Niğde'de Bor Deri Organize Sanayi Bölgesi'ni gezen Bahçeli burada gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bahçeli, TBMM'den geçen uyum yasalarının AB'ye üyelik amacına hizmet ettiğini hatırlatarak
"57. Hükümet döneminde, özellikle 1999 Helsinki Toplantısı sonrası, AB ile Türkiye arasındaki tam üyelik ilişkilerinin gelişmesi yolunda çok önemli adımlar atılmıştır. Katılım Ortaklığı Belgesi sunulmuştur. Bu belge çerçevesinde, Türkiye bir yol haritası olarak ulusal programını sunmuştur. 1 yılı aşkın süredir Ulusal Program çerçevesinde Türkiye, AB'nin tüm yükümlülüklerini yerine getirerek müzakerenin başlamasını arzulamaktadır." dedi.
BİLGİNİN SIZMASI DÜŞÜNDÜRÜCÜ
Bahçeli, son gelişmeler çerçevesinde İçişleri Bakanlığı ve AB Genel Sekreterliği'nin Liderler Zirvesi'nde bir brifing sunduklarını kaydederek sunulan bilgilerin basına yansımasının düşündürücü olduğunu söyledi:
"Liderler elde ettikleri bu bilgilerle önümüzdeki günlerde bir değerlendirme yapmayı düşünmüşlerdir. Burada dikkat edilmesi gereken devlet cidiyetinin ön gördüğü, liderlere sunulan bilgilerin, liderlerin değerlendirilmesi alınmadan basına çok yönlü olarak verilmesi, Türkiye'de bazı olayları daha karmaşık hale getirmek amacı taşıyor. Bunu düşünmek lazım."
Bahçeli, ''MHP, AB'ye giriş yollarını kapatıyor'' şeklindeki yorumların hatırlatılması üzerine de şöyle konuştu:
''Bunlar yanlış yorumlardır. Türkiye'de birçok siyasi kurumumuz, sivil toplum kuruluşları, aydınlarımız, büyük bir çoğunlukla vatandaşlarımız, AB'ye girmeyi tercih eder durumdadır. Dolayısıyla hersiyasi kurumumuzun siyasi hedefi haline gelmiştir. İktidar ve muhalefet olarak böyle bir siyasi hedef, devlet yönünden politika haline gelmiştir. AB'ye tam üyelik devlet politikası haline gelmiştir.Bunun gerçekleştirilmesi için herkes gayret göstermektedir. AB ile Türkiye arasındaki ilişkilerin tam analizini yapmak isteyen birisi analizin sonucunda şu sonucu varacaktır; AB'ye girmek için 40 yılı aşkın süredir gösterilen çabanın en etkin ve verimli olanı 57. Hükümetdöneminde olmuştur. Bu hükümet içinde de MHP bulunmaktadır. Bu güzel hizmetler ortadayken MHP'yi suçlamakla hangi amaca hizmet etmek istiyorlar. Bunu da halkımız günü geldiğinide takdir edecektir.''
İDAM VE KÜRTÇE YAYIN
Devlet Bahçeli, idamın kaldırılması ve Kürtçe yayın konusunda da şunları söyledi:
''Önemli olan görüşmelerde varılacak olan sonuçlardır, bu tür düşüncelerin Avrupalı muhataplara anlatılmasıdır. Göz ardı edilmek istenen nokta budur. 1984'den beri TBMM'de bulunan 57 idam kararı onaylanmamıştır. Birçok siyasi kurumumuz Türkiye'de idamın kaldırılmasını arzulamaktadır. Avrupa ülkelerine baktığımızda AB ve aday ülkelerde idam cezasının kaldırıldığını görüyoruz.
Son yapılan Anayasa değişikliğinde 38. madde de ifade edildiği şekliyle, savaş, savaş hali ve terör suçları dışında idam cezasının kaldırılması kapsam dışında öngörülmüştür. Şimdi Türkiye'ye terör suçlarında, savaş ve savaş benzeri hallerde de idamın kaldırılması yönünde dayatmalar olmaktadır. Türkiye'nin bu konuda hassasiyeti vardır. 15 yıldan bu yana bölücü, yıkıcı, terör faaliyetiyle karşı karşıya kalmış olan ülke konumundadır. İşte bunu Avrupalı muhatap ve dostlarımıza iyi anlatmalıyız. Türkiye'de aynen AB'yi oluşturan ülkelerde olduğu gibi genel bir eylem oluşmuştur.''
ERKEN SEÇİM TARTIŞMASI YANLIŞ
Bahçeli, Liderler Zirvesi'nde, erken seçimle ilgili kesin bir tarih konuşulmadığını belirterek, ''Koalisyonu oluşturan parti liderleri, seçimin zamanında yapılmasından yanadır'' dedi.
Bahçeli, Liderler Zirvesi'nde, erken seçim tarihiyle ilgili 19 Ekim 2003 tarihinin telaffuz edilip edilmediğinin sorulması üzerine, şunları kaydetti.
''Kesin bir tarih konulmadı. 2003'ün ekim ayında olabileceği görüşü sunuldu. Koalisyonu oluşturan parti liderleri seçimin zamanında yapılmasından yanadır. Seçimlerin, erken mi, zamanında mı yapılması gerektiği değerlendirilirken, suni gündemlerle Türkiye'de bir şey söylemek, erken seçimi gündeme getirmek, kanaatimce doğru değildir. Türkiye 3 yıllık bir dönem içinde yılların birikimi olan ekonomik sıkıntıyı aşmaya çalışıyor. 57. Hükümet bu krizin derinliği ve toplumda yarattığı tahribatı en aza indirmek için çok ciddi ekonomik program uyugulamaktadır. Bu program, makro büyüklükler itibariyle ekonominin normalleşmesi için işaretler vermektedir. Şimdi krizin böyle bir aşınma sürecinde, erken seçim talebinde bulunmak hangi akla hizmet etmektir. Bunu anlamak mümkün değildir.''