Küba Devlet Başkanı Fidel Castro ile birlikte başkent Havana'daki Devlet Üniversitesi'nde televizyon aracılığıyla canlı yayınlanan konuşmasını İspanyolca gerçekleştiren Carter, Küba'ya yönelik ambargonun kaldırılması için ilk adımı ABD'nin atması gerektiğini söyledi.
Carter, Castro'ya da seslenerek Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Komisyonu üyesi Mary Robinson'ın Küba'yı ziyaret etmesine izin vermesini ve Kübalı muhalifler tarafından başlatılan bir dizi politik ve ekonomik reform kampanyasına kulak verilmesini de istedi.
Carter'ın konuşmasına Washington'dan herhangi bir tepki gelmezken, Kübalı muhalifler tarafından sevinçle karşılandı.
3 NOKTALI PLAN
Carter'ın adayı ziyareti, ABD'nin Küba'yı biyolojik silah geliştirmeyle suçlamasıyla aynı zaman dilimine denk geldi.
Carter, televizyon ve radyoda canlı ve sansürsüz yayınlanan konuşmasında ABD ve Küba arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi için üç maddelik bir plan önerisi sundu.
Carter, ilk olarak dünyanın en güçlü ulusu olarak nitelediği ABD'nin ilk adımı atarak 40 yıllık ambargoyu kaldırması gerektiğini söyledi. Carter'ın ambargoyu kaldırma çağrısı Washington politikalarıyla tamamen çeliştiği beliritiliyor. Başkan Bush'un bu çağrıyı dikkate almasının mümkün olmadığı da kaydediliyor.
Carter, Küba'dan mülkiyet haklarının tanınmasını ve Küba ile ABD'li şirketler ve mülteciler arasındaki sorunların dostane şekilde çözülmesini de talep etti. Carter, ABD'deki mültecilerin iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesined köprü olabileceklerini de kaydetti.
Carter, üçüncü olarak Küba'daki muhalifler tarafından başlatılan ve Küba'nın tek parti yönetimine son verilmesini talep eden kampanyaya da destek verdi. Varela Projesi adlı kampanya kapsamında muhalifler Küba Meclisi'ne 11 bin imzalı bir dilekçe sunarak, ülkede özgürlüklerin tanınması için referandum yapılmasını istedi.
Referandumda insan hakları, siyasi mahkumlara af ve mülkiyet hakkının tanınması ile seçim sisteminde reform talebinin oylanması isteniyor.
İNSAN HAKLARI MESELESİ
Carter, konuşmasında ayrıca insan hakları konusuna da değindi. Carter, "Küba'nın sosyalist sisteminde tek bir hükümetin egemenliği var ve halkın muhalefet hareketi örgütlemesine izin verilmiyor" diyerek anayasanın düşünce özgürlüğünü tanımasına rağmen diğer yasaların bu özgürlüğü reddettiğininin altını çizdi.
Carter, birçok soruna rağmen ABD'nin insan hakları konusunda kötü bir örnek olduğunu da vurguladı.