07/07/2002 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Yazarlar
07.07.2002
Özdemir İNCE
Bir örnek: İspanya
  
oince@hurriyet.com.tr
 

Avrupa Birliği ülkelerinde, özellikle de Hollanda, Danimarka, İsveç, Norveç gibi sonradan görme küçük ülkelerde bir yığın cahil politikacı ve zevzek memur var:

Türkiye'ye PKK gibi örgütlerle diyalog kurmasını AB'ye girmek için koşul olarak öne süren Avrupa Parlamento Komisyonu'nun Eşbaşkanı Hollandalı Joost Lagendijk benzeri, bunlardan bazılarının Güneydoğu'ya Bask Modeli önerme densizliğinde bulunmaları çok mümkün. Ancak Avrupa Birliği'nin ve birlik üyesi ülkelerin 'resmen' böyle bir istekte bulunması için kafayı üşütmeleri gerekir. Türkiye'nin AB'ye girmeyi reddetmesi için meşru bir gerekçedir bu.

Ne var ki, AB için, 'Güneydoğu'ya Bask Modeli istiyorlar. Güneydoğu'yu Türkiye'den koparmak istiyorlar!' demek de, elde sağlam kanıtlar olmadan, son derece tehlikelidir.

*

Daha önce de yazmıştim hiçbir ülke bir başka ülkeye örnek olamaz. Her ülkenin kimliği, kişiliği kendi yapısal hamurundan çıkar.

Türkiye'nin müslüman ülkelere örnek gösterilmesine karşı çıktığım gibi, İspanya ve benzeri ülkelerin Türkiye'ye örnek gösterilmesini de eleştiririm. Çünkü her ülke kendi özel maddi koşullarının ürünüdür. Almanya federal bir yönetimle yönetilebilir, çünkü Alman birliği sağlanmadan önce aynı coğrafya prenslikler tarafından yönetiliyordu. Birlik sağlandıktan sonra bölgesel özellikler devam etti.

Örneğin, Turgut Özal'ın yaptığı gibi, ABD'nin yönetim tarzı olan eyalet (devlet) sistemini de Türkiye'ye örnek gösterip tavsiye etmek mümkün değil. Çünkü, Türkiye hiçbir zaman eyalet-devletler birliği olarak yönetilmedi. Bu nedenle Türkiye'yi eyaletlere, özerk yerel yönetimlere bölerek yönetmek ülkenin yararına olamaz. Merkezî yönetimin yetkilerini azaltıp etkin bir yönetim kurmak için, içeriği belli olmayan Yerinden Yönetim, Yerel Yönetim, Özerk Yönetim gibi ütopyalar üretmek, yolsuzluk ve rüşvet ocağı ayrılıkçı derebeylikler yaratmaktan başka hiçbir işe yaramaz.

*

İspanya ile Türkiye arasında hiçbir benzerlik yok mu? Kuşkusuz var. İkisi de büyük bir imparatorluğun bugünkü artıkları.

15-18 yüzyıllarda, Brezilya hariç bütün Güney Amerika, Meksika ve Orta Amerika, Kuzey Amerika'da Kaliforniya ve Teksas, Florida; Küba, Porto Riko; Afrika'da Ekvator Ginesi, Fas; İberik yarımadasında Portekiz ve daha nice ufak-tefek toprak İspanya İmparatorluğu'nu oluşturmaktaydı. 'Altın Çağ'da İspanya bir dünya imparatorluğu idi. 1575'ten itibaren bu imparatorluk duraklamaya, Veraset Savaşı'yla (1701-1713) gerilemeye başladı. 1898'deki İspanya-Amerika Savaşı sırasında bölgedeki son sömürgelerini de (Küba, Porto Riko ve Filipinler) kaybetti.

Osmanlı İmparatorluğu da büyük rakibi İspanya İmparatorluğu gibi Avrupa'daki topraklarını aynı dönemde ve dönemin uzantılarında (1919) kaybetti.

İspanya 1939'da başlayan faşit Franco dönemine kadar rahat yüzü görmedi. 1975'e kadar bir faşist diktatörlüğün sıkı yönetimi altında biraz kalkındı ama inim inim inledi. 20 kasım 1975'te Franco'nun ölümü ve 27 kasım 1975'te Juan Carlos'un taç giymesiyle demokratik çağ başladı ve İspanya 1982'de NATO'ya, 1986 yılında Avrupa Birliği'ne girdi.

*

İspanya, topraklarından gelip geçen veya yerleşen halklardan (İberler, Keltler, Fenikeliler, Yunanlar, Kartacalılar, Romalılar, Vandallar, Süevler, Vizigotlar, Araplar, Berberîler, Franklar) bir şeyler almış ve korumuştur. İspanya üç kültür ve inancın (Hıristiyan, Musevi, Müslüman) yüzyıllar boyunca bireşim potası olmuş, bu sayede göz kamaştırıcı bir uygarlık yaratmıştır.

Günümüzde, bütün eski sömürgelerde İspanyolca konuşulmaktadır. Yani Brezilya dışında bütün güney ve orta Amerika'da. ABD'de şu anda İspanyolca ikinci dil konumundadır. 21.yüzyılda ABD'de İngilizcenin yerini İspanyolcanın alacağı tahmin edilmektedir.

Mümkün olsaydı, Türkiye de demokratik ve çok partili rejime 1950'de değil de İspanya gibi 1975'te geçebilseydi çok daha iyi olurdu. İspanyol dilinin 'emperial' gücünü koruyup yayması da inceleme konusu olabilir. Ama, İspanya'nın bir tarihsel özelliğini (bölünmüşlüğünü) demokrasinin yansıması olarak görmek Türkiye'yi çok zor durumda bırakır.


Özdemir İNCE
Tüm yazıları
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Rahel'in koynunda ölen Nikoli Efendi'nin hikayesi
 
    Abdülkadir Küşin
  Kesintiler vergiler ve dümenciler
 
    Ali Atıf BİR
  Galatasaray mı, milli takım mı çok izlendi
 
    Ayşe ARMAN
  Şahsi skandallarımın en vahşisi
 
    Bekir COŞKUN
  Bakan ile kaplumbağa
 
    Doğan HIZLAN
  Tek şiiriyle hatırladıklarımız
 
    Doğan ULUÇ
  Sen de bu çeki alsan her filmde oynarsın
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Peki ne olacak? Kim bilir!
 
    Ercan KUMCU
  Ekonomik dengelerin sağlamlığı
 
    Erkan ÇELEBİ
  10 milyon liralık dava 50 trilyon kurtaracak
 
    Ferai TINÇ
  'Bekçileşen Türkiye' modeli
 
    Gila BENMAYOR
  Ne oldu sana Oriana?
 
    Yurtsan ATAKAN
  Vagondaki inek çayırdaki inek biz trene binek
 
    Muharrem SARIKAYA
  DSP'de karar günü
 
    Murat BARDAKÇI
  90 yıl sonra yine aynı hasta adam fotoğrafı
 
    Pakize SUDA
  Bir zamanlar...
 
    Sedat ERGİN
  Flu bir fotoğrafa bakmak
 
    Tuğrul ŞAVKAY
  Herşey dahil turlar en tehlikelisi
 
    Uğur CEBECİ
  Havada şeytan üçgeni
 
    Yalçın BAYER
  Spor değil tarih
 
    Oğuz ARAL
  67'lilerden sizi Allah korusun
 
    İbrahim Bilik
  Puroyu yalamak hem gereksiz hem çirkin
 
    Sevgi'nin Diviti
  Taksim hep böyle olsaydı
 
    Serdar TURGUT
  Sıcak yetmiyormuş gibi
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com