|
Sadece Jean-Marie Le Pen'in değil, bütün Fransa'nın, bütün Avrupa'nın sorunu yabancı düşmanlığı ve ırkçılık. Bu konuda Le Pen dışında herkes susuyor. Göçmen sorunu, seçim sonuçlarına karşın, hálá olduğu yerde duruyor.
Fransızların yüzde 82.2'sinin oyunu alan Jacques Chirac, yüzde 17.8 oy alan Jean-Marie Le Pen karşısında seçimi kazandı. Böylece, birinci tur sırasında dalga geçen sorumsuz Fransız solu Cumhurbaşkanlığı makamını Jacques Chirac'a teslim etti. Jospin karşısında en fazla yüzde 51 oyla kazanabilecek olan Jacques Chirac cumhurbaşkanlığı seçimlerinin en yüksek yüzdesini elde etti.
Jean-Marie Le Pen'e gelince: Kazandığı oy oranının Fransız avámının ruh ve zihniyet dünyasını yansıttığına inanmıyorum. Le Pen'in yandaşları Fransız avámı arasında yüzde 17.8'in çok üzerindedir. Yüzde 17.8 dışında kalan Fransız avámı, göçmenlerin Fransızların ekmeğini çaldığı, hepsinin suç makinesi olduğu, yurtlarına postalanmaları gerektiği düşüncesini paylaşmıyor mu?
*
25 Nisan 2002 tarihli Le Point dergisini açıyorum. Dergi 'Çok eski bir hikáye' başlığı altında Le Pen'in fotoğraflarını yayımlamış. Yıl 1954, subay üniformasıyla Saygon'da yani Vietnam'da. 1958'de Jean-Maurice Demarguet ile Cezayir'de bir törende yan yana. Selam durmuş, göğsünde madalyalar. Gene 1958, gene Cezayir, general Massu'nun yanında. Yıl 1962: General Salan'ın duruşmasında dönemin aşırı sağ cumhurbaşkanı adayı Tixier-Vignancour ile...
General Charles de Gaulle'e karşı, Afrika'dan (Cezayir'den) Franco tarzı hükümet darbesi yapmaya kalkışan General Salan ile General Massu'nun adları, Jean-Marie Le Pen'in aşırı sağcılığının askeri ve sömürgeci yanını açıklıyor.
Le Pen, 70'li yılların ortalarında yüzde yarım oyla teslim aldığı Fransız aşırı sağının yüzdesini çeyrek yüzyılda yüzde yirmilere çıkarmış. Haziran ayında yapılacak genel seçimlerde bu yüzdenin arttığını göreceğiz. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu Fransız aşırı sağının gerçek gücünü temsil etmiyor.
*
Sadece Jean-Marie Le Pen'in değil, bütün Fransa'nın, bütün Avrupa'nın sorunu yabancı düşmanlığı ve ırkçılık. Bu konuda Le Pen dışında herkes susuyor. Göçmen sorunu, seçim sonuçlarına karşın, hálá olduğu yerde duruyor. Ne Jacques Chirac ne de sol 'Hayır göçmenler Fransızların ekmeğini çalmıyor. Fransız ekonomisi göçmenler sayesinde ayakta durmaktadır. Suçun kaynağı göçmenler değil, bizzat Fransız toplumudur' diyor.
Fransız avámı göçmenler için değil hayalî bir cumhuriyeti korumak için Chirac'a oy verdi. Evet, Jean-Marie Le Pen bir ırkçı ve yabancı düşmanı! Ama kendi yurtlarında yaşayan Eskimolara değil; Fransa'da çalışıp tüketici olarak yaşayan insanlara karşı. Bu insanlar 'Beyaz' ve 'Hıristiyan' değiller. Avrupa'nın Grek-Latin, Yahudi-Hıristiyan kültürünün ürünü değiller. Ten renkleri koyu ya da Türkler gibi 'Buğday' ve çoğunluğu müslüman.
Ne olacak şimdi? Jean-Marie Le Pen, yaşlı Avrupa'nın içine düştüğü çıkmazı görmüyor mu? Görüyor! Avrupa nüfusunun 2040'a kadar 150-200 milyon azalacağını, çoğunluğun çalışamayacak kadar yaşlanacağını bilmiyor mu?
Biliyor ve afyonlanmaya hazır kitleyi göçmenlere karşı kışkırtarak oy alıyor. Avám Fransız sanıyor ki Esmer ve Müslüman göçmen kovulursa kendi işleri düzelecek. Oysa, Fransa'da (Avrupa'da) hayatın duracağını bilemiyor, anlayamıyor benim budalam.
Fransa'da bu gerçeği mertçe itiraf edecek sorumlu politikacı yok! Bu nedenle de Le Pen karşısında çaresizler.
Bu gerçeği, 'Fransa'nın onurunun iki paralık oluşu şimdiye kadar bu denli çarpıcı değildi. Fransa'nın dışardaki imgesi bu denli lekelenmemişti. Ve bu olayın sonuçlarının (etkilerinin) sürekli olmayacağını düşünmek çok güç. Paris, 21 Nisan 2002'de sanki hiçbir şey olmamış gibi davranacak olursa, 'eskiden' olduğu düzeyde kendini anlatıp dinletemeyecektir... Bundan böyle, başkalarının aşağılamasını sineye çekmek zorunda kalacak' diyen Le Monde (24 Nisan) başyazarı anlatmalıydı. Ben değil! |