurtulma sürelerini üst üste koyun, Kurtuluş Savaşı'nda düşmandan kurtulmak bu kadar uzun zaman tutmuyor...
*
Şimdi nasıl kurtulacaksınız Ecevit'ten?..
Doğrusunu isterseniz bizim medya görevini yapıyor, Başbakan'a iki sorudan birisi; ‘‘Çekilecek misiniz?..’’
Zaten o da yanıtlarını otomatiğe bağlamış, anında ‘‘Çekilmeyeceğim...’’ diyor...
Gerçi medya sormadan da, kendi kendine ‘‘Çekilmeyeceğim’’ demeye başlamadı değil...
Siz hiç bu kadar başıboş bir iktidar gördünüz mü?..
Ama bizim çocukları görür görmez, demek ki gözlerinden anlıyor, kendiliğinden başlıyor:
‘‘Çekilmeyeceğim...’’
*
Oysa zaman yok...
Eğer Türkiye bu yönetim krizini aşıp, bir an önce sağlıklı bir çözüm bulamazsa, 12 Aralık Kopenhag Zirvesi'ni kaçırıyor. Bu toplantıdan önce Türkiye yasal düzenlemeleri yapmak zorunda...
Yapamazsa yazık olacak...
MHP ile Derin Devlet ise bundan hoşnut...
Çünkü onlar AB'ye girmemizi engellemek istiyorlardı, bundan daha güzel engellenemezdi...
O zaman?..
*
O zaman darbeyi siviller yapmalı...
Sivil kurumlar, demokratik tüm kuruluşlar, işveren örgütleri, işçi sendikaları, medya, hepimiz...
Ülkesini seven, vicdanı ve izanı olan herkes bu yazgıya el atmalı...
Türkiye'nin burun buruna geldiği kritik durum, bir-iki basiretsiz politikacıya bırakılamayacak kadar ciddi...
AB düzenlemeleri yapıp, seçim ve siyasi partiler yasası çıkartıp, peşinden bir erken seçime gitmek için Türkiye ayağa kalkmalı...
Bu koca ülke bunu yapabilirse var...
Yoksa yok... |