|
ECEVİT'in sağlık durumu ve buna bağlı olarak ev yaşamı hepimizi üzüyor. Ancak ‘‘üzülme’’ sürecini geride bıraktık. Kitleler artık Ecevit'e ‘‘kızıyor’’ ve tepki gösteriyor.
Önümüzdeki hafta doktorlarına bir kez daha görünecek ve kendisine ‘‘sağlamdır, iş görebilir’’ raporu verilecekmiş. İnşallah üzerindeki bütün hastalıkları atlatır ama onun ‘‘sağlam’’ olduğuna bundan sonra Türkiye'yi ve dünyayı inandırmak ne yazık ki mümkün olmayacak.
Ecevit ve onu yönlendiren karısı, hayatlarının hatasını son 2 ay içerisinde yaptılar. Koltuğa ısrarla yapıştılar.
Hastalığın ülke yaşamına bindirdiği olumsuzluk ve yarattığı belirsizliğin verdiği zarar konusunda bir çözüm aramadılar.
Bu nedenle ailenin özel yaşamı gündeme geldi. Bu özel yaşam sadece onlara değil, ülkemize büyük zarar veriyordu. Evine hiç kimsenin alınmadığı bir başbakan vardı. Her şey 81 yaşındaki karısına emanet edilmişti. Aile, dışarıya tümüyle kapalıydı.
Bu durumda Ecevit yeterli besin alamıyor, ilaçları unutuluyor ve daha neler oluyordu!
* * *
Ecevit korkunç yıprandı. Ecevit'in yıpranması, elbette birilerinin işine yarıyor. Pusuda bekleyenler var. Artık her kafadan bir ses çıkıyor. Eleştiriler ve ‘‘çekil’’ çağrıları şimdi yüzüne karşı, devlet toplantılarında yapılıyor.
DSP'nin içi karıştı. Bu parti yakında ya bölünür, ya çok zor durumlara düşer. Bir karı-koca partisi olmanın sonu bu.
Bu olaylar elbette ki siyasal açıdan birilerinin işine yarıyor. Her parti, her genel başkan ve her çıkar grubu, şu dumanlı havadan kendisine pay çıkarmanın peşinde.
Şu anda çok ince hesaplar yapılıyor. İstekler kibarca dile getiriliyor. Ama dikkat ediniz, bu doğrultudaki mesajlar giderek yoğunlaşıyor. Fakat hiç kimse Ecevit hangi yumuşak geçişle çekilmeli, sonra ne olmalı sorularına somut bir yanıt veremiyor.
Peki ne olacak? İş nereye varacak?
Herkes bu soruları soruyor.
* * *
Sevgili okuyucularım, ne olacağını inanın ki hiç kimse bilmiyor. Cumhurbaşkanı bilmiyor, Ecevit bilmiyor, hükümet bilmiyor, muhalefet bilmiyor, toplum bilmiyor.
Bilen yok!
Herkes ne olacağını biz gazetecilere soruyor!
‘‘Siz gazetecisiniz, bilirsiniz.’’
Bu soruyu lütfen sormayın; çünkü biz de hiçbir şey bilmiyoruz.
Birkaç saat sonra, hatta yarın ne olacağını bilmeyi bırakın bir yana, herhangi bir tahmin yapma durumumuz bile yok.
Biz de köşeye sıkıştık!
Biz Türkiye'de böylesine uzun süren bir belirsizlik ortamında hiç yaşamamıştık. Tahmin yapmak bile mümkün değil.
* * *
Seçim olsa ne olur? Ortalıkta topluma güven veren bir tek siyasetçi yok. Bazısını geçmişte denemişiz, bazıları halen başımızda. Umut olacak, kitlelere coşku verecek bir Allah kulunu göremiyoruz.
Buna bir de her birinin kafasından geçen planları, çıkar oyunlarını ekleyin.
Bir tarafta umutsuz, gücünü yitirmiş, hastalık durumunda bile koltuğa zamkla yapışmış ve kendisini alay konusu yapmış bir başbakan...
Ve öbür yanda her gün bülbül gibi şakıyan, demeçler veren, suçlayan, her şeyi nalıncı keseri gibi kendine yontmaya çalışan, ama hiçbir somut öneri getiremeyen bir siyasetçi topluluğu!
Bir de bu dumanlı havadan, borsa, faiz ve döviz oyunlarından her dakika vurgun vuran çıkarcılar güruhu.
Ama en önemlisi, bu tablo nedeniyle işsiz kalmış, perişan durumlara itilmiş emekçi, işçi, memur, esnaf, çiftçi ve emekli kesimi.
Peki bu bilmeceyi kim, nasıl çözecek?
Bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey, Türkiye ve Türk insanı bu tabloyu hak etmiyor. |