12/05/2002 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Yazarlar
12.05.2002
Hadi ULUENGİN
Modern bir aşk hikayesi (VI)
  
huluengin@hurriyet.com.tr
 

BEŞ pazardır anlattığım gibi, çok eski arkadaşım Fatin geçen yaz sonu bir kahvede tesadüfen beş-on dakika konuştuğu ve tam o gün Venedik'e gitmekte olan Sheila adındaki İrlandalı bir kızı neredeyse unutmuşken, Şubat ortalarında aynı kızdan kendisini Adriyatik limanına davet eden bir mektup alır ve daveti tersine çevirerek, Sheila'yı çağırır.

Ve bir Cumartesi öğleden sonrası, hiç beklemediği anda kapı çalındığında, asi saçlı kadının merdivenden çıkmakta olduğunu görür.

İşte bu kaldığım yerden hikaye etmeyi sürdürüyorum....

* * *

MÜTHİŞ
şaşkınlığından dolayı, sanki kadının içeri girmesini engellemek istiyormuşçasına kapı önünde duran Fatin'in ağzından ancak, ‘‘sizin kabin telefonu, cep telefonu diye bir aletten haberiniz yok mu? Niye önceden aramadınız? Havaalanına gelip almayı düşünüyordum’’ cümleleri döküldü.

Sırt çantasıyla eşikte bekleyen kız ‘‘Anlatacağım. Beni içeri alırsanız...’’ cevabını verdi.

Sheila çantasını antreye bıraktı ve Fatin'in dört bir duvarı kütüphanelerle çevrili salonuna daldılar ki, asi saçlı kadın şöyle bir etrafa bakarak ‘‘her şey tahmin ettiğim gibi’’ dedi.

Fatin o an hiç bir şey söylemeden kızı kendine çekti; sardı, sarmaladı; dudaklarından, hatta saçlarından dahi öpmeden sadece isyankar buklelerin arasından parmaklarını geçirdi.

Uzun uzun kokladı ve ‘‘küçük deli’’ dedi.

Başını Fatin'in göğsüne yaslamış olan kadın elinin üst sathıyla adamın yüzünü okşadı ve ‘‘koca deli’’ diye mırıldandı.

Sonra, hayatın gerçekliği illa romantikayla özleşecek değil ya, ‘‘özür dilerim, deminden beri çok çişim geldi, tuvalet ne tarafta’’ diye sordu.

* * *

KIZ
tekrar döndüğünde Fatin'in elinde anahtar tuttuğunu gördü...

Arkadaşım onları uzatarak, ‘‘Bunlar evimin anahtarları... Bir tek çocuklarımda var... Yirmi senedir de anahtar verdiğim ikinci kadınsın. Çünkü artık, sen benim kadınımsın. Bunu ikimiz de biliyoruz’’ dedi.

Gözlerinde Kelt bir ışıltı pırıldayan Sheila anahtarları aldı ve sağ serçe parmağıyla Fatin'in dudaklarına dokunduktan sonra başını tekrar O'nun omzuna yaslayarak, ‘‘adamım’’ kelimesini telaffuz etti.

* * *

O
öğleden sonra sevişmediler. Hatta, hala öpüşmediler bile...

İlk öpüşmeleri, birazdan dışarı çıktıklarında ve Fatin tam kontağı döndürürken, otomobilin içinde sıradan bir buse şeklinde gerçekleşti.

Sanki yepyeni iki sevgili değillerdi de bütün zamanlardan beri sevgiliydiler ve bu öpüşme o sevgililiğin uzantısındaki bir ‘‘normalliğe’’ tekabül ediyordu.

Zaten Cumartesi de öyle oldu...

Sheila iki kelimede ne telefonunun, ne cep telefonunun olduğunu; çünkü böyle ‘‘teknolojik şeylerden’’ hazetmediğini; her halükarda da, kendini arayacak bir ‘‘adamı’’ bulunmadığı için ihtiyaç duymadığını söyledi.

Bu sırada, hiç birbirlerine dokunmadan karşılıklı viski içmekteydiler ve asi saçlı kadın ek bilgi olarak, aslında sabah en erken uçakla ve elektronik postada söylediği gibi ayçörekleriyle Venedik'ten geldiğini; fakat Fatin'e telefon etmeye cesaret edemediğini; taksiye binip adrese ulaştığında, ‘‘Sheila sen deli misin, kafanda ne hayaller kuruyorsun’’ diyerek yine kapıyı çalmaya korktuğunu; uzun müddet sırtında çanta sokaklarda gezinirken, hemen tekrar geriye dönmeyi düşündüğünü; ancak nihayetinde zile bastığını anlattı.

Çantasından çıkarttığı iki, üç ayçöreğini de ‘‘artık bayatlamışlardır’’ diyerek gösterdi.

Bundan sonra da Fatin hemen, ‘‘hadi kalk, cazi saatler inmeden şehirde dolanalım’’ dedi ve yukarıda söylediğim gibi, ebedi Cumartesi'lerin ebedi sevgilileriymişçesine dışarı çıktılar.

Tam kapıyı kapatırlarken de, Fatin, ‘‘anahtarlarınla evini kilitle’’ diye ekledi.

Bu arada ben şunu ekleyeyim, onca senedir tanığım arkadaşımın bırakın iki dakika sonra, iki yıl sonra dahi bir kadına kendi anahtarlarını teslim edeceğini rüyamda görsem inanmazdım.

* * *

ŞEHRE
indiklerinde, Fatin, ‘‘lütfen beni burada biraz bekle. Biliyorum İrlandalısın ama yine de öğleden sonra viskisine alışık olmayabilirsin... Sıkı espresso iç, çok geçmeden geleceğim’’ diyerek Sheila'yı bir kahvede bırakmak istedi.

Asi saçlı kız, ‘‘adamım, seni daha şimdi buldum. Küçük deli'ni hemen mi kendinden uzaklaştırıyorsun’’ dedi.

Fatin o zaman, caddeden gelip geçen Cumartesi kalabalığının bakışlarına asla aldırmadan, hatta onlara özellikle meydan okuyarak asi saçlı kızı kendine çekti; bütün vücudunu bütün vücuduna yapıştırdı; uzun uzun ve dudaklarını içerek, ilk defa öptü.

‘‘Kadınım, hemen geliyorum’’ diye ekledi.

Kadın kahveye girdi ve adam gitti.

* * *

DEVAMI
gelecek pazara...


Hadi ULUENGİN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Hesap sorulacaksa...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Türkler, maymunlar gibidirler, kötüdürler
 
    Abdülkadir Küşin
  Devlet memuru nasıl nayloncu oldu?
 
    Ali Atıf BİR
  Hormona, ilaca karşı panzehir: Markalar!
 
    Ayşe ARMAN
  Annem benim cennetim ve cehennemim
 
    Ayşe  ÖZEK KARASU
  10. kattan atladı 9. katta vuruldu
 
    Bekir COŞKUN
  Bizim evin annesi
 
    Doğan HIZLAN
  Gökyüzü çiçek açtı
 
    Doğan ULUÇ
  Habere hiç kulağımı tıkamadım
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Bir doktorun anıları
 
    Ercan KUMCU
  ‘Para’ para olarak kabul edilince
 
    Erkan ÇELEBİ
  Sanal tavlacı havasını aldı
 
    Ferai TINÇ
  Yılmaz, açık konuştu
 
    Gila BENMAYOR
  Yüz paralık bir bulut
 
    Kanat ATKAYA
  Derviş'i bin kişi izledi, Bayar'da öğrenciler bölündü
 
    Yurtsan ATAKAN
  Oynama bilişim bilişim...
 
    Muharrem SARIKAYA
  Komutanlarla Tunceli Cemevi'nde
 
    Murat BARDAKÇI
  Fransızlar aynı densizliği padişahlara da yapmışlardı
 
    Sedat ERGİN
  Bu da fotoğraftaki kadının görüntüsü
 
    Tuğrul ŞAVKAY
  Hizmet etmek zül değildir
 
    Uğur CEBECİ
  THY dünyaya bakım satıyor
 
    Yalçın BAYER
  Gidelim mi, kalalım mı
 
    Özdemir İNCE
  Sahiden Chirac mı kazandı?
 
    Oğuz ARAL
  Bu baharı kaçırmayın
 
    İbrahim Bilik
  Damak tadınız farklı olabilir
 
    Sevgi'nin Diviti
  Anneciğim, seni özlüyorum
 
    Serdar TURGUT
  Woody Allen'ın Bitişi
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com