12/05/2002 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Yazarlar
12.05.2002
Sedat ERGİN
Bu da fotoğraftaki kadının görüntüsü
  
seergin@hurriyet.com.tr
 

GEÇEN hafta pazar günü bu köşede çıkan yazı ‘‘Fotoğrafta Kadının Yeri Yok’’ başlığını taşıyordu.

Yazı, İslamcı kesimin önde gelen ailelerinden birinin düğününe ilişkin bir haberin verilişinde tek bir kadın görüntüsünün bulunmamasını konu alıyor, bu eksikliği çağdaşlık anlayışı bakımından eleştiriyordu.

Türkiye'de en kuvvetli hukuk ve demokrasi söylemiyle karşımıza çıkan İslamcı çevreler bile, son tahlilde, kadın-erkek eşitliğini kabul etmeyen gerici bir zihniyeti temsil ediyorlar.

Bu zihniyeti savunurken, bir taraftan da çağdaş anlamda hukuk ve demokrasiden dem vurunca, ciddi bir çelişkiye düşüyorlar.

Bu çelişki, fotoğrafta kadının yüzünün saklanmasıyla kendini gösteriyor.

PESPAYELİK, LAİK

YAŞAM BİÇİMİ Mİ?

Bugünkü yazımızda, kadının yüzünün gizlenmediği bazı fotoğraflara bakarak, açık sözlülükle şu sorulara yanıt arayalım:

Birinci soru: Toplumun bazı kesimlerinin olsa olsa birer ahlaksızlık tezahürü olan fotoğrafları ne ölçüde çağdaşlığı temsil ediyor?

Bunu tamamlayan ikinci bir soru: Laik yaşam biçimi bu mudur?

Üçüncü soru: Çağdaş yaşam biçimi adına sergilenen bu pespayeliklerin temsil ettiği bozuk ve azgın bir ahlak anlayışından kendilerini korumak isteyen insanların dine daha çok bağlanmaları haksız görülebilir mi?

Ve rahatsız edici bir soru:

Türbanlı öğrencilerin okullara girmesi yasaklanırken, bu pespayeliklerin teşvik görmesinde, sistemin buradaki kayıtsızlığında izaha muhtaç bir çelişki yok mudur?

Bu ve bunun gibi soruların listesini uzatmak mümkündür.

GÖRGÜSÜZLÜK, CEHALET VE ŞIMARIKLIK

Sorunun özünde, Türkiye'de son 10 yılda özel televizyon kanallarının kontrolsüz bir şekilde patlamasıyla birlikte topluma enjekte edilen bozuk ve vıcık bir ahlak, daha doğrusu ahlaksızlık anlayışı yatıyor.

Bu, kadının cinselliğini ön planda tutan, kadını topluma salt bir cinsellik öznesi olarak tanımlayan, takdim eden bir anlayış.

Bu anlayışla iç içe geçen, onu azdıran başka faktörler de var.

Örneğin, kişinin özel hayatının ihlal edilemez sınırları içinde kalması gereken mahremiyet perdesinin kaldırılarak, mahremin şeffaflaştırılması...

Buradaki çöküntü, Özal dönemiyle birlikte köşe dönmeci yeni ve/ya da kara paranın bütün görgüsüzlüğünü, şımarıklığını, cehalet ve düzeysizliğini topluma bulaştırdığı bir fonda gerçekleşiyor.

Ülkede genelde eğitimin kalitesinin düşmesi, ayrıca taşra değerlerinin kent değerlerine baskın çıkmaya başlaması çöküntüyü körüklüyor.

Sonuçta karşımıza çıkan canavar, televole kültürüdür.

EDEPSİZLİĞE DUR DEME ZAMANI

Bu canavar, her akşam TV kanallarından evlerimizin içine girmekte, başını oturma odamıza kadar uzatmakta, günlük yaşamımızın bir parçası haline gelmektedir.

Sevda Demirel'in kendisine ‘‘Seni basmadılar mı?’’ diyen Hande Ataizi'ni tokatlaması, Yasemin Kozanoğlu'nun bilincini kaybetmiş bir şekilde gece kulübünden yerlerde sürüklenerek çıkartılması, bazı ünlü playboylarımızın ve mankenlerimizin her hafta göstere göstere sevgili değiştirmeleri vs...

Televizyon kanallarımızın Türk toplumuna iftiharla sunduğu, küçük çocukları özendirdiği ahlak yelpazesinde işte bu görüntüler yer alıyor.

Hazin olan, Türk toplumunun geleceğini zehirlemeye başlamış olan bu maskaralığın, soysuzlaşmanın çağdaş yaşam biçimi olarak takdimidir.

O zaman, çağdaşlık değerlerini savunanların da Türkiye'nin geleceğine sahip çıkmak için bu edepsizliğe dur demeleri zamanı gelmiştir.


Sedat ERGİN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Hesap sorulacaksa...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Türkler, maymunlar gibidirler, kötüdürler
 
    Abdülkadir Küşin
  Devlet memuru nasıl nayloncu oldu?
 
    Ali Atıf BİR
  Hormona, ilaca karşı panzehir: Markalar!
 
    Ayşe ARMAN
  Annem benim cennetim ve cehennemim
 
    Ayşe  ÖZEK KARASU
  10. kattan atladı 9. katta vuruldu
 
    Bekir COŞKUN
  Bizim evin annesi
 
    Doğan HIZLAN
  Gökyüzü çiçek açtı
 
    Doğan ULUÇ
  Habere hiç kulağımı tıkamadım
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Bir doktorun anıları
 
    Ercan KUMCU
  ‘Para’ para olarak kabul edilince
 
    Erkan ÇELEBİ
  Sanal tavlacı havasını aldı
 
    Ferai TINÇ
  Yılmaz, açık konuştu
 
    Gila BENMAYOR
  Yüz paralık bir bulut
 
    Hadi ULUENGİN
  Modern bir aşk hikayesi (VI)
 
    Kanat ATKAYA
  Derviş'i bin kişi izledi, Bayar'da öğrenciler bölündü
 
    Yurtsan ATAKAN
  Oynama bilişim bilişim...
 
    Muharrem SARIKAYA
  Komutanlarla Tunceli Cemevi'nde
 
    Murat BARDAKÇI
  Fransızlar aynı densizliği padişahlara da yapmışlardı
 
    Tuğrul ŞAVKAY
  Hizmet etmek zül değildir
 
    Uğur CEBECİ
  THY dünyaya bakım satıyor
 
    Yalçın BAYER
  Gidelim mi, kalalım mı
 
    Özdemir İNCE
  Sahiden Chirac mı kazandı?
 
    Oğuz ARAL
  Bu baharı kaçırmayın
 
    İbrahim Bilik
  Damak tadınız farklı olabilir
 
    Sevgi'nin Diviti
  Anneciğim, seni özlüyorum
 
    Serdar TURGUT
  Woody Allen'ın Bitişi
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com