28/04/2002 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Pazar
28.04.2002
Gila BENMAYOR
Denizci olsaydı faşist olmayacaktı
  
gbenmayor@hurriyet.com.tr
 

BAŞINDA bir gemici kasketi, hülyalı gözlerle belirsiz bir ufka doğru bakan bu genç adam Fransa'nın faşist lideri Jean-Marie Le Pen olabilir mi?

Ta kendisi...

Fotoğrafın altında da şu cümle: Gençliğimde deniz subayı olmanın hayalini kuruyordum.

Kimbilir belki denizci olsaydı faşist olmayacaktı. Nedense kafamda denizle karanlık faşizmi bir türlü bağdaştıramıyorum da...

Denizci olamamış Le Pen; ama genç yaşlarından beri azılı bir komünist düşmanı olmuş. Cezayir Savaşı'nda ‘‘işkenceci’’ sıfatını kazanmış. Rivayet o ki, Paris'te 1958 yılında bir sokak çatışması sırasında bir solcunun attığı tekme sonucu sol gözünü kaybetmiş.

O günden sonra solculara karşı öfkesi katlanmış.

1956 yılından beri politika sahnesinde olan 73 yaşındaki Le Pen 1970'lerde, 80 başlarında sessiz. Derken 1986 seçimlerinde meclise 35 milletvekili sokmayı başarıyor. 1995 başkanlık seçimlerinde oyların yüzde 15'ini alıyor ve Fransız politik sahnesinin tam merkezine kuruluyor. Hem sağın, hem solun başarısızlıklarından sürekli besleniyor.

Hatırlıyorum, 1998 yılında Sosyalist Partisi'nin adayı Anette Peulvast-Bergeal'e tokat atmak suçundan iki yıl seçilme hakkı elinden alınınca ne çok sevinmiştik. Bunu, Avrupa Parlamentosu'nun siyasi yasağı izlemişti.

Ne var ki, hiçbir yasak Le Pen'i durduramadı.

Peki denizci olmayı başaramamış ama büyük bir keyifle faşizmin loş labirentlerine yelken açmış olan politikacının başarısı nereden kaynaklanıyor?

Fransızlara göre, ‘‘dehásı’’, seslerini duyuramayan, ezilmiş insanlara, globalleşme karşısında panikleyenlere kitlelere hitap etme yeteneğinde yatıyor.

Sanıyorum Le Nouvel Observateur'de okudum, sosyalist bir lider Le Pen'in o meş'um 21 Nisan günü, zaferinden sonra yaptığı konuşmayı dinlemiş ve ağlamış.

Le Pen, en basit sözcüklerle işçi sınıfından, kırsal kesimlerde yaşayanlardan, kapanan fabrikalardan, insanların açlık, işsizlik korkularından, güvensizliklerinden söz ediyormuş.

Solcu lider ‘‘Sol neden aynen bu sözlerle kendisini ifade edemedi’’ diye ağlamış.

Seçim günü Fransa'daydım.

Kimse bu sonucu beklemiyordu.

Fransız dostlarımdan, ülkeyi terketmeyi düşündüklerini duydum.

Playboy dergisine çıplak poz vererek ondan intikamını alan ilk karısı Pierrette de bir televizyon programında ‘‘Le Pen Cumhurbaşkanı olursa Fransa'yı terkederim’’ dememiş miydi?

Seçim gününe dönersek, sonuçların açıklanmasından hemen sonra ‘‘ikinci turda Chirac'ı desteklemeliyiz’’ diyenler Sosyalist Partisi'nin ağır topları oldu.

Bir anda sokakları dolduranlar ise ‘‘utanıyorum’’ pankartlarını göğüslerinde bastıran gençler.

Lise öğrencileri günlerden beri sokaktalar. Kimi şehirlerde 10 bin, kimi şehirlerde 100 bin öğrenci her gün ‘‘utanıyorum’’ diye bağırıyor.

Chirac 5 Mayıs'taki ikinci turu önde bitirecek.

Ama bu yetmez. Fransızların onurlarını kurtarmaları için tek seçenek, ikinci turun Le Pen karşıtı bir referanduma dönüşmesi.


Başka bir dünya mümkün


Le Pen'in herkesin içini kararttığını biliyorum. Bu yüzden önceki gün Armada Oteli'nin salonlarından birinde seyrettiğim 24 dakikalık bir belgeselden söz etmek istiyorum.

Belgeselin adı ‘‘Başka bir dünya mümkün.’’

Globalleşme karşıtlarının, Dünya Ekonomik Forumu'na alternatif olarak Brezilya'da Porto Alegre'de düzenledikleri Dünya Sosyal Forumu'ndan kesitler vardı belgeselde.

Dört, beş yıldan beri izlemek olanağını bulduğum Ekonomik Forum'da gördüğüm yüzlerden hayli farklı yüzlerle karşılaştım.

‘‘İstersek dünyayı değiştirebiliriz’’ diyen Kanadalı yazar Naomi Klein, ‘‘No Logo’’ kitabıyla çokuluslu şirketlerin dünyayı nasıl evirip çevirdiğini anlatmıştı.

Hintli çevreci Vandana Shiva. O da, Hindistan'a genetik değişime uğramış tohumlar satanlara karşı yıllardır mücadele ediyor.

Nehir sularının kirlenmesine karşı mücadele eden Brezilyalı yerliler.

Yüzyıllardan beri kullandıkları bitkisel karışımlara herhangi bir patent bedeli ödemeksizin el koyan dev ilaç firmalarını protesto eden Ekvadorlu yerliler....

Belgeselde onların yüzlerini gördük, seslerini duyduk.

Yalnız onlar değil.

Dünyanın dört bir yanından dünyayı değiştirmek umuduyla gelmiş gençleri, daha güzel yarınlar için dans edenleri, şarkı söyleyenleri de izledik. Belgeseli gördükten sonra insan hafiflemiş hissediyor kendisini.

Dünyayı değiştirmek neden mümkün olmasın?

Bu arada, Armada'daki bu küçük belgesel toplantısının her yıl 22 Nisan günü kutlanan Dünya Günü'nün Türkiye'deki etkinliklerini koordine eden Çekül Vakfı tarafından organize edildiğini ilave etmek istiyorum. Ayrıca, bu vesileyle Dünya Günü'nun fikir babalarından Amerikalı Marc Dubois ile de tanıştık.


Gila BENMAYOR
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Keşmekeş...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Adana'nın göbeğinde bir Gökova Koyu
 
    Abdülkadir Küşin
  Holding yöneticileri ‘naylon’dan ağır cezalık
 
    Ali Atıf BİR
  At sahibine göre kişner!
 
    Ayşe ARMAN
  Onlar yazıyor, ben yaşıyorum
 
    Ayşe  ÖZEK KARASU
  Kola için savaşırız su için asla
 
    Doğan HIZLAN
  Názım'ın müziği ile dans etmek
 
    Doğan ULUÇ
  Jennifer Lopez'e dil uzatmayın
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  ‘Entrika peşinde’
 
    Ercan KUMCU
  Arjantin'de acılar bitmiyor
 
    Erkan ÇELEBİ
  Rakibe saldıran reklamlar yasağı e-posta ile deliyor
 
    Ferai TINÇ
  Sonsuz bahar Saddam
 
    Hadi ULUENGİN
  Modern bir aşk hikayesi (IV)
 
    Yurtsan ATAKAN
  Türk Terbiye Şirketi
 
    Muharrem SARIKAYA
  Konaktaki buluşma
 
    Murat BARDAKÇI
  Beyaz’ın bilmediği Osmanlı pornosu
 
    Pakize SUDA
  Bayar'a mektup
 
    Sedat ERGİN
  AB'de Türkiye için tarih tartışması
 
    Tuğrul ŞAVKAY
  İtalya’da siyaset değil yemek yapılır
 
    Uğur CEBECİ
  Uçakların içi renkleniyor
 
    Yalçın BAYER
  Türkiye’den bir Canver geçti...
 
    Özdemir İNCE
  Türkiye hakkında hurafeler
 
    İlhan SÖYLER
  Zinciri kıramadı
 
    Korkut GÖZE
  Çıldırtır
 
    Vedat OKYAR
  Ben sezonu kapadım
 
    İbrahim Bilik
  Tıkalı puro
 
    Sevgi'nin Diviti
  GS’liyim ama staddaki favorim FB
 
    Serdar TURGUT
  Medyadan önemli haberler
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com