|
Çocukluğumuzda bir arkadaşımın annesi söylerdi bu lafı. Onaylamadığı, rutini bozan, aklına yatmayan bir iş yapmaya kalktığımızda ‘‘İcat çıkartmayın’’ derdi.
Şimdi ben söylüyorum.
İcat çıkartmayın!
Yeter artık!
Önüm, arkam, sağım, solum teknoloji.
Falanın görüntülüsü,
Filanın düdüklüsü,
Netice?
Gençlerin başparmağı büyümüş. Olan bu. Gerisi eski hamam eski tas. Hatta daha beter. İnsanlar eskisinden daha mutsuz, daha stresli, daha hasta, daha fakir...
*
Chat yapıyorlarmış, dünyadaki sınırlar kalkmışmış. Bizim de ta dünyanın öbür ucundan mektup arkadaşlarımız vardı. Tamam, verdiğimiz en taze haberler birbirimize ulaştığında tarihten bir yaprak haline gelirdi ama heyecanla postacının yolunu gözlemek, mektubun arasından çıkan kurutulmuş bir çiçeğe sevinmek de az şey değildi.
Bunlar hakikaten Kanada'dan, Japonya'dan falan birileriyle chat yapsalar anlayacağım. Sınıftaki sıra arkadaşlarıyla yazışıyorlar.
İnsan sabahtan akşama kadar beraber olduğu ve beş dakika önce servis arabasından inerken vedalaştığı arkadaşıyla ne konuşur? Geyik muhabbeti yapar elbet. Bunların yaptığı da o zaten.
*
Şu cep telefonları...
Tamam, iyi, hoş, çok faydalı. Ama geçen sene aldığım telefon bu sene antikacının vitrinine konsa olacak neredeyse.
En çok ana babalarımızın haline yanıyorum. Dinozor sayılmaları bu icatçıların yüzünden. Her şeyi bilirken hiçbir şeyden anlamaz oldular. Kendilerini bu dünyadan dışlanmış hissediyorlar.
Ben şimdi anneme,
‘‘Bilmemne menüsüne girmek için ekranın opsiyonlar bölgesinde 'menü' görünürken şu ve şu tuşa basacaksın, şu tuşu kullanarak da şu üç seçenekten birini seçeceksin.
Sonra şu tuşa, ekranın opsiyonlar bölgesine 'değiş' yazısı gelene kadar basacaksın. Arkasından şu tuşa basacaksın. Sonra geçerli kodu girip şu tuşa basacaksın’’ desem, bana ne cevap verir acaba?
*
İcatçı arkadaşlar!
Yeter artık!
Gözünüzü seveyim durun biraz.
Çıkın kırlarda gezin, papatya toplayın... Hem size bir değişiklik olur, hem biz şu geldiğimiz noktayı içimize sindiririz bir müddet.
Ne bu böyle arkanızdan atlı kovalıyormuş gibi?
Habire icat, habire icat...
Dünyanın sonuna daha çok var, zamana yayın biraz şu işi.
Bir nesle bu kadar çok yüklenilmez ki!
mış-muş
Cem Boyner, ‘‘Bugünkü siyasi yapı Türkiye'yi ilerletmez’’ demiş.
Bal gibi ilerletir ve ilerletiyor da, ancak bu argodaki ‘‘ilerleme.’’
Ali Müfit Gürtuna eşine ‘‘Saçlarım nasıl’’ diye sormuş, karısı da ‘‘Sanki saçın vardı’’ demiş.
Ali Müfit Gürtuna, ‘‘Özal'a çok benziyorum’’ demiş.
Eşinizle diyaloğunuza bakılırsa, hakikaten benziyorsunuz.
Tuğba Özay, ‘‘Deniz Baykal'ın desteğiyle milletvekili olmaya karar verdim’’ demiş.
Kıçından donu bile alınmış milletin vekili de çıplak olmalı zaten.
|