|
ARTIK biliyorsunuz, cumartesi yazıları ‘‘hayvanlara’’ ait. Bu yazılarda insanlar, kediler ve köpekler birbirlerine haksızlık etmesinler diye de köşeyi Eşit Haklar Komitesi (EHK) yönetiyor.
Üç çeşit mahlukat da bu komitede ikişer kişi ile temsil ediliyor.
Ancak, karım ‘‘Oylamalarda eşitlik durumunda anamın oyu iki oy sayılcak’’ diyerek baştan balans ayarı yaptı. Balans ayarı EHK'da eşit bir şekilde hazım edildikten sonra komitenin başkanlığına, insanları temsil etme konusunda ben de yetkili iken ve dahi bu köşe babamın malı olduğu halde, fiili olarak kaynanam gelmiş oldu.
Çaresiz, istikrar bozulmasın, diye sineye çektik!
* * *
Kaynanam sağ olsun, bugüne dek, aramızda çıkabilecek muvazaaları muazzam bir dirayetle engelledi. Tel örgüler ile çevreleyerek bahçeye sınır çizgisi çizer gibi özgürce tartışabileceğimiz konuların alanını belirledi. Aramıza bölücü, dinci -Kangal köpeğimiz Kanga irticaya açık imiş-, yabancı unsurların sızmasına engel oldu.
Hamd olsun, kaynanam bu güne dek bizi evire çevire idare etti.
Ancak, geçen hafta aniden rahatsızlandı. Malum, basit hastalıklar bile 76 yaşında bir insanı oldukça çok etkiliyor.
* * *
EHK, bu hafta kaynanamın hasta yatağı başında toplandı. O henüz salona inemiyor. Toplantının hemen başında Doberman köpeğimiz Dobi şöyle bir yutkundu, titrek ve zor duyulan bir sesle:
- Hanımefendi, artık çekilmeniz gerekir, dedi.
Bu söz havada şöyle bir sallandı. Yatağından bir çırpıda doğrulan kaynanam önce suratımıza dua üfleyecekmiş gibi ağzını kocaman açtı. O anda, sanki pencere açılmış gibi odayı iç ürperten bir rüzgár kapladı ve en sıkı bağıran operacıları kıskandıracak bir tonda:
- Ne, ne dedin sen?, diye bağırdı, hayır haykırdı.
Ben, şıppadak benden daha sağlam olduğunu anladım. Ben o tonda şeyimi sıksam bağıramam.
Hepimiz taş kesilmiştik.
Evcimen kedimiz Beyaz ‘‘Yedik mi şimdi babayı!’’ diyen kuyruk sallaması eşliğinde Dobi'ye baktı. O da Beyaz'a, ‘‘Artık ok yaydan fırladı’’ der gibi kulak kabarttı ve:
- Artık çok yaşlısınız, bu komiteyi bu halinizle idare edemezsiniz, dedi.
Bu sırada kaynanam yeniden nefeslenmiş olacak ki, ilk bağırışından da birkaç desibel yüksek tonda:
- Çekilmiyorum, diye bağırdı. Çatlasan da patlasan da çekilmiyorum.
Sokakların hain çocuğu kedimiz Kara:
- Ama neden?, diye soracak oldu.
Kaynanam yutkundu. Herhalde münasip bir cevap düşündü. Önce:
- Canım, sizi yönetmeye bayılmıyorum, dedi.
Sonra bu cevap ile yetinmemiş olacak ki:
- Bana muhtaçsınız. Ben sizin için kendimi feda diyorum, dedi.
Kara yine sordu:
- Neden size muhtaçmışız?
- Çünkü ben insanım, sizden daha akıllıyım.
- Ama damadınız da insan. Üstelik siz bizden akıllı olsanız dahi biz sizden genciz. Ayrıca, genlerimiz de sizin aklınız kadar işe yarıyor.
- Ayy! sen damadı insandan mı sayıyorsun?
* * *
Benim gözümün karardığı bu anda oylamaya başvurduk. Kaynanamın iki oyu, karımın -bütün oturumu locadan takip etti- kaynanamı onaylayan şekilde bir defaya mahsus kafa sallaması, yalaka Beyaz'ın tek oyu ile kaynanam başımızda kaldı.
Kanga iki tarafa da oy verdiği için onun oyu iptal edildi. |