11/05/2002 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Gündem
11.05.2002
Ertuğrul ÖZKÖK
Ey 20 yaşındaki gençler... Haykırın
  
 

ENKA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Şarık Tara'nın önceki akşam düzenlediği yemeğe ben de davetliydim.

Ancak son dakikada çıkan bir işim nedeniyle katılamadım.

Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın orada yaptığı konuşmanın içeriği beni şaşırtmadı.

Çünkü Yılmaz'ın bugünlerde böyle bir çıkış yapacağını biliyordum.

NİYE ÖNE ALDI

Anladığım kadarı ile bu ay sonuna doğru yapmayı planladığı bu konuşmanın zamanlamasını değiştirip, biraz öne almış.

Neden böyle radikal bir çıkış yaptı, arayıp bunu sordum.

Cevabı onun ağzından aktarıyorum:

‘‘Çünkü Avrupa Birliği'ne üyeliğimiz konusunda bu ay içinde bir karar vermemiz lazım. Birliğe girmek için ya bu değişiklikleri yapacağız, ya da Avrupa'nın dışında kalacağız.’’

Gerçekten de AB üyeliği için önümüzdeki 45 gün hayati derecede önemli.

Milli Güvenlik Kurulu, bu ayki toplantısının neredeyse tamamını buna ayıracak.

Ama asıl önemli olan TBMM'nin takvimi.

Çünkü TBMM, haziran ayı sonuna kadar çalışıp tatile girecek.

Dolayısıyla ekim ayından önce yeniden toplanması mümkün değil.

Avrupa Birliği'nin aralık ayında vereceği kararla ilgili rapor da ekim ayında yazılmaya başlanacak.

Yani Meclis tatile girdikten sonra artık bu kararları çıkarmak mümkün olmayacak.

Yılmaz, ‘‘Bu kararları çıkarmadığımız takdirde Avrupa Birliği'nden bir tarih almamız mümkün değil’’ diyor ve ekliyor:

‘‘Bu tarihi fırsatı kaçırırsak faturası çok ağır olur.’’

İşte bu tehlikeyi gördüğü için de çıkışını öne aldı.

ÜÇ KARAR KALDI

Türkiye, tarihi bir dönemeç noktasına geldi.

Bu kadar kritik bir kararın arifesinde hepimizin oturup düşünmesi gerekiyor.

Çünkü bu karar bizleri gelecek kuşakların önünde ya büyütecek ya da yerin dibine batıracak.

Karar bu kadar kritik, peki yapmamız gereken şey gerçekten o kadar zor mu?

Kesinlikle değil...

Yapmamız gereken üç şey kaldı.

İdam cezasını kaldırmak, Kürtçe yayın ve öğrenme yasağını kaldırmak, olağanüstü hal uygulamasına son vermek.

İdam cezasını zaten 42 yıldan beri üç siyasi olay dışında uygulamıyoruz.

Uyguladığımız durumlar da hepimiz için birer utanç vesilesi oldu.

Yassıada'da idam edilenleri sonradan devlet töreni ile anıt mezarlara taşıdık.

1970'li yıllarda idam ettiğimiz üç delikanlı ise bugün birer kahraman olarak anılıyor.

Öyleyse uygulamadığımız bir şeyi niye hálá tutuyoruz.

Sadece Abdullah Öcalan için mi?

Öcalan'ın kellesi, bizim geleceğimizden daha mı önemli?

20 YAŞINDA OLSAYDIM

Tabii kafamızda o malum af şüphesi var.

O zaman müebbet hapis için af çıkarılamayacağını Anayasa'ya koyarız, olur biter.

Kürtçe televizyon...

Zaten var.

Serbest bırakırsın, bölücü amaçla kullanıldığı takdirde yayın lisansını iptal edersin olur biter.

OHAL için bir şey demiyorum. Zaten çoktan kalkması gereken bir şeydi.

Bu gerçek ortadayken, biz hálá neyi tartışıyoruz?

Ben bugün 20 yaşında olsaydım, TBMM'nin bu değişiklikleri yapması için gider Meclis kapısında otururdum.

Sahip olduğum bütün demokratik hakları kullanır, hükümet üzerinde, öteki partiler üzerinde baskı kurardım.

Bugün hiçbir şey, beni bundan daha fazla ilgilendirmezdi.

ARTIK HAYKIRIN

Çünkü önümde çatallaşan yoldan hangisinin hangi istikamete gideceğini çok iyi bilirdim.

Birinin beni çağdaş dünyaya, müreffeh, demokratik, insani bir hayata...

Ötekinin ise Ortadoğu'nun arka sokaklarına, Cenin kamplarına, Şam'a, Tahran'a, Bağdat'a götüreceğini çok iyi bilirdim.

O yüzden sizlere sesleniyorum.

Ey 15, 20, 25 yaşındaki gençler.

Önünüzde daha yaşanacak çok uzun bir hayat var.

Ve bu yol ağzında gitmek istediğiniz istikameti haykırın. Haykırın ki, önünde sizinki kadar uzun hayatı olmayanlar da bunu işitsin.


Ertuğrul ÖZKÖK
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Önümüzü tıkayanlar
 
    Ayşe ARMAN
  Gidelim buralardan dayanamıyorum
 
    Bekir COŞKUN
  Duydun mu?..
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Kaynanam ‘Çekilmem’ diyor!
 
    Doğan HIZLAN
  Sait Faik ve Haldun Taner edebiyat ödülleri genç kuşak öykücülerinin
 
    Ege CANSEN
  İmar ekonomisi
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Savarona álemleri
 
    Erdal SAĞLAM
  IMF görüşmeleri öncesi durum
 
    Fatih ALTAYLI
  Tuvaletlere Chirac fotoğrafı yakışır
 
    Hadi ULUENGİN
  Sınır tanımamak
 
    İlter TÜRKMEN
  Uluslararası Ceza Mahkemesi
 
    Kanat ATKAYA
  Bu üçlü çok güçlü
 
    Pakize SUDA
  İcat çıkartmayın!
 
    Tufan TÜRENÇ
  Yasemin'lerin dramı
 
    Tolga AKYILDIZ
  Alanson gezegeni
 
    Yalçın BAYER
  Kilyos Turban’ın başına gelenler
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
    Bülent BOĞ
  İşte kadın-erkek farkı
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Denktaş’a haksızlık edilmemeli...
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com