|
BEŞ pazardır anlattığım gibi, çok eski arkadaşım Fatin geçen yaz sonu bir kahvede tesadüfen beş-on dakika konuştuğu ve tam o gün Venedik'e gitmekte olan Sheila adındaki İrlandalı bir kızı neredeyse unutmuşken, Şubat ortalarında aynı kızdan kendisini Adriyatik limanına davet eden bir mektup alır ve daveti tersine çevirerek, Sheila'yı çağırır.
Ve bir Cumartesi öğleden sonrası, hiç beklemediği anda kapı çalındığında, asi saçlı kadının merdivenden çıkmakta olduğunu görür.
İşte bu kaldığım yerden hikaye etmeyi sürdürüyorum....
* * *
MÜTHİŞ şaşkınlığından dolayı, sanki kadının içeri girmesini engellemek istiyormuşçasına kapı önünde duran Fatin'in ağzından ancak, ‘‘sizin kabin telefonu, cep telefonu diye bir aletten haberiniz yok mu? Niye önceden aramadınız? Havaalanına gelip almayı düşünüyordum’’ cümleleri döküldü.
Sırt çantasıyla eşikte bekleyen kız ‘‘Anlatacağım. Beni içeri alırsanız...’’ cevabını verdi.
Sheila çantasını antreye bıraktı ve Fatin'in dört bir duvarı kütüphanelerle çevrili salonuna daldılar ki, asi saçlı kadın şöyle bir etrafa bakarak ‘‘her şey tahmin ettiğim gibi’’ dedi.
Fatin o an hiç bir şey söylemeden kızı kendine çekti; sardı, sarmaladı; dudaklarından, hatta saçlarından dahi öpmeden sadece isyankar buklelerin arasından parmaklarını geçirdi.
Uzun uzun kokladı ve ‘‘küçük deli’’ dedi.
Başını Fatin'in göğsüne yaslamış olan kadın elinin üst sathıyla adamın yüzünü okşadı ve ‘‘koca deli’’ diye mırıldandı.
Sonra, hayatın gerçekliği illa romantikayla özleşecek değil ya, ‘‘özür dilerim, deminden beri çok çişim geldi, tuvalet ne tarafta’’ diye sordu.
* * *
KIZ tekrar döndüğünde Fatin'in elinde anahtar tuttuğunu gördü...
Arkadaşım onları uzatarak, ‘‘Bunlar evimin anahtarları... Bir tek çocuklarımda var... Yirmi senedir de anahtar verdiğim ikinci kadınsın. Çünkü artık, sen benim kadınımsın. Bunu ikimiz de biliyoruz’’ dedi.
Gözlerinde Kelt bir ışıltı pırıldayan Sheila anahtarları aldı ve sağ serçe parmağıyla Fatin'in dudaklarına dokunduktan sonra başını tekrar O'nun omzuna yaslayarak, ‘‘adamım’’ kelimesini telaffuz etti.
* * *
O öğleden sonra sevişmediler. Hatta, hala öpüşmediler bile...
İlk öpüşmeleri, birazdan dışarı çıktıklarında ve Fatin tam kontağı döndürürken, otomobilin içinde sıradan bir buse şeklinde gerçekleşti.
Sanki yepyeni iki sevgili değillerdi de bütün zamanlardan beri sevgiliydiler ve bu öpüşme o sevgililiğin uzantısındaki bir ‘‘normalliğe’’ tekabül ediyordu.
Zaten Cumartesi de öyle oldu...
Sheila iki kelimede ne telefonunun, ne cep telefonunun olduğunu; çünkü böyle ‘‘teknolojik şeylerden’’ hazetmediğini; her halükarda da, kendini arayacak bir ‘‘adamı’’ bulunmadığı için ihtiyaç duymadığını söyledi.
Bu sırada, hiç birbirlerine dokunmadan karşılıklı viski içmekteydiler ve asi saçlı kadın ek bilgi olarak, aslında sabah en erken uçakla ve elektronik postada söylediği gibi ayçörekleriyle Venedik'ten geldiğini; fakat Fatin'e telefon etmeye cesaret edemediğini; taksiye binip adrese ulaştığında, ‘‘Sheila sen deli misin, kafanda ne hayaller kuruyorsun’’ diyerek yine kapıyı çalmaya korktuğunu; uzun müddet sırtında çanta sokaklarda gezinirken, hemen tekrar geriye dönmeyi düşündüğünü; ancak nihayetinde zile bastığını anlattı.
Çantasından çıkarttığı iki, üç ayçöreğini de ‘‘artık bayatlamışlardır’’ diyerek gösterdi.
Bundan sonra da Fatin hemen, ‘‘hadi kalk, cazi saatler inmeden şehirde dolanalım’’ dedi ve yukarıda söylediğim gibi, ebedi Cumartesi'lerin ebedi sevgilileriymişçesine dışarı çıktılar.
Tam kapıyı kapatırlarken de, Fatin, ‘‘anahtarlarınla evini kilitle’’ diye ekledi.
Bu arada ben şunu ekleyeyim, onca senedir tanığım arkadaşımın bırakın iki dakika sonra, iki yıl sonra dahi bir kadına kendi anahtarlarını teslim edeceğini rüyamda görsem inanmazdım.
* * *
ŞEHRE indiklerinde, Fatin, ‘‘lütfen beni burada biraz bekle. Biliyorum İrlandalısın ama yine de öğleden sonra viskisine alışık olmayabilirsin... Sıkı espresso iç, çok geçmeden geleceğim’’ diyerek Sheila'yı bir kahvede bırakmak istedi.
Asi saçlı kız, ‘‘adamım, seni daha şimdi buldum. Küçük deli'ni hemen mi kendinden uzaklaştırıyorsun’’ dedi.
Fatin o zaman, caddeden gelip geçen Cumartesi kalabalığının bakışlarına asla aldırmadan, hatta onlara özellikle meydan okuyarak asi saçlı kızı kendine çekti; bütün vücudunu bütün vücuduna yapıştırdı; uzun uzun ve dudaklarını içerek, ilk defa öptü.
‘‘Kadınım, hemen geliyorum’’ diye ekledi.
Kadın kahveye girdi ve adam gitti.
* * *
DEVAMI gelecek pazara... |