Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Zeki Çakan, Başbakan Yardımcısı Yılmaz ile birlikte gelirken, spordan sorumlu Devlet Bakanı Fikret Ünlü de törene katıldı.
Yılmaz törende yaptığı konuşmada, Türkiye'de hizmet kısırlığı olduğunu ve hizmet kısırlığının yeni değil son 10 yılın sonucu olduğunu vurguladı.
Türkiye'de hiçbir şey yapmayan hiçbir siyasetçiden hesap sorulmadığını ifade eden Yılmaz, ''siyasetçi nefsi müdafaya çekilip hizmet edemez hale getirilmiştir'' dedi.
Hizmeti herşeyin üstünde tuttuklarını anlatan Başbakan Yardımcısı Yılmaz, halka hizmeti hakka hizmet bilen anlayışa sahip olduklarını söyledi.
Yılmaz, barajın tamamlanması ile sulama ve elektrik üretimine önemli katkı sağlanacağını belirterek, ''bu baraj tamamlandığında Mersin'de sel afeti yaşanmayacak. Hem sel taşkınlarını önleyecek, hem de enerji üretecek önemli bir yatırımdır'' dedi.
Bugün, Türkiye'de en önemli ihtiyacın hizmet olduğunu belirten Yılmaz, Türkiye'nin elektrik üretecek sularının yüzde 35'ini, yani üçte birini değerlendirebildiğini, sulanabilir tarım arazilerinin ise yüzde 55'ini sulayabildiğini söyledi.
TÜRKİYE'NİN POTANSİYELİ SORUNLARI AŞAR
Yılmaz, Türkiye'nin siyasetçiler için hizmetin zor olduğu ülkelerden birisi olduğunu belirtti. Başbakan Yardımcısı Yılmaz, Türkiye'de hizmet üretmemenin hiçbir cezası olmadığını bildirerek, ''devletin ve milletin geleceği için çalışıyoruz. Birşeyler yapmak için çalışanlar, Türkiye'de her zaman maalesef cezalandırılıyorlar'' dedi.
''1997'DE İKİNCİ ENERJİ HAMLESİNİ BAŞLATTIK''
Yılmaz, 1997'de ikinci enerji hamlesini başlattıklarını, Türkiye'nin elektrik alanında kullandığı gücü iki katına çıkarmak içinbir dizi yatırımı hayata geçirmek için kolları sıvadıklarını ifade etti.
Başbakan Yardımcısı Yılmaz, şöyle devam etti: ''Üstelik çok engellerle karşılaştık, gereksiz bir sürü saldırılara maruz kaldık. Türkiye'de 20 yıl önce enerji sıkıntısı yaşandığı hatırlanmıyor. Biz Türkiye'nin kaderini değiştirmeye çalışırken, Türkiye'nin enerji üretimini artırmaya çalışırken, muhaliflerimiz bize (bu elektriği ne yapacaksınız, toprağamı vereceksiniz) diye söylüyorlardı.''