English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Yazarlar
31.03.2002
Özdemir İNCE
Bacım’ın öyküsü
  
oince@hurriyet.com.tr
 

Kendimle ilgili ilk görüntü: Mevsim yaz. Mersin'in Fındıkpınarı yaylasındayız.Yaşım ya üç ya da dört. Terasta öğle yemeği yiyoruz.

Önce bir atın nal sesleri geliyor, sonra merdivende dedem (aslında Kevser halamın kocası) Ormancı Koca Çizmeli Ahmet Efendi. Gelip, önüme bir sarı yün yumağı bırakıyor. Bir civciv. Teftişten gelirken Tahtıcılardan almış. 'Bacım' diyorum ona. Sol omuzum Bacım'a bir makam, bir taht oluyor artık. Cikcik ötüyor. Verdiğim ekmek kırıntılarını yiyor, çay kaşığıyla verdiğim suyu içiyor. Bütün gün Bacım'la birlikte dolaşıyorum. Annem, bu arada, Bacım için küçük bir sepeti yuvaya dönüştürüp evin arkasındaki vişne ağacının çatalına yerleştirmiş.

Fakat geceleyin Bacım'ın cikcikli ağlamasından uyuyamıyoruz. Annem sepet-yuvayı getirip yer yatağımın başucuna koyuyor. Artık her gece orada Bacım. Birkaç hafta içinde celfine, ardından tavuğa dönüşüyor, nereye gidersem peşimde. Üstelik yanıma kimseyi yaklaştırmıyor. Saldırıyor. Başkalarıyla ilgilenecek olsam başımı gagalıyor. Yaptıkları herkesin hoşuna gidiyor.

Güz gelince, Mersin'e dönüyoruz. Bacım'ın bana bir zarar vermesinden korkan annem birkaç tavuk, bir horoz satın alıyor. Bacım, horoz da aralarında olmak üzere hepsinin kafasını parçalıyor kümeste.

Sonunda, Bacım'ın Çavuşlu Köyü'ndeki akrabalara gönderildiğini anımsıyorum.

*

Muğla. 1968'in ilk saatleri. Bir dost yemeğinden eve dönünce, kapının önünde birkaç haftalık bir dişi köpek yavrusu buluyoruz. Adını 68 koyuyorum. Ancak 68 öğrenci olaylarından esinlenerek verilmiş bir ad değil. Olaylara daha birkaç ay var.

68'e iyi bakıyoruz. Semiriyor, hızla büyüyor. Kısa zamanda, günün hangi saatlerinde neler yaptığımı öğreniyor. Lisede ders verdiğim sınıfları bile. Özledikçe sınıflardan içeri dalıyor. Posta kutuma bakmaya gittiğim saatlerde postaneye gelip buluyor beni. Ya da Öğretmenler Derneği'ne geliyor.

Yazın Marmaris'te ev kiraladığımız için 68'i bir dostumuza veriyoruz. Çünkü, Marmaris'in ardından Ankara'ya göçmemiz söz konusu. Apartman dairesinde köpeğim olsun istemiyorum. 68 birkaç gün sonra, Marmaris'te karşıma çıkıyor. Muğla-Marmaris yolunu nasıl geldi, bilemiyorum.

68'den sonra hiç köpeğim olmadı. Ama, biliyorum, ölmeden bir köpeğim daha olacak. Bahçeli bir evim olduğu zaman.

*

Ben bir hayvanseverim. Hayvanseverim ama hayvan sahibi olmak için hayatımı, ailemin ve komşularımın hayatını sıkıntıya sokmak istemiyorum. Koşullar elverdiği zaman 68 adlı ikinci bir köpeğim olacak.

Ancak yapılan hayvan ve hayvanseverlik tartışmalarını dinledikçe, okudukça bu konuda epeyce bilgisiz olduğumu da anlıyorum. Ruh sağlığı yerinde olan birinin hayvan düşmanı olabileceğini, hayvanlara işkence yapabileceğini kabul etmem mümkün değil. Ama hayvan sevmek de bir erdem (fazilet) değildir, bir insanlık durumudur, doğal bir duygudur. Ancak, bazı fiyakacı ve bağnaz hayvanseverlerin zihinsel yapısını kavramakta güçlük çekiyorum. Evlerine alıp bakamadıkları kedi ve köpekleri, çıkardıkları tuhaf karavanaları kaldırımlara dökerek, sokaklarda doyuruyorlar. Böylece, toplum sağlığını tehlikeye attıkları gibi, başıboş, serseri kedi ve köpek nüfusunun katlanarak çoğalmasını kolaylaştırıyorlar. Başıboş köpeklerin sokakları kirlettikleri, sağlığı tehdit ettikleri yetmezmiş gibi, evcil köpeklerin sokakları kirletmesine karşı sahiplerinin çoğu en basit önlemleri almıyor.

Park, cadde, sokak gibi kamusal alanları, kendi hayvanseverlik duygularını tatmin için, başkalarının zararına, izinsiz ve keyflerine göre kullananların, bu konuda en küçük eleştiriye tahammülleri yok. Ağızlarını açıp gözlerini yumuyorlar. Buna da katlandık diyelim, ancak katlanamadığım bir şey de var: Bazı hayvanseverin bu özelliklerini gösterme tarzları... Yalvaçımsı, ermişimsi bir üstünlük havasına giriyorlar ve kendilerine benzemeyenleri, kendileri gibi davranmayanları hor görüyorlar.


Özdemir İNCE
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  İstenirse kolayı var
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Evli erkek aşk yazısı yazabilir mi
 
    Ali Atıf BİR
  Halkla ilişkilerin Yakup Cemilleri
 
    Ayşe ARMAN
  8 ay bir köstebekle görev yapmışım
 
    Ayşe  ÖZEK KARASU
  Uzakdoğu'da futbol ateşkesi
 
    Bekir COŞKUN
  Pako'dan Hıncal'a mektuplar
 
    Doğan HIZLAN
  Piramitler ülkesinden
 
    Doğan ULUÇ
  Cahiller ve ahmaklar ülkesi
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Köşe yazarı hata yapar mı?
 
    Ercan KUMCU
  Kalıcı istikrar büyüyerek sağlanabilir
 
    Erkan ÇELEBİ
  Devretatil aidatı bile 5 yıldızlı otel parası
 
    Ferai TINÇ
  Bu şiddet Ortadoğu'yu sarsar
 
    Gila BENMAYOR
  Global köyün Türkleri
 
    Hadi ULUENGİN
  Ah moda
 
    Kanat ATKAYA
  U F O
 
    Yurtsan ATAKAN
  Ulaştırma eriştir eleştirme ekleştir
 
    Muharrem SARIKAYA
  İzgi-Bahçeli ilişkisi
 
    Murat BARDAKÇI
  54 yıl önceki vur emrini eski başbakan Şamir verdi
 
    Pakize SUDA
  Özlem
 
    Sedat ERGİN
  Sezer'in villası
 
    Tuğrul ŞAVKAY
  Muhteşem şarap şenliği
 
    Uğur CEBECİ
  AIREX 2002 Muhteşem olacak
 
    Yalçın BAYER
  Kimse kimseyi kandırmasın
 
    Yasemin BORAN
  Nisan'da neler olacak
 
    Oğuz ARAL
  Kavga etmeden Türk erkeği olunur mu?
 
    İlhan SÖYLER
  Ararım
 
    İbrahim Bilik
  Toskana'da şarap ve puro turu
 
    Sevgi'nin Diviti
  Salzburg'da gönüllü temsilciyiz
 
    Serdar TURGUT
  Eski bir filmi izlerken
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com