02/05/2002 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Anasayfa
02.05.2002
Bu programa inanmayan görevinde kalmamalı
 

Devlet Bakanı Kemal Derviş, BDDK Üyesi Kemal Çevik'in ‘‘IMF'ye verilen niyet mektubu beni bağlamaz. Ben müstemleke memuru değilim’’ şeklindeki sözlerine tepki göstererek, ‘‘Bu programa inanmayanlar bence kalmamalı’’ dedi.

Devlet Bakanı Kemal Derviş, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) Üyesi Kemal Çevik'in ‘‘Ben müstemleke memuru değilim’’ yönündeki sözlerine tepki göstererek, ‘‘Bu programa inanmayanlar bence kalmamalı’’ dedi. Derviş, ekonomi yönetiminde bir eşgüdümün sağlanamadığını söyledi.

Derviş, Ankara Sanayi Odası (ASO) Oda Meclisi toplantısında yaptığı konuşmada, bir görevlinin ‘‘Ben müstemleke memuru değilim’’ şeklindeki açıklamalarının basına yansıdığını hatırlattı. Ekonomi yönetimi olarak Türkiye'nin yararına olmayan hiç bir şeye ve programa imza atmadıklarını belirterek, şöyle konuştu:

‘‘Bu konuda yanlış mesaj verilmemeli. Bu program Türkiye için ve Türk halkı içindir. Bu programa inanmayanlar, görevlerinde kalmak zorunda değildir. Bu programa inanmayanlar, bu programın Türkiye için doğru olduğuna inanmayanlar, bence kalmamalı. Programa inanmıyorsan, görevde kalma mecburiteyi yok. Hepimiz için aynı. Yani inandığımız ölçüde göreve devam ederiz. Bir noktadan sonra yapmayız.’’

BENİ BAĞLAMAZ DEMİŞTİ

BDDK üyesi Kemal Çevik, Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası tarafından Marmaris'te düzenlenen ‘‘Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı’’ konulu seminerde yaptığı konuşmada, ‘‘Ben bir özel kuruluşun, hatta bağımsız idari otoritenin karar organının üyesi olarak, benim temsilcimin imzası bulunmayan niyet mektuplarındaki hususların beni bağlamadığı görüşündeyim. Ancak o niyet mektubundaki görüşler, ülke ve sektör yararına olabilir, onlara da karşı çıkmam. Fakat ben kendimi müstemleke (sömürge) memuru olarak görmüyorum’’ şeklinde konuşmuştu.

Derviş, 2001 yılındayaşanan krizin kaynağında, uzun süren olumsuzlukların birikmesi bulunduğunu söyledi. Derviş, konuşmasında, krizin nedenlerine değindi.

‘‘Türkiye 2001'de yaşanılan krize, bir kur hatası veya Sayın Cumhurbaşkanı'nın Sayın Başbakan ile tartışması yüzünden veya Merkez Bankası'nın o gün yapması gerekeni yapmadığından girdi diye iddia var. Ancak bu tür sebeplerle girmedik maalesef’’ diyen Derviş, ‘‘Maalesef diyorum çünkü, bu tür sebeplerle krize girseydik, o zaman çok daha hızlı halledebilirdik olayı’’ dedi.

Olayın kaynağında, uzun süren olumsuzlukların birikmesi olduğunu belirten Derviş, şöyle konuştu:

KALP KRİZİ GİBİ

‘‘İnsan vücudunda da oluyor. Kalp krizi, uzun bir sağlıksız yaşam hazırlıyor. Ondan sonra bir gün tak diye kalp krizi geliyor. Ama o kalp krizi, o gün yaptığınız işten değil, yıllarca yaşadığınız yaşamdan ileri geliyor. Ekonomide de aslında durum aynı. 1980*li yıllar aslında, Türkiye için en iyi yıllardı son dönemde. 1981-1988 arası ekonominin hızlı büyüdüğü, ihracatın rekor kırdığı birdönemdi. Kamu dengesizliklerinin çok büyük olmadığı bir dönemdi. Esas sorun 1987-1988'den sonra başladı, birikti birikti.’’

Derviş, 1990'lı yılların ortasından itibaren şirketlerin çoğunun kár etmediğini, üretimden kár etmediğini belirtirken, ‘‘Kár ediyorlarsa da, bu finansal işlemlerden, yüksek faizden likiditelerini değerlendirmekten doğan bir kár ama sanayi kárı değil. Gerçek bir sanayii kárı olmadığını görüyoruz’’ dedi.  



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com