|
SURİYE'nin başkenti Şam'dan iyi haberler geliyor. Hem de bunu, Suriye'nin uzun zamandan beri (yani baba Hafız Esad'ın Cumhurbaşkanlığı döneminde de aynı konumda olan) Cumhurbaşkanı Yardımcısı Abdülhalim Haddam'ın;
‘‘Son 50 yılı boşuna harcadık’’ diyerek ifade ettiği bildiriliyor.
Abdülhalim Haddam belli ki akıllı bir politikacı. O yüzden ziyan edilen 50 yılın faturasını Türkiye'nin önüne koyacak kadar hatalı bir laf etmemiş. Zaten aksi halde çok haksızlık etmiş olurdu.
Gerçekten Suriye'nin Ekim 1998'de Abdullah Öcalan'ı kendi topraklarını terke mecbur ettiği andan itibaren Türkiye-Suriye ilişkilerinin yeni bir döneme girdiği doğrudur. Bu yeni döneme Suriye'nin uyum sağlamakta zorlandığı da bir gerçektir. Çünkü baba Hafız Esad dönemindeki düzelme, Suriye yönetiminin buna inanmasından kaynaklanmış değildir. Sebep, PKK'ya yıllarca destek veren Suriye'nin, sorunu kuvvetle çözmeye karar veren Türkiye'den çekinmiş olmasıdır.
Bu tarihi gerçeği tespit etmekte yarar var. Çünkü iki ülke arasındaki ilişkilerin iyi olması ne kadar doğru ve gerekli ise, bu ilişkileri sağlıklı bir zeminde tutacak faktörleri unutmamak da o kadar gereklidir.
Şimdi Suriye Devlet Başkanı Abdülhalim Haddam'ın, Şam'da kendisiyle görüşen Türk gazetecileri, akademisyenler ve görevden ayrılmış diplomatlar grubuna söyledikleri, Suriye yöneticilerinin de bu temel gerçekleri gördüğünü ortaya koymaktadır. Nitekim Abdülhalim Haddam, çözümü eskisi gibi düşmanca yaklaşımlarda aramayıp, ‘‘PKK dosyasını birlikte kapattık. Diğer sorunları da (bununla çok muhtemelen Hatay ve Fırat'ın sularından daha çok yararlanma konusundaki isteklerini ifade ediyor olmalıdır) dostluk ve karşılıklı güven ortamında çözeceğiz’’ demektedir.
Özellikle şimdiki Cumhurbaşkanı Beşar Esad'ın Türkiye'ye babasından farklı ve olumlu baktığını gösteren örnekler bu sözlere bir içerik kazandırmaktadır.
Nitekim son bir-iki yıl içinde Türkiye ile Suriye arasında daha önce hemen hiç yaşanmadığı kadar sık bir karşılıklı ziyaret trafiği yaşandığı bilinmektedir.
Türkiye'den Suriye'ye, bakanlar, parlamento heyetleri, yüksek rütbeli Türk komutanlar gitmekte, Suriye silahlı kuvvetlerine Türk askerinin eğitim vermesi ihtimali dile getirilmekte, karşılıklı işbirliği anlaşmaları imzalanmaktadır. İki ülke arasındaki ticaret hacminin 1 milyar doları geçtiği ve daha da artırılmasına çalışıldığı hep bilinen gerçeklerdir. Bu verilere bakınca ilişkileri sağlıklı bir zemine oturtma gününün geldiği kabul edilmelidir.
Ancak... Suriye'deki devlet adamlarının ağzından çıkan bu güzel sözlerin her zaman eyleme dönüşmediği ve sonuç vermediği unutulmamalı, bekleyip uygulamalar da görülmelidir. |