|
TÜRKİYE'de olan bitenleri izah etmeye çalışanlar, kendilerini flu bir fotoğrafın karşısında buluyorlar.
Fotoğrafı net olarak algılayamıyorsak da, belli belirsiz gözüken bazı durumların üzerine odaklanıp, bunları bir araya getirerek bir anlam çıkartmaya çalışabiliriz.
1) Başbakan Bülent Ecevit, iki aydır rahatsız. İleri yaşında iki önemli nörolojik hastalığı ve bunlara eklenen yeni sağlık sorunları var. Kendisinin başbakanlık görevini bundan sonra aktif bir şekilde yürütebileceği konusunda ciddi kuşkular söz konusu. Başbakan'ın güçsüz görüntüsü, hükümetin geleceği sorusunu gündeme getiriyor.
2) Başbakan'ın görevden çekilmesi halinde yerine kimin geleceği, hükümetin çekilmesi halinde de nasıl bir seçeneğin devreye gireceği de meçhul. Her biri ayrı telden çalan üç partiyi koalisyonda bir arada tutan tutkal Ecevit'ti. Bu faktörün aradan çekilmesi, zaten içte uyumsuz olan hükümetin ayakları üzerinde durabilmesini imkánsız hale getirecektir.
3) Ecevit'e bir başkasının vekálet etmesi konusundaki arayış gerçekçi gözükmüyor. Bunun nedeni, Anayasa'da başbakanlık makamı için uzun dönemli bir vekálet müessesesinin tanımlanmamış olması.
4) Koalisyon protokolüne göre, kısa dönemli vekálet Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli'nin üzerinde gözüküyor. Bu arada, koalisyonun DSP ve ANAP kanatlarının, hükümete Bahçeli'nin başbakanlığında devam edilmesine sıcak bakmayacakları aşikár.
5) DSP'nin başbakanlığa yeni bir ismi aday göstermesi halinde, MHP'nin bu formüle olurunu bildirmesi çok güç. Bahçeli, Ecevit dışındaki bir ismin altında çalışmayı kabul etmeyecektir.
6) DSP içinde Hüsamettin Özkan'ın ismi ortaya atılıp, MHP ile ANAP'ın bu isim üzerinde ikna olabilecekleri varsayılabilir. Ama bu seçeneğin tartışılması bile DSP liderliğinin Özkan'a savaş açmasına yetmiştir. Mevcut belirsizliğe DSP içi iktidar mücadelesi ve Özkan'ın tasfiye operasyonunun eklenmesi, koalisyonu tehlikeye sokabilir.
7) Başbakan'ın sağlık sorunu ile başlayan ve muhtelif senaryoların gündeme gelmesine yol açan belirsizliğin tetiklediği olumsuz psikoloji piyasaları geriyor. Faizler yükseliyor, dolar değer kazanıyor, büyüme beklentilerinin aksine yatırımlar tehlikeye girerken, borçlanmanın maliyeti tırmanıyor. Belirsizlik aşılamadığı takdirde üçüncü bir ekonomik kriz kapıya dayanabilir.
8) Bütün bu kargaşa içinde Türkiye, AB ilişkilerinde kritik bir yol ayrımına doğru hızla yaklaşıyor. AB'den müzakereler için tarih alabilmesi açısından gerekli olan kültürel haklar ve idam cezasının kaldırılması başlıklarında atılacak adımlar konusunda hükümet içinde çok temel görüş ayrılıkları var. AB takvimi, hükümeti içte çatlama noktasına getiriyor.
9) İyi idare edilemediği ve Kıbrıs sorununda da bir çözüm çerçevesi bulunamadığı takdirde, AB ile ilişkilerde sonbaharda bir yol kazası yaşanabilir. AB ile ilişkilerin bozulması piyasaları da sarsacağı için Türkiye'ye yabancı sermaye girişini engelleyip, ekonomik programı ciddi bir şekilde tehlikeye sokabilir.
10) ABD'de kasım ayında yapılacak Kongre yenileme seçimlerinden sonra Başkan George Bush'un Irak'a müdahale kararı alması halinde Türkiye kendisini savaşın tam ortasında bulabilir. ABD, bu takdirde karşısında bir muhatap bulabilecek midir? Belirsizlik, Irak'ta savaş ve bunun Türk ekonomisi üzerinde yol açacağı dev sarsıntı ile birleşirse, Türkiye kendisini tam bir kaosun içinde bulabilir.
İşte flu fotoğrafın içinden belirmeye başlayan görüntüler... |