17/05/2002 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Gündem
17.05.2002
Serdar TURGUT
O meme kimin memesi

PENTHOUSE dergisinin başı fena belada.

Piyasaya sürülen haziran sayısında tenis güzeli Anna Kournikova'nın plajda çekilen çıplak fotoğraflarını yayınladıklarını sanıyordu derginin editörleri.

Ancak aslında o fotoğraftaki kadının Benetton'un sahibi Luciano Benetton'un gelini Judith Soltesz-Benetton olduğu ortaya çıkınca işler fena karıştı.

10 milyon dolarlık tazminat davası açıldı ve davadan önce de zaten mali durumu parlak olmayan Penthouse şimdi kapanma tehlikesi ile karşı karşıya.

* * *

Penthouse'un artık yayınlanmayacak olması beni hiç alakadar etmiyor, çünkü daha 18 yaşımdayken bile Penthouse usulü cinselliğin beni kesmeyeceğini anlayıp Hustler dergisine yatay geçiş yapmıştım.

Dolayısıyla 47 yaşımdayken bir daha artık Penthouse göremeyeceğim diye üzülmemi kimse beklemesin benden.

Zaten 30 yaş civarında Fetish Times gazetesine geçmiştim ama bu çok daha farklı ve uzun bir yazı konusu olmalı bence, kısa atıf yapılarak atlatılabilecek bir mesele değil bu.

Ancak ne var ki Penthouse meselesine girmem gerekiyor, çünkü açılan dava çok ilginç gidiyor sevgili okurlar.

Filmi çekilseydi dava son derece komik bir film olarak piyasaya sürülüp bayağı da ilgi toplardı bence.

Bu bir ‘‘meme’’ davası sonuçta.

Fotoğrafı çeken kişi memeleri karıştırdığını iddia ediyor. Tenis yıldızının memelerinin aynen Benetton'un gelininin memelerine benzediğini söylüyor.

* * *

O böyle iddialarda bulundukça mahkeme de pek bir neşeli hale geliyor , doğal olarak.

Saatler boyunca büyütülmüş meme fotoğrafları birbiri ardına sergileniyor.

Avukatlar fotoğraflardaki memeleri jürinin yakından incelemesini istiyorlar.

Meme uzmanları çağrılıyor salona.

Bu arada davayı açan gelin hanım da mahkemeye geldi ama geldiğine de pişman olmuş olmalı.

Çünkü dünyada kendi memesi hakkında bu kadar çok bilimsel tespit ve çeşitli spekülasyonlar yapılan, avukatların kendi memesi üzerine en çok konuştuğu ilk ve son kadın o olmalı bence.

Aslında olan biten her şey davacının aleyhine de değildi.

Örneğin davaya şahit olarak çağrılan Penthouse dergisinin sahibi Bob Guccione, Soltesz Benetton'un memelerini ‘‘Küçük, çok formda ve katiyen sarkmamışlar’’ diyerek tanımladı mahkeme salonunda.

Onun cümlesindeki üç tanımdan ikisi kadının moralini düzeltebilecek anlamlar içeriyordu ama nedense mahkemeyi pür dikkat izlemekte olan Bayan Benetton bu cümleleri duyduktan sonra bile gülümseyemedi.

* * *

Dava sürerken son derece abuk bir gelişme daha yaşandı.

Bir gezi programı çerçevesinde New York'a gelmiş olan ortaokul öğrencilerine şehirde davaların nasıl görülmekte olduğunu göstermek isteyen öğretmenleri, onları meme davasının görülmekte olduğu salona getirdi.

Hangi davanın görüldüğüne bakmadan sokuverdi çocukları salona.

Bir öğretmenin yapmaması gereken şeyler Top 10 listesinde en azından ilk beşe girebilecek düzeydeki bu hata nedeniyle öğretmen hayli zorlu anlar yaşarken, öğrenciler oldukça eğlendiler, çünkü hiç ummadıkları bir anda büyütülmüş meme fotoğrafları seyretmek gibi en azından geometri dersinden çok daha eğlenceli olduğu iddia edilebilecek bir olay yaşadılar.

Bağımsız kaynaklar öğrencilerin bütün provokasyona rağmen mahkeme süresince sessiz kalabilmelerini Amerika çocuklarında genetik olarak var olan hákim korkusuna bağlıyorlar.

* * *

Bu yazıyı yazarken düşündüm de...

İyi ki erkeklerin plajda tamamen çıplak güneşlenmek gibi bir ádetleri yok.

Düşünsenize Penthouse meme yerine penis fotoğraflarını bassaydı, dava bunun üzerine açılsaydı, davayı açan ‘‘Bu penis benim, başkasının değil’’ diye iddialarda bulunsaydı, mahkeme salonunda meme yerine büyütülmüş penis fotoğrafları birbiri ardına gösterilseydi, salona yanlışlıkla sokulan öğrenciler bu fotoğrafları izlemek zorunda kalsalardı...

Penis uzmanları bilirkişi olarak salona çağrılsalardı.

Jüride ben de olsaydım.

Çok şık olurdu her şey, çok.

Ve bu yazının başlığı da o zaman çok daha parlak, çok daha ilgi çekici olurdu, buna da eminim.

İsterseniz bir düşünün, siz de bana hak vereceksinizdir muhakkak.


Serdar TURGUT
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Yeni bir sayfa...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Galiba o sorunun cevabını buldum
 
    Bekir COŞKUN
  Hastamız nasıllar?..
 
    Doğan HIZLAN
  Tilda Kemal'i alkışladık
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Bu terazi bu sıkleti çekmez
 
    Ercan KUMCU
  Neden yaklaşamıyorlar?
 
    Fatih ALTAYLI
  İnternet yasası hazırlanmalı
 
    Ferai TINÇ
  Yeni dost yeni fırsat
 
    Gila BENMAYOR
  Bizim elektrik 6.5 yıl sonra ucuzlayacak
 
    Dr. Gündüz TEZMEN
  Parkinson hastalığını tanıyor musunuz? (3)
 
    Kanat ATKAYA
  Şimdi gidiyorum ama döneceğim
 
    Sedat ERGİN
  Ecevit'le Oran'da yarım saat
 
    Tufan TÜRENÇ
  Ortadoğu'da barış hem uzak, hem yakın
 
    Yalçın BAYER
  Bütçeye ‘evet’ de Kore vizesini al
 
    Güzin  Abla
  Oğlum şok yaşadı, şimdi konuşamıyor
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Dans’a devam...
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com