12/05/2002 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Yazarlar
12.05.2002
Ayşe ARMAN
Annem benim cennetim ve cehennemim
  
aarman@hurriyet.com.tr
 

Mayıs ayının her ikinci pazarı benim için kabus gibidir.

Gelir 130 kiloluk biri, göğsümün üzerine oturuverir.

Anneler Günü'dür.

Peki ben ne yazacağım?

Ne yazacağım da, bir önceki yılın tekrarı olmayacak...

*

Bunca yıldır çeşitli numaralar denedim.

Ama artık deneyecek numara da kalmadı!

Karadeniz istikametinde batırdığım gemilere doğru, dalgın dalgın bakarken, İpek'in e-mail'i imdadıma yetişti.

Bu sayede, bu yılın Anneler Günü'nde size İpek'in dedesini anlatabileceğim.

Gerçi tanımıyorum.

Tanımayışımın nedeni yaşımın yetmeyişi.

Ama oğlu Ali, en yakın arkaşlarımdan biri.

Biz sadece yüzyüze karşılaşmadık, yoksa ben de onu basında çalışan herkes gibi biliyorum, bir dönemin en önemli gazetecilerinden biri, tanıyanlar efsane olarak anlatıyorlar...

*

Bunca şaşaalı bir geçmişten sonra birilerinin kendi köşesine çekilmesi, bunu becerebilmesi, alıştığı bir sürü iktidar nimetinden vazgeçebilmesi beni büyülüyor.

Emekliliği geldiğinde, en kötü ihtimalle, apartman ahalisini zapturapt altına almaya çalışan onca insan varken, Sadun Tanju'nun sükuneti bana inanılmaz iyi geliyor ve iyi ki de bu adamın oğluyla arkadaşım, dedirtiyor.

Gendir geçer.

Asalettir bulaşır.

Gazetelerdeki haberler, koltuğuna yapışıp kalanlarla inim inim inlerken, Sadun Tanju'nun o geride durma hali, o başöğretmenlikten feragat edebilme yeteneği, müthiş bir şey. Her insana nasip olmaz. Çok bilgece bir tavır. Tanımadan seviyorum yani onu. Sevmenin ötesinde çok önemsiyorum ve saygı duyuyorum. Bu vesileyle Sadun Tanju'nun Anneler Günü'nü kutluyorum!

*

Aynı vesileyle İpek'i de kutluyorum.

Vallaha, o da şahane bir torun.

Lütfen Sadun Tanju'nun diğer torunları kıskanmasın!

Ama çok esprili bir e-mail atmış.

‘‘Dedemin 45 yıl önce Anneler Günü münasebetiyle anneanneme yazdığı bir yazıyı size gönderiyorum. Ortakokul kitaplarına bile geçmiştir. Kendimi bildim bileli, bütün dernek ve vakıflar Anneler Günü'nde bu yazıyı yayınlamak için izin isterler! Ama ben size gönderiyorum. Bütün annelerin Anneler Günü'nü de, dedemin bu yazısıyla kutluyorum...’’

HAMİŞ: Ben de böyle bir torun istiyorum! Doğmamış torunuma not: Bak canım, ne torunlar var. Yemiyor, içmiyor, dedesinin yarım asırlık yazılarını araştırıyor buluyor, çıkarıyor ve bir gazeteciye gönderiyor. Sen de aynısı yap. Çıkartacak bir yazı bulursun nasıl olsa...

ÖZHAMİŞ: Mami. Kusura bakma. Bu yıl karambola geldin. Sadun Tanju'nun yazısını bulunca üzerine atladım. Her yıl seninle ilgili yeni bir şey icat etmenin zorluğunu en iyi sen tahmin edersin. Gerçi 60'ında, ‘‘yeni evine taşınan yeni gelin halleri’’ni yazmaya niyetlenmiştim ama, olmadı işte, başka sefere inşallah. Senin de, babamın da Anneler Günü'nü kutluyorum. Halamın ve nenemin de. Bir de ablamın. Unuttuklarım kaldıysa, onların da...

Yarım asırlık bir anneler günü yazısı

Sadun Tanju, Vatan gazetesi-1957

Ben anneyim

Seni, bir hücreden yaşamaya layık bir canlı haline getiren benim. Seni ıstırapların en büyüğüyle doğurdum; sevinçlerin en büyüğüyle kollarıma aldım. Sana ilk davranışı, ilk gülüşü, ilk bakışı, ilk heceyi ben öğrettim. Seni karşılıksız, menfaatsiz, tertemiz ilk ben sevdim. Sana hayatta ilk lazım olacak dersleri ben verdim. Senin yüzünden ilk acıları ben duydum. İlk ağlayışlarını benim göğsümde dindirdin. İlk sırrını bana açtın. İlk dost beni edindin.

Ben anneyim!

Bana her zaman güvendin. İlk aşkını ben hissettim. Üzüntülerin benim üzüntülerim oldu. Seni pencerelerde bekledim, gelişinde kapılara koştum. Seni her zaman aynı duygularla bağrıma bastım, seninle iftihar ettim, seninle taçlandım, şereflendim.

Ben anneyim!

Ben, Tanrı'nın en büyük lütfuna layık görülmüşüm. Ben bereketim. Ben Tanrı gibi insan yaratabiliyorum. Ben yeryüzünde iyi ve güzel, kötü ve çirkin herşeyin mesuliyetini taşıyorum. Medeniyet benim, mazi benim, gelecek günlerin ümidi benim.

Ben anneyim!

Ben insanlığın başı ve sonuyum. Ben hayata şekil veren sanatkarım. İstediğim renkleri kullanır, istediğim gibi yontarım. Beynine ilk nakşolacak sözler benim, kalbe ilk yerleşecek duygular benim duygularımdır. Ben cennet ve cehennemim. Ben istersem sevgi kardeşlik ve dostlukla büyütürüm; istemezsem kinle, düşmanlıkla içini doldururum. Ben dünyaya nizam veren iradeyim.

Ben anneyim!

Ben sabır ve tahammülüm. Ben en yumuşak ve en sertim. Cesur olmayı nasıl benden öğrendinse, korkuyu da ben sana öğrettim. Seni ilk öpen ve ilk döven benim. Sevmek, aşık olmak, şefkat, kin, dostluk ve düşmanlık duygularının hepsi bende.

Ben anneyim!

Bir acı duyarken beni çağırırsın. Ben teselliyim. Ölsem bile gözüm arkamdadır. Ben endişelerin derin kuyusuyum. Kendi içime düşerim. Ben bütün alakaların mihrakıyım. Cömert olduğum kadar hasis, kıskanmaz göründüğüm derece de kıskancım.

Evet, seni kıskanırım. Sen benim eserimsin, sen benim emeğimsin. Sen benim güzel günlerim, geçen ömrüm, bütün hatıralarımsın. Seni kıskanırım. Seni bu duygumla bunaltır, isyan ettirir, üzerim. Seni kendime hasretmek isterim.

Bunun için kıskanırım seni.

Ben anneyim!

Ben saygının mihrabıyım. Önümde diz çökmeni isterim. Gönlünde yer etmeyi isterim. Hakkım ödensin isterim. Unutulmaktan korkarım. Baş üstünde ve baş köşende yerim.

Bu benim hakkım.

Ben anneyim!

Ve son nefesimde...

Her zaman...

Sütüm ve hakkım helal olsun yavrum derim.


Ayşe ARMAN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Hesap sorulacaksa...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Türkler, maymunlar gibidirler, kötüdürler
 
    Abdülkadir Küşin
  Devlet memuru nasıl nayloncu oldu?
 
    Ali Atıf BİR
  Hormona, ilaca karşı panzehir: Markalar!
 
    Ayşe  ÖZEK KARASU
  10. kattan atladı 9. katta vuruldu
 
    Bekir COŞKUN
  Bizim evin annesi
 
    Doğan HIZLAN
  Gökyüzü çiçek açtı
 
    Doğan ULUÇ
  Habere hiç kulağımı tıkamadım
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Bir doktorun anıları
 
    Ercan KUMCU
  ‘Para’ para olarak kabul edilince
 
    Erkan ÇELEBİ
  Sanal tavlacı havasını aldı
 
    Ferai TINÇ
  Yılmaz, açık konuştu
 
    Gila BENMAYOR
  Yüz paralık bir bulut
 
    Hadi ULUENGİN
  Modern bir aşk hikayesi (VI)
 
    Kanat ATKAYA
  Derviş'i bin kişi izledi, Bayar'da öğrenciler bölündü
 
    Yurtsan ATAKAN
  Oynama bilişim bilişim...
 
    Muharrem SARIKAYA
  Komutanlarla Tunceli Cemevi'nde
 
    Murat BARDAKÇI
  Fransızlar aynı densizliği padişahlara da yapmışlardı
 
    Sedat ERGİN
  Bu da fotoğraftaki kadının görüntüsü
 
    Tuğrul ŞAVKAY
  Hizmet etmek zül değildir
 
    Uğur CEBECİ
  THY dünyaya bakım satıyor
 
    Yalçın BAYER
  Gidelim mi, kalalım mı
 
    Özdemir İNCE
  Sahiden Chirac mı kazandı?
 
    Oğuz ARAL
  Bu baharı kaçırmayın
 
    İbrahim Bilik
  Damak tadınız farklı olabilir
 
    Sevgi'nin Diviti
  Anneciğim, seni özlüyorum
 
    Serdar TURGUT
  Woody Allen'ın Bitişi
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com