|
Şenay ORDU / YAKIN PLAN
Partisinin (SHP - Sosyal Demokrat Halk Partisi) kuruluş dilekçesini 10 gün sonraya erteleyen Murat Karayalçın, ‘Dışlanmış Çoğunluk’un partisi olacaklarını söyledi.
Yeni bir Türkiye için çalışacaklarını belirten Karayalçın, ‘‘Kemal Derviş'i de, Mehmet Ali Bayar’’ı da bireysel olarak tanıyorum. Saygın kişiler, nitelikli kişiler. Onlarla yeni bir Türkiye'nin kurulması için yarışacağız. Kim daha iyi projeler ortaya koyarsa, o başarılı olacak. Bayrağı o götürecektir. Solda da sağda da başarıyı söylem değil, eylem belirleyecek'' dedi. Karayalçın sorularımıza şu yanıtları verdi:
Sloganınız ‘‘Dışlanmış çoğunluk’’. Ezilmişler, dışlanmışlar, köylüler, kadınlar... Onların oyunu isterken bu çemberin dışında kalanları kimlere bırakıyorsunuz? Makul çoğunluğa mı, azgın azınlığa mı?
Aslında dünyanın her yerinde sosyal demokrat partilerin, kitlelerin dışarı ittiği kesimlere sahip çıkması gerekir. Ancak yalnızca dışlanmış kesim değil, çalışan ve üreten kesimi de parti olarak toplumsal tabanımız olarak görüyoruz. Bir başka sloganımız da ‘‘Paydaş yurttaş’’ ifadesidir. ‘‘Yurttaş yönetimde paydaş olmalı, denetim bu yolla sağlanmalı’’ diyoruz. Şu sırada söylem bazında öne çıkan bir takım ifadeler var. ‘‘Makul çoğunluk’’ gibi... 70'li yıllarda ‘‘Sessiz çoğunluk’’ ifadesi kullanılmaktaydı. ‘‘Makul çoğunluk’’la, ‘‘Dışlanmış çoğunluk’’ kavramlarını tanımlayacağınız ölçütler farklı. Birinde siyasi bir anlayış öne çıkıyor. İşin gelir dağılımı boyutu yok, iktisadi yönü ele alınmış değil. Bizimkinde ise iktisadi değerlendirmeler öne çıkmakta. Daha somut bir tanımlama var.
Yeni bir parti kurarak, soldaki bölünmeye bir katkıda bulunduğunuzu düşünmüyor musunuz?
Ben 95 yılında iki partinin birleşmesi için Türkiye siyasi tarihinin en büyük fedakarlığını yaptım. Genel Başkanlığı, Başbakan yardımcılığını, Dışişleri bakanlığını bıraktım. Ama toplamda oylar yarı yarıya azaldı. Dolayısıyla sorun birleşme değil, yenileşmedir. Türkiye tarihinde görmediğimiz ölçüde yoksulluk yaşanıyor. Bu Türkiye'nin demokratik laik düzeni için de ciddi bir tehdit. Türkiye'de etnik siyaset de dine dayalı siyaset de yoksul kitlelerden besleniyor. Atatürkçüler ve sosyal demokratlar olarak, yoksullaşmış kitlenin sorununu öncelikli olarak çözmek zorundayız. Bu düşünceleri dile getiren bir parti olmadı. Bunları gerçekleştirebilmek için çok çalıştık ama olmadı. Olmayacağını gördük. O nedenle yeni bir parti kurma girişimindeyiz. |