|
Bilim, insan ile makinenin mükemmel uyumunun ilk provalarına başladı. Biyoloji ile mühendislik birleşti. Bilimadamları, yarının duyu organlarını tasarlıyorlar. Gözlerimize zarar gelse de görecek, yaşlansak da duyacak, yepyeni kokuları koklayacak ve her türlü tadı alacağız.
Dünyanın en ünlü teknoloji geliştirme enstitüsü MIT’de çalışan mühendis Wyatt’ın masası üzerinde ince şeritten yapılmış altın renkte bir film duruyor. Film sanki birşeyleri sarmaya yarayacakmış gözüküyor, ancak bu göze yerleştirilecek ve körlüğü giderecek olan bir film.
Üflediğinizde, 10 cm’lik folyo, selofan gibi katlanıyor. Wyatt, 100 elektrottan oluşan ve retinanın hasarlı hücrelerini harekete geçiren bu film sayesinde körlüğün ortadan kalkacağını umuyor.
Film, prototip retinal implantın bir parçası. Wyatt ve çalışma arkadaşları, bu ufak cihaza son on yıllarını adadılar. Başlangıçta başarı konusunda şüpheleri vardı. Wyatt, retinanın, milimetrenin dörtte biri incelikte olduğunu ve yırtılmaya meyilli olduğunu belirtiyor.
Görme protezi
ABD’de yaklaşık 10 milyon, dünyada belki de 200 milyona yakın kişi, retinis pigmentosa (retinal pigmentlerin zarar görmesiyle körlüğe varan kalıtsal hastalık) ve maküler bozulma rahatsızlıklarına sahip.
Bu rahatsızlıklarda, retinanın en uzak uçlarındaki hassas çubuk ve koni hücreler ölürken, merceğe yakın sinir düğümü hücreleri hayatta kalır.
1988’de Harvard Tıp Akademisi’nden oftalmolog (göz bilimci) Joseph Rizzo ve Wyatt’ın zihinlerinde, iki soru vardı: Hayatta kalan hücreleri elektrikle harekete geçirerek görüntüleri algılamalarını sağlayabilirler mi? Elektronik bir retina yapılabilir mi?
Wyatt, fikirlerin gerçeğe dönüşebileceğini öne sürüyor. Yakın bir zamanda, Wyatt ve Rizzo, retinal implantı (protezi) 3 hasta üzerinde denediler. Elektrotla retinası uyarılan bir kadın hastanın, 4 noktalı bir şekli gördüğü kaydedildi. Wyatt, ‘‘Bu şimdiye kadar alınan en iyi sonuçtu’’ dedi.
Bu erken başarılara karşın, implantın uygulanması için daha uzun yıllar var. Wyatt, projesini ‘‘Bilimin klasik sorunu: 10 yıllık yoğun çalışmanın ardından 10 saniyelik mükemmelik’’ şeklinde tanımlıyor.
Araştırmacıların, duyu organlarımızı geliştirmek konusunda gerçekten büyük fikirleri var. Araştırmacıların hayalleri gerçekleşirse, gözlerimize zarar gelse de görecek, yaşlansak da duyacak, yepyeni kokuları koklayacak ve her türlü tadı alacağız. Hedefler yüksek ve teknik zorluklar çok olsa da, temel bilimler birleşiyor; mühendislik ve biyoloji bütünleşiyor. Iowa Üniversitesi’nde moleküler genetik uzmanı Richard J. H. Smith, ‘‘Bizi yalnızca hayallerimiz sınırlayabilir’’ diyor.
Rüyadan gerçeğe
Smith’in çalışmaları, iç kulak ile yaklaşık 16 bin farklı sesi algılayan koklea (salyangoz şeklindeki yapı) üzerine yoğunlaşıyor. Her iki bölümü de, ‘‘tüy hücreleri’’ denilen saç benzeri çıkıntılar çevrelemiştir. Bu değerli hücreler çoğalmıyor ancak ölüyorlar. Yüksek ses ve yaşlanma nedeniyle zarar gören hücreler, duymayı engelliyor.
Az duyan kişilerin bugün sadece iki seçenekleri var: koklear protezi veya eski moda bir duyma aleti. Ameliyatla yerleştirilen koklear implantı, iç kulak hücrelerini uyaran bir dizi elektrot içerirken duyma aleti, mikrofon ve alıcıdan oluşur. |