|
O evimizin içinde melek gibi dolanır.
Ya elinde kedilerin yemek tabağı, ya köpeklerin su tası, ya kuşlar için ekmek kırıntıları, ya uzaklardaki havyanlara gönderileceklerin listesi vardır.
Ya da kaybettiğim terliğimin teki.
Durmadan, yorulmadan, bıkmadan...
Her gece insanlar çoktan ikinci rüyalarını gördüklerinde, o ya bahçeden bizim çocukları toparlar, ya terasta kedilerin yuvalarında son denetimini yapar, ya kuşların ekmeklerini doğrar.
Bir melek gibi...
Sabahları daha şafak bile atmadan, uykusuz gözlerini ova ova yine çocuklara koşar.
O melek, bizim evin annesi.
* * *
Bu kadar çok çocuğu olan anne azdır.
Köpekler, kediler, kuşlar, ben...
Dalton'un göz merhemi, Rok'un iğnesi, Tekir'in diyeti, ilaçlar, merhemler, şuruplar...
Kimi zaman bunalır evimizin annesi.
Bir elinde ilaç şişesi, bir elinde şurup, koltuğunun altında terliğimin teki şaşkındır.
Karıştırdığında ve Pako önüne konulan terliğe şaşkın baktığında, ona yardım ederim:
‘‘Terliği bana vereceksin, şurup onun...’’
* * *
Kimi zaman evin bir köşesinde onu ağlarken bulurum.
Güzel gözlerinden süzülen yaşlar çoktan kıvırcık saçlarını ıslatmıştır, için için hıçkırır.
Çocuklardan birisinin başına kötü bir şey geldiğini bilirim.
‘‘Neyin var Andree?..’’
‘‘Tekir.....’’
Bizim eve matem çöker.
O günlerce ağlaya ağlaya, ama yine de bir elinde kedilerin tası, bir elinde kuşların ekmekleri, bir elinde köpeklerin ilaçları, gözlerini sile sile, içini çeke çeke dolanır evimizde.
Bugün Anneler Günü.
O bizim annemiz...
Evimizin meleği...
Bu sabah Rok, Gorbi, Pako, Çıtır ve ben onun için, sevdiği papatyalardan toplayacağız. Kediler bizi duvarların üzerinden izleyecekler. Kuşlar çatının pervazlarında olacak.
Annelik duygusunun erişilmez yüceliğine ve onurunadır o papatyalar.
Tüm anneler için... |