12/05/2002 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Yazarlar
12.05.2002
Ayşe  ÖZEK KARASU
10. kattan atladı 9. katta vuruldu
  
akarasu@hurriyet.com.tr
 

Ronald Opus kendini öldürmeye çalışıyordu. Ancak intihar girişimi sırasında vurularak öldürüldü.

Şimdi bu bir cinayet miydi, yoksa intihar mı? Garip olaylar zincirini adım adım izleyen savcı sonunda olayın intihar olduğuna karar verdi. Ancak hikayenin sonunda bir sürpriz daha vardı...

TUHAF intihar vakasını aktaran kişi Amerikan Adli Tıp Derneği'nin eski Başkanı Don Harper Mills. 1994 yılında derneğin San Diego'da düzenlenen ödül yemeğinde söz alan Mills'in anlattığı hikaye şöyle:

23 Mart 1994'te Ronald Opus'un cesedini inceleyen adli tabip, adamın başından vurularak öldürüldüğü sonucuna vardı. On katlı bir binanın tepesinden intihar etmek üzere aşağı atlamıştı (geride bıraktığı notta umutsuzluğunu dile getiriyordu). Ancak dokuzuncu kattan geçerken pencereden gelen bir kurşun başına isabet etmiş ve anında ölümüne neden olmuştu. Apartmanın sekizinci kat penceresi düzeyinde cam silicileri korumak için bir ağ vardı ama, ne silahı çeken kişi, ne de Opus bu ağın varlığından haberdardı. Yani kurşun olmasaydı Opus'un intihar girişimi başarısızlıkla sonuçlanacaktı.

‘‘Normal olarak’’ diye devam etti Mills, ‘‘İntihar etmeye karar veren bir kişi eninde sonunda amacına ulaşır, ancak mekanizma onun tasarladığı biçimde gelişmeyebilir. Opus'un dokuz kat aşağıda yere çakılarak ölmesi onun ölüm nedenini intihardan cinayete çevirmeyecekti. Ancak intihar girişiminin başarısızlıkla sonuçlanacak olması nedeniyle, adli tabip bir cinayetle karşı karşıya olduğuna karar verdi.’’

B CİNAYETİ

Silahın ateşlendiği dokuzuncu katta yaşlı bir adamla karısı yaşıyordu. Şiddetli bir tartışmaya girmişlerdi ve adam karısını silahla tehdit ediyordu. O kadar kızmıştı ki, tetiği çekti, karısını ıskalayan kurşun pencereye yöneldi ve Opus'a isabet etti. Bir insan A şahsını öldürmeye çalışırken B şahsını öldürdüğü takdirde, B'yi öldürmekle suçlanırdı.

İşte bu suçlamayla karşılaştıklarında yaşlı adam da karısı da çok şaşırdı, çünkü silahın dolu olduğundan haberleri yoktu. Adam, karısını dolu olmayan silahla korkutmayı alışkanlık haline getirmişti, öldürmeye niyeti yoktu. Demek ki, Opus kaza sonucu ölmüştü.

Ancak soruşturma devam ederken bir tanık ortaya çıktı ve altı hafta önce yaşlı çiftin oğlunu silahı doldururken gördüğünü söyledi. Anlaşıldığı kadarıyla yaşlı kadın oğlundan mali desteğini çekmişti ve babasının silahla korkutma huyunu bilen oğul, babasının annesini vuracağını hesaplayarak silahı doldurmuştu. İşin yönü yine değişmişti. Bu durumda yaşlı çiftin oğlu Ronald Opus cinayetinin zanlısı oluyordu.

Ama kaderin cilvesi bu kadarla kalmıyordu. Soruşturma ilerleyince, cinayet zanlısının, annesini öldürme planı başarıyla işlemediği için umutsuzluğa kapılan Ronald Opus'un ta kendisi olduğu anlaşıldı. İşte bu nedenle 23 Mart günü on katlı binadan atlamış, dokuzuncu kat penceresinden gelen kurşunun isabet etmesi sonucu ölmüştü.

Adli tabip olayın intihar olduğuna karar vererek dosyayı kapattı.

BİTMEYEN ÖYKÜ

Olay kapandı, ancak hikaye burada bitmedi. Çünkü böyle bir olay olmamıştı. Amerikan Adli Tıp Derneği'nin Başkanı Don Harper Mills, bu intihar vakasını 1987 yılında sırf eğlence olsun diye uydurmuştu. Amacı yemekte yaptığı konuşmada hem meslektaşlarını eğlendirmek, hem de bazı küçük ayrıntıların değiştirilmesi halinde nasıl hukuki komplikasyonların ortaya çıkacağını göstermekti.

Harper Mills bu hikayeyi uydurduğunda internet henüz icat edilmemişti. Ancak icadından bir süre sonra, yani 1994'te Harper Mills'in hikayesi internetle tanıştı. Üç yıl kadar e-mail'ler aracılığıyla dünyaya yayılmasını sürdürdükten sonra 1997 yılında Harper Mills bir İngiliz gazetesine, olayın tamamen hayal ürünü olduğunu açıkladı. Ancak bu açıklama Ronald Opus vakasının yayılmasını engellemedi. Bugüne kadar icat edilmiş en büyük dedikodu çarkına kapılmıştı bir kere. Hikaye bugün bile internette dolaşmaya devam ediyor.

Geçen 3 Mayıs'ta benim elime de ulaştı. Bugüne kadar kimbilir kaç yüz bin kişi hikayeyi ilgiyle okudu ve inandı. Bunu tespit etmek imkansız. Ancak en azından biz biliyoruz ki, Ronald Opus hikayesi, internette sonsuza kadar dolaşmaya devam edecek o kent efsanelerinden biri işte.

MANOLYA FİLMİNİN ESİN KAYNAĞI

ASLA yaşamamış Ronald Opus'un kurmaca intihar hikayesi, Tom Cruise ve Julianne Moore’un da oynadığı Manolya filminde bir motif olarak yer aldı. Ancak hikayenin akışı ve kahramanların yerleri biraz değiştirilerek. Paul Thomas Anderson'un senaryosunu yazıp yönettiği filmde genç adam bir apartmanın tepesinden ölüme atlıyor, ancak yolun yarısında bir pencereden gelen kurşunun isabet etmesi sonucu ölüveriyor. Daireden silahı ateşleyen kişinin, o sırada kocasını öldürmek üzere tetiği çeken, genç adamın annesi olduğu ortaya çıkıyor. Böylece anne, kocasını öldürmeye çalışırken kendi öz oğlunun canını almış oluyor. ‘‘Peki genç adam zaten ölecekti’’ derseniz, kurmaca öyküdeki aynı motif filmde de var. Alt katlardan birinin hizasına gerilmiş ağ...


Ayşe  ÖZEK KARASU
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Hesap sorulacaksa...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Türkler, maymunlar gibidirler, kötüdürler
 
    Abdülkadir Küşin
  Devlet memuru nasıl nayloncu oldu?
 
    Ali Atıf BİR
  Hormona, ilaca karşı panzehir: Markalar!
 
    Ayşe ARMAN
  Annem benim cennetim ve cehennemim
 
    Bekir COŞKUN
  Bizim evin annesi
 
    Doğan HIZLAN
  Gökyüzü çiçek açtı
 
    Doğan ULUÇ
  Habere hiç kulağımı tıkamadım
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Bir doktorun anıları
 
    Ercan KUMCU
  ‘Para’ para olarak kabul edilince
 
    Erkan ÇELEBİ
  Sanal tavlacı havasını aldı
 
    Ferai TINÇ
  Yılmaz, açık konuştu
 
    Gila BENMAYOR
  Yüz paralık bir bulut
 
    Hadi ULUENGİN
  Modern bir aşk hikayesi (VI)
 
    Kanat ATKAYA
  Derviş'i bin kişi izledi, Bayar'da öğrenciler bölündü
 
    Yurtsan ATAKAN
  Oynama bilişim bilişim...
 
    Muharrem SARIKAYA
  Komutanlarla Tunceli Cemevi'nde
 
    Murat BARDAKÇI
  Fransızlar aynı densizliği padişahlara da yapmışlardı
 
    Sedat ERGİN
  Bu da fotoğraftaki kadının görüntüsü
 
    Tuğrul ŞAVKAY
  Hizmet etmek zül değildir
 
    Uğur CEBECİ
  THY dünyaya bakım satıyor
 
    Yalçın BAYER
  Gidelim mi, kalalım mı
 
    Özdemir İNCE
  Sahiden Chirac mı kazandı?
 
    Oğuz ARAL
  Bu baharı kaçırmayın
 
    İbrahim Bilik
  Damak tadınız farklı olabilir
 
    Sevgi'nin Diviti
  Anneciğim, seni özlüyorum
 
    Serdar TURGUT
  Woody Allen'ın Bitişi
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com