17/05/2002 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Gündem
17.05.2002
Emin ÇÖLAŞAN
Bu terazi bu sıkleti çekmez
  
ecolasan@hurriyet.com.tr
 

BAŞBAKAN'ın sağlığı hem iyi değil, hem de esrarengiz! Bunu, dün bir kez daha anladım.

Sedat Ergin'in kendisiyle yaptığı söyleşiyi dün gazetede banttan dinledim. Sesi kısık. Tam konuşamıyor, sözcükleri bulamıyor, bazı şeyleri karıştırıyor.

Sağlık durumu hakkında bilgi verirken bile çelişkiye düşüyor, doğru söylemiyor.

Medyada günlerden beri çıkan söyleşilerden edindiğim izlenim, Rahşan Hanım onu hastalığında da ‘‘rehin almış’’. Kocasını eve kapamış, doktorlarından bile özenle saklıyor. Dün Muharrem Sarıkaya da yazdı. Kaç yıllık özel doktoru da terk edilmiş! Diyelim ki o doktordan vazgeçtiler, tedavisini üstlenen Başkent Hastanesi de ulaşamıyor. Aradıklarında Rahşan Hanım ‘‘Gerekirse biz sizi ararız’’ diyor. Çok ilginç bir ‘‘aile tablosu’’ karşısındayız. Bunları yazarken hem Bülent Ecevit, hem de Türkiye adına üzülüyorum ama yazmak zorudayım.

Bir ‘‘hasta’’ düşünün ki, birdenbire hastanelik oluyor, bağırsak enfeksiyonu teşhisi konuluyor ve iki gün yatırılıyor. Bu hastanın -hele başbakan ise- taburcu edildikten sonra -bugün itibarıyla aradan 12 gün geçmiş- bir kez daha muayeneden, kontrolden geçmiş olması gerekmez mi? Elbette gerekir ama aile eve kapanmış, doktorlarla muhatap olmuyor, hiçbir şey istemiyor... Ve evden dışarı çıkamıyor!

Ecevit'in Sedat Ergin'le yaptığı söyleşideki kısık, tutuk sesini ve söylediklerini, dün gazetede banttan defalarca dinledim, üzüldüm.

* * *

Bizde önceki gün yayınlanan ve banttan verilen sözlerinde ‘‘Bir TERS HAREKET yüzünden sırtımda adale tutulmasıyla karşılaşmıştım. Giderilmesi zaman alıyor. Ağrı veriyor. Ani ortaya çıktı. Biraz daha rahat hale geleyim diye evden çıkmadım’’ diyor.

Aradan bir gün geçiyor. Bu sözlerinin Hürriyet'te manşetten verildiği gün ise olayı bambaşka anlatıyor:

- Eve geldim, kısa süre sonra MÜTHİŞ bir duvara çarpma şeyi oldu. Şimdi onunla uğraşıyorum.

- Dün adale ağrınızın ters bir hareketten kaynaklandığını söylemiştiniz.

- Zaten ağrı vardı, bu da üstüne eklenmiş oldu. Yani duvara çarptım şiddetle.

- Sırtımı çarptım dediniz, tam nasıl oldu?

- Şu masanın arkasında.

- Düşme oldu mu?

- İşte, DÜŞMEYLE karışık.

* * *

Tablo vahim. Bir başbakan evinden çıkamıyor çünkü sırtı ağrıyor. Ters hareket mi, duvara çarpma mı, yoksa düşme mi? Çelişkili konuşuyor. Hangisi doğru? Bilmiyorum ama hiçbiri doğru değil. O durumdaki bir insanın duvara, hem de sırtını kendi deyişiyle ‘‘müthiş, şiddetle’’ çarpması mümkün mü?

Söyledikleri doğruysa ve gerçekten de sırtında evden çıkmasını önleyecek boyutta ağrılar varsa, niçin doktorlara görünmüyor? Var mı 21. yüzyılda böyle anlayış! Bu konuyla bağlantılı olarak bir şey daha söylüyor:

- Pazartesi günü mesainize başladığınızda, eski mesai düzeninizi aynen sürdüreceğinizi düşünüyor musunuz?

- Evet, yalnız girişten sonra başbakanlık katına çıkan şey, merdivenin her... şeysi...

- Basamağı.

- Basamağı ayrıdır. Ayrı bir kavis çizer. Bana her seferinde sırtıma sorunlar verirdi. Orada belki bazı ufak tefek mimari değişikliklere gereksinim duyacağım.

Sadece bir katlık bir merdivenden söz ediyor ve Sedat'tan yardım bekleyerek soruyor:

- Ama o merdiven çok garip bir merdiven. Basamaklar sürekli olarak döner. Her basamak ayrı bir türdendir. Sizler de duyuyor musunuz sıkıntısını?

Oysa o bir katlık merdiveni sadece başbakan ve protokol kullanır.

* * *

Ortada son derece vahim, endişe veren bir tablo var. Sağlıksız, evine kapanmış bir başbakan! Kendi sağlığı hakkında çelişkili sözler eden, evden çıkamayışını sırt ağrılarına bağlayıp gerçekleri gizlemeye kalkışan, bu ortamda bile doktorlarıyla konuşmayan, onları eve sokmayan ve tedavi görmeyen bir başbakan!.. Ve onu yönlendiren karısı!

Kusura bakmasınlar ama bu bir sorumsuzluk örneğidir ve böyle yapmaya hakları yoktur.

Bu başbakan, Türkiye'nin ağır yükünü daha ne kadar omuzlayabilir?

Çevresinde kimse yok. Karı koca, herkesi dışlamışlar. Kimseyle konuşmuyorlar, tuhaf bir inziva hayatı yaşıyorlar. Ona yardımcı olacak, yükünün bir bölümünü omuzlayacak danışmanları yok. Başbakan yardımcılarıyla bile görüşmüyor. Partisinde ise herkes saf dışı!

Başbakan'ın sağlığı, sadece vatandaş Bülent Ecevit'in sağlığı olmanın çok ötesinde. Türkiye'yi etkiliyor. Rahşan- Bülent Ecevit ikilisi kendi adlarına bu yanlışların ve çelişkilerin içinde olabilir ama hadise artık ülke geneline yansıyor. Bu terazi, bu sıkleti çekmiyor. Buna çok acil bir çözüm bulunmalı.

Bu yazıyı üzülerek ve sadece ülkem adına yazdım. Sorumlusu Ecevit çiftidir.


Emin ÇÖLAŞAN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Yeni bir sayfa...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Galiba o sorunun cevabını buldum
 
    Bekir COŞKUN
  Hastamız nasıllar?..
 
    Doğan HIZLAN
  Tilda Kemal'i alkışladık
 
    Ercan KUMCU
  Neden yaklaşamıyorlar?
 
    Fatih ALTAYLI
  İnternet yasası hazırlanmalı
 
    Ferai TINÇ
  Yeni dost yeni fırsat
 
    Gila BENMAYOR
  Bizim elektrik 6.5 yıl sonra ucuzlayacak
 
    Dr. Gündüz TEZMEN
  Parkinson hastalığını tanıyor musunuz? (3)
 
    Kanat ATKAYA
  Şimdi gidiyorum ama döneceğim
 
    Sedat ERGİN
  Ecevit'le Oran'da yarım saat
 
    Tufan TÜRENÇ
  Ortadoğu'da barış hem uzak, hem yakın
 
    Yalçın BAYER
  Bütçeye ‘evet’ de Kore vizesini al
 
    Güzin  Abla
  Oğlum şok yaşadı, şimdi konuşamıyor
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Dans’a devam...
 
    Serdar TURGUT
  O meme kimin memesi
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com