11/05/2002 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Yaşam
11.05.2002
Doğan HIZLAN
Sait Faik ve Haldun Taner edebiyat ödülleri genç kuşak öykücülerinin
  
dhizlan@hurriyet.com.tr
 

HALDUN TANER ÖYKÜ ÖDÜLÜ'nü bu yıl genç kuşaktan üç öykücü kazandı.

Özen Yula birinci, Jale Sancak ikinci, Feridun Andaç üçüncü oldu.

Sait Faik Öykü Ödülü'nü de Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri ile Yekta Kopan aldı.

Behçet Necatigil Şiir Ödülü ise Nábiga ile Süreyya Berfe'nindi.

Özen Yula'nın (1965) birincilik ödülünü alan Mazi Taşıyan Trenler, yeni yayınlanan Arızalı Kalpler öykü kitabından.

Yula öykü kitabının başına Oğuz Atay'ın Korkuyu Beklerken'inden bir cümle almış:

‘‘... Neyse,ben gidecekmiş gibi hazırlanayım (nereye?): gitmezsem sevinirim...'

Bazı alıntılar çok iyi seçilmiştir, sonraki metinlere sizi hazırlar.

Ben de Özen Yula'nın öykülerini bu sözün örttüğü kanısındayım.

Tamamlama Rotasındaki Uçaklar'dan öykülerin okunmasında anahtar niteliği taşıyan bir bölümü aldım:

‘‘Benim arızalı bir kalbim var. Bunu kabul etmeliyim artık. Vicdan, doğduğum topraklara ait bir duygu. Başka bir yerde rastlamadım bu duyguya. Vicdanım rahat değil. Bu yüzden arızalı kalbim. Áşık olduğum için filan değil. Áşık olup da kalbimiz arızalı diye gezenler varsa, fuck them all!!! Áşık kalp hasta kalptir sadece: arızalı değil.’’

Ödül kazanan öyküsü Mazi Taşıyan Trenler, Özen Yula'nın öykü işçiliğini başardığını kanıtlıyor.

Hüzünle yaşama mecburiyetinin bir panoramasını veriyor.

Bir ölümün insana ve doğaya yansıyışını, gerçeklerle avutucu hayalleri bir arada birbirinin içinde eriterek anlatınca, ortaya iyi bir öykü çıkıyor. Özellikle Emre'nin kaçıp gittiğini, ölmediğini, uzaklarda mutlu yaşadığını anlatan bölüm, sanırım okurlarımca da beğenilecektir.

Bundan sonra öyküde Özen Yula adına dikkat edin.

(Arızalı Kalpler, Özen Yula, Doğan Kitap)

YEKTA KOPAN DA

GENÇ BİR ÖYKÜCÜ

YEKTA KOPAN
'ın (1968) Sait Faik Öykü Ödülü'nü kazanan Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri'nde kitaba adını veren öyküdeki ilk paragraf benim sevmem için yeterliydi:

‘‘Hiçbir gösterişi olmayan, ucuz tükenmez kalemi elimde çevirip duruyorum. Aslında yazacağım kalemin bir albenisinin olmasını isterim. Yanımdan genelde ayırmadığım dolmakalemime bağlılığım bu yüzdendir. Tasarımdaki incelik, ele oturuşuyla verdiği özgüven, haznesinden yavaşça akan mürekkebin káğıda büyüleyici bir şekilde yayılması... Ama şu anda elimde az önce havaalanının girişindeki ıvır zıvır satan dükkándan aldığım sıradan bir tükenmez kalem mi?’’

Duyarlı bir serüvene ironi katarak, zarif bir aşk öyküsü yazmış.

Yalın anlatımıyla, süslerden arınmış edebiyat anlayışıyla Yekta Kopan, hayatın birbirini götüren, besleyen çaprazlarını, hayatımızdaki boşlukları, hırçınlıkları, sevgileri öyküleştirmiş. Kopan öykü yazarken bir iç anlatıyla, yazmak üzerine de önemli şeyler söylüyor.

Yazarın yazma eylemi üzerine düşünmesi de beni ilgilendirdi. Düş Eş, Rakı, Su ve Buz, Mevsim Normalleri'ni okumanızı isterim.

Dili iyi kullanan, öyküyü bilen biri.

(Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri, Yekta Kopan, Can Yayınları)

BEHÇET NECATİGİL'İN ŞİİR ANLAYIŞINA YATKIN BİR ŞAİR: SÜREYYA BERFE

BEHÇET NECATİGİL ŞİİR ÖDÜLÜ'nü Süreyya Berfe
'nin Nábiga kitabıyla alması ayrı bir açıdan önemli. Ben çoğu zaman -her zaman mümkün olmuyor- ödül alanın, adına ödül düzenlenen kişiyle şiirinin, edebiyat anlayışının uygun olmasını arzuluyorum.

Süreyya Berfe'nin de şiiri yalın, insanı hemen şiirin eşsiz evrenine çağıran, zorlamadan şiirselliği yaratan bir şair.

Akımlar gelmiş, şairler değişmiş, o şiirini kendi kozası içinde bozmadan üretmiştir.

Başkasının şirine kapalı değildir ama her rüzgárın önünde de sürüklenmez. Kalabalıklar içinde yalnızlık, hep başkasını arayış ama bulamayışların ardından tekrar içe dönüş.

Berfe'nin arayan şiiri budur.

Bulmak için değil, teselli için hiç değil.

Gündelik yaşamın içine sızmayan şiir çoğunlukla etkilemiyor.

İşte Berfe şiirin bu altın kuralını unutmamış. Yıllardır şiir gergefinde dokuyor.

Hiçbir şiirinden güzel bir dörtlükle sonlandıralım Berfe yazısını:

‘‘Hepsini biliyorum, herşey aklımda/hepsi de hiç kımıldamayan bir duman gibi/gözümün önünde, senin gibi, burada./İkimiz de acemiyiz,haberimiz yok hasretten hálá’’




DOĞAN HIZLAN'IN SEÇTİKLERİ


Macbeth William Shakespeare İş

Kızıl Ejder Thomas Haris Altın

Ayçiçekleri Nalan Barbarosoğlu Can

Pişman Değilim Şen Sahir Sılan İletişim

Dünkü İstanbul İlhan Eksen Sel


Doğan HIZLAN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Önümüzü tıkayanlar
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Ey 20 yaşındaki gençler... Haykırın
 
    Ayşe ARMAN
  Gidelim buralardan dayanamıyorum
 
    Bekir COŞKUN
  Duydun mu?..
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Kaynanam ‘Çekilmem’ diyor!
 
    Ege CANSEN
  İmar ekonomisi
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Savarona álemleri
 
    Erdal SAĞLAM
  IMF görüşmeleri öncesi durum
 
    Fatih ALTAYLI
  Tuvaletlere Chirac fotoğrafı yakışır
 
    Hadi ULUENGİN
  Sınır tanımamak
 
    İlter TÜRKMEN
  Uluslararası Ceza Mahkemesi
 
    Kanat ATKAYA
  Bu üçlü çok güçlü
 
    Pakize SUDA
  İcat çıkartmayın!
 
    Tufan TÜRENÇ
  Yasemin'lerin dramı
 
    Tolga AKYILDIZ
  Alanson gezegeni
 
    Yalçın BAYER
  Kilyos Turban’ın başına gelenler
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
    Bülent BOĞ
  İşte kadın-erkek farkı
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Denktaş’a haksızlık edilmemeli...
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com