02/05/2002 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Yazarlar
02.05.2002
Fatih ALTAYLI
Gıdaları bari aracılar denetlesin
  
 

HORMONLU ve zehirli gıdalarla ilgili olarak Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'ndaki ‘‘sessizlik’’ sürüyor.

Ben ise boş durmuyor ve uzmanlardan bilgi topluyorum.

Ortaya çıkan en acı gerçek, ‘‘tarım ilaçlı’’ gıdaların ‘‘hormonlu gıdalar’’dan daha tehlikeli olduğu.

Çünkü toksik etkilerini anında gösteriyorlar.

Aslında ‘‘zararsız’’ tarım ilaçları da var.

Ancak Türkiye'deki üreticiler ‘‘ekonomik’’ nedenlerle bu ilaçları kullanamıyorlar.

Çünkü ‘‘zararsız’’ ilaçlar ‘‘pahalı’’.

Zaten para kazanamayan üretici, ‘‘pahalı zararsız’’ yerine, ‘‘ucuz zararlı’’ ilacı tercih ediyor.

Bu ilaçların ne kullanımında, ne üretiminde ne de ithalatında herhangi bir denetim yok.

Hepsi piyasada serbestçe satılıyor.

Üstelik de bu ilaçların büyük bölümü bitkinin öz suyuna kadar girdiği için, yıkamakla falan da çıkmıyor.

İlaçlar ve ilaçlamada denetim olmadığı gibi, üründe de bir denetim yok.

Bu nedenle tam anlamıyla ‘‘Allah'a emanet’’ bir durum var.

Dünyanın her ülkesinde bu denetim işini kamu kurumları yapıyor.

Türkiye'de de öyle olması bekleniyor ama bu denetim yok.

Tüketici çaresiz.

Çözüm ‘‘devlet kendine çekin düzen verene kadar’’ aracıda.

Özellikle de, büyük miktarlarda alım yapan dev zincirlerde.

Migros, Gima, Carrefour, Metro, Tansaş gibi devler alım yaparken mutlaka ürünleri ‘‘toksin analizinden’’ geçirmeli ve bu konuda bir garanti vermeli.

Sezbe ve meyve hallerinde de bu denetim başlatılmalı.

Aski takdirde başlangıçta suçlu bile olsa aslında düzenin de kurbanı olan üretici darbe yiyecek.

Zaten zor nefes alan Türk tarımı iyice ölecek.

Türk ordusu hálá özür bekliyor


AVUKAT Eren Keskin, şerefli Türk ordusunu tecavüzcü gibi göstermeye kalkışınca, benim verdiğim sert yanıtı hazmetmekte güçlük çekenler var.

Oysa ben çağrımı yineliyorum.

‘‘Eren Keskin Türk ordusu hakkında söylediği yalanlardan dolayı özür dilesin, ben de kendisinden özür dileyeyim.’’

Çünkü Eren Keskin ‘‘doğruları söylemiyor’’ ve Türk askerini karalıyor.

Keskin ‘‘Türk askerleri Doğu ve Güneydoğu'da kadınlara tecavüz ettiler’’ diyor.

Benden cevabı alınca ‘‘Dosyalar var’’ diyor.

Sallıyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden sordum.

Türk askerinin tecavüzüyle ilgili tek bir dosya var.

O da 1994 yılında açılmış bir dava.

15 yıl boyunca bir ordu bir bölgede savaşmış. En az 1, 1.5 milyon asker gelip geçmiş.

Tek bir tecavüz vakası.

Ve Türk ordusu tecavüzcü.

Bosna'da BM Barışgücü'nün yaptıkları ortada.

Japonya'da Amerikan askerlerinin yaptıkları ortada.

Ama Eren Keskin'e göre Türk ordusu tecavüzcü.

Türk ordusundan özür dile avukat Eren Keskin Hanımefendi.

Dile ki, ben de senden dileyeyim.

Canaydın'dan üç kuş


GALATASARAY'da Özhan Canaydın'ın Fatih Terim'i göreve getirme teşebbüsü, Canaydın açısından son derece akıllı bir manevra.

Bir taşla üç kuş.

Futbolun bütün sorumluluğundan kurtuluyor.

Şampiyon olunursa Canaydın ‘‘Terim'i kimse getiremedi ben getirdim ve takımı şampiyon yaptım’’ diyecek.

Şampiyon olunamazsa, ‘‘Herkesin istediği Terim'i getirdim. Takımı şampiyon yapamadıysa ben ne yapayım’’ diyecek.

Ve bu arada şu veya bu şekilde futbol takımının üzerinde iki yıldır duran Fatih Terim gölgesinden de kurtulacak.

Son derece akıllıca, iyi bir plan.

Terim'e gelince, iki yıl önce Galatasaray'dan ayrıldığı gün yaptığımız konuşmada Canaydın'dan sevgiyle bahsetmiş ve en iyi çalıştığı yönetici olarak onun adını anmıştı.

Ama o zaman Canaydın başkan değildi ve Başkan Süren'le oluşan sorunlarda arabulucuydu.

Şimdi durum biraz farklı. Bana gelen bilgiler, Canaydın'la Terim'in işi pişirdiği yolunda.

İnşallah ikisine de hayırlı olur.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?


Ana babalar, akşam saatlerinde televizyonlarda çocuklarına izletecek program bulabildiği zaman.

Fatih ALTAYLI
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Milletvekili olamaz ki!
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Duvarda bir tuğla olmayı reddedenler
 
    Bekir COŞKUN
  Makul çoğunluk mu?
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Müslümanlar, Hıristiyanlar kadar demokrat (2)
 
    Doğan HIZLAN
  Ankara'da Fahrenheit 451
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  PKK içimizde
 
    Ercan KUMCU
  Sorunları büyüyerek çözebileceğiz
 
    Erdal SAĞLAM
  Bağımsız kurulda politik söylem
 
    Dr. Gündüz TEZMEN
  Gıda katkıları nedir?
 
    Hadi ULUENGİN
  On yıllık enginar
 
    Muharrem SARIKAYA
  Özal'ın teknokratları partisi
 
    Pakize SUDA
  Af diyalogları
 
    Yalçın BAYER
  Hekimin reçetesinden elinizi çekin
 
    Güzin  Abla
  Kızlarımız hep dertli
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Siyasetin yüzleri ve rengi değişiyor
 
    Doğan Hakyemez
  Beşiktaş'ın gücü yetmedi
 
    Serdar TURGUT
  O 2 puanın önemi yok mu
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com