27/04/2002 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Pazar
27.04.2002
Oğlumla reklam için barışmadım
 

Ayşe ARMAN

Gerçi manken sevgilisi Asuman Krause ile olan ilişkisi çıkardığı son albümden daha çok konuşuluyor, ama Emrah bu bir reklam değil diyor. Naturel, doğal, komplekssiz bir kadın o. Üstelik çok güzel. Birlikte konuşabiliyoruz. Onunla konuşmaktan keyif alıyorum.

Nasıl olduğunu şimdi hatırlamıyorum. Yanılmıyorsam Asuman Krause'yle birlikteliği insanların dikkatini çektiği için Emrah'la röportaj yapma gerçeğiyle karşı karşıya kaldım. Sonra 23 Nisan'da Ortaköy'de oğluyla elele kameraların karşısına çıkmasın mı! Çıksın. O günden beri de kıyamet kopuyor. Asuman Krause'yle zaten reklam için birlikte olmuştu, şimdi de yine albümü satsın diye oğluyla barışmış, bütün televizyon kameralarını kullanıyordu! Tabii ki bu soruların doğru cevabını bu röportajda bulamayacaksınız. Emrah'ın kalbini açamadım çünkü. Kabuklu bir adam o. 21 yıldır uyguladığı kalıpların sayesinde sıkı korunma mekanizmaları geliştirmiş. Söylemesi kolay, 10 yaşından beri, kameraların karşısında. O hap kadar çocuk büyüyor ve kimsenin dokunamadığı, değemediği, içine giremediği bir adam haline geliyor. Yine de kendisine yöneltilen bütün iddialara cevap verdi. Nasıl verdiğini aşağıda okuyacaksınız!

Davranışınızı kimileri küstahça buldu. Ve size karşı tavır aldı. Oğlunuzu kabul etmeme hakkını nereden ve nasıl buldunuz?

- Benim bu soruyu size yanıtlayabilmem için, sizin benim yerimde olmanız gerekiyor. Bana göre de aile önemli bir şey. Ama o zaman devam eden bir dava, mahkeme vardı....

İyi de çocuğunuza itiraz etmenizin ana sebebi neydi? a)Bir gecelik ilişkiden oldu b)Kandırıldım c)Emin değildim d)Ben istemiyordum e)Toplumsal duygusallığın kurbanı oldum. Hangisi?

- Hepsi ve hiçbiri. Dünyaya bir çocuk getirme kararını iki insanın birlikte vermesi gerekiyor. Bana hiçbir şey sorulmadı. Haberim ve bilgim dışında bir canlı getirilip, önüme konuldu. Siz olsanız ne yaparsınız? Üstelik sizden beklenen ne? ‘Yaşasın! Ben de artık babayım’ diye sevinmeniz. Hamilelik sürecinden bile haberim olmadı. Şok geçirdim...

O BENİM OĞLUM

Sizin hiç hatanız yok yani!

- Olmaz olur mu? Ben de çok hata yapmışımdır, hızlı bir gençtim. Ama böyle bir şeyle karşı karşıya kalınca nutkum tutuldu. İnsanlar beni anlamak zorunda değildi, anlamadılar zaten. Mahkeme devam ediyordu onun sonucunu bekledim. Çok eleştirildim. O eleştirenlerin kendilerini benim yerime koymalarını istiyorum. Ama artık geçmişe sünger çekmem gerekiyor, hayat devam ediyor ve ben oğlumla görüşmeye da başladım zaten. 23 Nisan'da birlikteydik.

Kameraların Ortaköy'de sizi görüntülemesi tesadüf müydü?

- Tabii ki. Oğlumla istediğim yere gidemez miyim? Ama bundan bile şüpheleniyorlar.

Kendinizi baba gibi hissettiğinizi söylemeyeceksiniz herhalde...

- Heyecanlıyım, farklı bir duygu. O benim oğlum. O gün mutluydum. Bu nasıl bir tesadüfmüş, kameralar nasıl olur da orada hazır ve nazırmış! Ne bileyim ben. O sırada oradaki kahvelerden birinde bir gazeteci oturuyormuş, televizyonlara haber vermiş. Mesele bu. İster inanırlar, ister inanmazlar. Bir önceki albümüm çocuğu reddettim diye satmamış! Bu albümümü ister alırlar, ister almazlar. Beni ilgilendirmiyor.

Kariyerinizde aldığınız en büyük yara bu babalık meselesi miydi?

- Evet. Çünkü çok farklı değerlendirenler oldu. Bana sormadan beni yargıladılar. Kızı hatırlamadığımı söylediğim için bile kızdılar. Nasıl olur da hatırlamazmışım? O dönem hayatımda birçok kız vardı, vallahi hatırlamıyorum.

9 ay boyunca sizi aramadı ve çocuk doğunca da geldi öyle mi?

- Gerçekten öyle. Zamanını gününü de tam olarak hatırlamıyorum.

Ama bu inandırıcı değil ki. Biri sizinle sevişecek. Hamile kalacak. 9 ay boyunca haber bile vermeyecek. Olur mu öyle şey?

- Oldu. Kesinlikle hamileyim filan demedi.

Peki bu kızın annesi babası yok muymuş? Ya da senin karnın neden büyüyor diye soran...

- Bunların hiçbiri sorulmadı ki. Kız da zaten benim dediklerimi inkar etmedi. ‘‘Çocuğu doğurduktan sonra getirdim’’ dedi. Kucağınıza bir çocuk bırakıyorlar, babası sizsiniz diyorlar. Ne yaparsınız? Mahkeme süreci başladı.

Artık içinizdeki isyan yatıştı da, o yüzden mi oğlunuzla görüşüyorsunuz?

- Evet, artık herşey geçmişte kaldı. Şimdi yalnızca geleceğe bakıyorum. Bir düzenim var. Özel hayatım var. Oğlumla da ilgileniyorum. Mutluyuz.

KENDİMİ İFADE EDEMEDİM

Peki anneyle görüşüyor musunuz?

- Hayır. Onlar Bursa'dalar. Geçenlerde benim annem gitti, görüştüler. 23 Nisan çocuk bayramı diye oğlanı alıp İstanbul'a geldi. Bunları konuşurken bile ürküyorum. Çünkü oğlumu üzeceğimi düşünüyorum. Ona bisiklet aldım ben. Dedim ki, ‘‘Ben bisiklete binemedim sen bin.’’ Size komik gelebilir ama bu benim için önemli bir şey. Onun mutlu olmasını ve iyi bir eğitim almasını istiyorum. Elimden geleni yapacağım.

Haberiniz var mı, bu on yılı nasıl geçti acaba oğlunuzun?

- Bilmiyorum ki. O gün ilk defa görüştük. Yeni tanıştık yani. Zamana bırakmak gerekiyor.

İnsanlar da doğal olarak şöyle düşünüyor: Eski albümü satmadı, yeni bir albüm çıkarken oğluyla barıştı...

- Düşünsünler! Nasıl engelleyebilirim ki.

Yoksa siz bu konuda kendinizi yeterince iyi ifade edemediğinizi mi düşünüyorsunuz?

- Belki ben ifade edemedim, belki onlar beni anlamak istemedi...

BENDE FOBİ OLUŞTU

Şimdi daha temkinli misiniz? Sekste korunmaya daha mı çok önem veriyorsunuz? Sormak istediğim şu: Bu olay sizde bir fobi oluşturdu mu?

- Tabii ki. Aksi mümkün mü? Çok garip bir duygu. Ne yaptığınızı nasıl yapacağınızı daha iyi hesaplamaya başlıyorsunuz.

Prezervatifsiz dolaşmam abi gibi mi?

- Bu soruya da cevap vermesem olur değil mi?

En korktuğunuz kadın tipi size rağmen punduna getirip hamile kalıp, çocuğu elinize tutuşturan kadın mı?

- Evet. Doğru mudur bu? Kadın gözüyle değerlendirin lütfen. Böyle bir şey korku oluşturmaz mı bir erkekte? Bu konuyu konuşurken bile yüreğim daralıyor.

İyi de bütün bunlarda o çocuğun suçu neydi?

- Hiç. En fenası da o. Onun hiçbir suçu yoktu. Tamamen günahsız. Ona çok üzüldüm. Ama artık başka türlü bakıyoruz olaya...

On yıllık arayı nasıl kapatmayı düşünüyorsunuz?

- Görüşeceğiz. Hep onun yanında olacağım. İsteyerek.

Anne sizin psikolojinizi bozdu, siz de istemeyerek çocuğunuzunkini...

- Evet. İşte bu yüzden onun yarınlarıyla yakından ilgileneceğim diyorum ya.

Çok iyi anlaşıyoruz Asu'yla Akıl Oyunları'na gittik ağladık

Hayırlı olsun! Asuman Krause ile birlikteymişsiniz. Sizce insanlar bu birlikteliği duyunca neden şok geçiriyorlar?

- Vallaha anlamış değilim. Özel hayatımda mutluysam kime ne? Bunun açıklaması olmaz ki. Seviyorsunuzdur. Neden seviyorsun diye sorulmaz ki.

Bu ilişkinize de reklam suçlaması geldi... Hadi savunun bakalım kendinizi!

- Niye savunmam gerekiyormuş ki. Bostancı'daki konserimde tanıştık. Ne olduysa oldu, birlikte olmaya başladık. Ne var ki, biz o gazetelerde haberleri çıkan çift değiliz. Bu bir reklam ilişkisi diyenlere bakıyoruz ve ne demek istiyorlar diye şaşırıyoruz. İki insan bir üçüncüye iyi anlaştıklarını nasıl anlatabilir ki. Anlaşıyoruz işte. Her konuda. Her bulduğumuz boşlukta buluşuyoruz. Geziyoruz, dolaşıyoruz, tahmin edemediğiniz kadar mutlu oluyoruz.

Asuman Krause'nin daha önce beraber olduğunuz kadınlardan farkı ne?

- Bilmiyorum. Çok doğal galiba. Zaten ne önemi var, ben sadece seviyorum. O da mutlu. Peki sorun ne? 31 yaşındayım bu benim hayatım. Kime ne? Akıl Oyunları'na gittik mesela. İkimiz de çok keyif aldık, oturup ağladık. Şimdi iyi anlaştığımızı göstermek için televizyonlara bunu anlatmam mı gerekiyor? İnsanların yazıp çizdikleriyle özel hayatımızı belirleyecek değiliz. Önemli olan bizim mutlu olmamız, hayattan ne istediğimisi biliyor olmamız. Kim ne yazarsa, yazsın.

Ne istiyorsunuz?

- Tatillere gitmek istiyoruz. Sürekli görüşmek istiyoruz. Daha yeniyiz. Mutluluk istiyoruz. İlişkimizi korumak istiyoruz. Kimsenin müdahale etmemesini istiyoruz.

Birlikteliğinizde, Asuman'ın çıplak fotoğraflarının payı ne kadar? O fotoğrafları çektirebilecek kadar cesur olmasının payı ne kadar?

- Ben bunları düşünmüyorum bile. Ben bu kızla birlikte olduğuma göre gözüm bir şey görmüyor demek ki. Tabii ki o fotoğraflara baktım, kendine güveni olduğu kesin. Bu da hoşuma gidiyor. Ben de güvenirim kendime. Birbirimizi beğendiğimiz kesin...

Hayranlarınızda bir azalma olmayacak mı?

- Şarkıcıyım diye özel hayatım olmayacak mı? Ben yaşadığım şeyi gizlemiyorum, dört duvar arasında yaşamıyorum, kimin ne düşündüğü de beni ilgilendirmiyor.

Niye bu kadınla ortaya çıktınız da, daha öncekilerle değil. Onlar ortaya çıkmaya layık kadınlar değil miydi?

- Meseleye öyle bakmayalım. Herkes kendine göre bir değerdir. Ne bileyim, o anda öyle hissettim. Hissettiğim gibi de yaşıyorum.

Gelecek sene böyle bir takvim olursa, tekrarlanırsa ne olur?

- Onu da gelecek sene düşünürüm!

Asuman Krause'nin eski sevgilisi Serkan Şedele'den daha az kıskanç bir erkek misiniz yani?

- Ben mi? Çok kıskancım. Seviyorsanız, kıskanmama gibi bir şey söz konusu olamaz. Ama Asu kendini bilir, söyleyeceğim tek şey bu... Naturel, komplekssiz bir kadın o. Üstelik çok güzel. Birlikte konuşabiliyoruz. Onunla konuşmaktan keyif alıyorum. Onun beynini seviyorum.

YORULDUM ARTIK

Bisiklete binemeden, doğrudan arabaya bindim. Kötü bir şey bu. Oyuncaklarım da olmadı, istesem şimdi olabilir ama o da abes kaçar. Çocukluğunu yaşayamamış bir adamla karşı karşıyasınız yani. 10 yaşımda elime mikrofon tutuşturdular, 21 yıldır bu işin içindeyim. 31'ime geldim kendimi yorgun, bitkin, yaşlı bir adam gibi hissediyorum. Ama pek çok insan benim yerimde olmak ister, ben aynı zamanda şanslı biriyim... 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com