|
İMDİİ, sorun şu: Bu yaz, hatta sonra bu güz bizde ne moda olacak?
Şıkıdım hanımlarımız ve beylerimiz acep Afgani tarzı benimseyecek mi?
Boğaz yalılarında veya Bodrum kıyılarında, stilize edilmiş kaftanlara, ipekten biçilmiş pelerinlere, kupu bollaştırılmış pantolonlara rastlayacak mıyız?
Vallahi de, billahi de yatıp kalkıp bunu düşünüyorum.
Hele hele, Kabil'in yeni lideri Hamid Karzai'nin ülkemizi ziyaret edeceğini duyduğumdan beri...
Açıklayayım:
*
İLK sinyal moda dünyasının kabeleri arasında sayılan Milano'dan geldi.
O pek ünlü ‘‘Gucci’’ ‘‘haute couture’’ evinde her söylediği peygamber kelamı gibi dinlenen Tom Ford büyük tantanayla cihan-ı aleme ilan etti ki, yerkürenin en iyi giyinen insanı yukarıdaki Hamid Bey'dir!
Sonra, sen misin bunu söyleyen...
Öbür firma ‘‘Prada’’nın da derhal ‘‘Karzai tarz’’ı eksen alan ve fiyatları tabii ki müthiş el yakan elbiseleri piyasaya sürmesi bir yana, Kabil önderinin geçende Amerika'ya gitmesiyle birlikte, ‘‘bütün New York’’, yani daima ‘‘in’’ kalkmayı kendisine iş edinmiş ahali tepeden tırnağa Afgani giyinmeye başladı.
Zaten bu şehrin dergisi ‘‘The New Yorker’’da okudum, örneğin aşağı Manhattan'ın gayet şık bir ‘‘loft’’ dairesinde son derece cazibeli parti var...
Miss'ler ve Mrs'ler buraya mutlaka, Dari dilinde ‘‘şapan’’ denilen ve Hamid Karzai'nin sırtından eksik etmediği pelerinin; Türkçemizdeki tanımıyla harmaninin, değişik türleriyle teşrif buyuruyorlarmış.
Yaka boyunca inen işlemeler altuni olmadığı takdirde de ‘‘cheap’’, yani ‘‘gecekondu dilberi’’ addediliyormuşsunuz. Bıyık altı tebessümden korkun!
Ya Mister'ler? Zaten bizim cinsten insan, kadınlardan geri kalmamız düşünülebilir mi?
Leydilere kavalyelik eden bilimum erkekler söz konusu partiye astragan kalpak takarak geliyorlarmış ki, bunların da yine ‘‘Karzai usul’’de olması, başka bir deyişle Rus, Ukrayna, ne bileyim ben Slav çağrışım yapmaması gerekiyormuş.
Fakat tabii herkes parayı Wall Street kaldırımlarından kürekle toplamadığı için ‘‘Gucci’’ veya ‘‘Prada’’ butiklerinden ‘‘sinyeli’’ giyinemez...
Bazıları daha harcıalem davranmak zorunda kalıyormuş.
Bu yüzden de, aynı derginin yazdığına göre, ‘‘kainatın başkenti’’ndeki tek tük Afgani kıyafet dükkanlarından birisinin sahibi olan Nusret Efendi dehşet satış yapmaya başlamış. Şu kadar yıldır bitiremediği ‘‘şapan’’ ve kalpak stoğu bir çırpıda tükenmiş.
Sizin anlayacağınız, 11 Eylül'den beri gazi ünvanını taşıyan New York sanki Hudson ırmağını terkedip Hindukuş dağlarının zirvesine kurulmuş...
*
HİÇ itirazım yok! Neden olsun ki...
Gerçekten de Karzai gayet gustolu giyiniyor ve adamın üzerinden asalet akıyor.
Bunu söylediğim için belki yine bazıları bana ‘‘oryantalist’’ moryantalist diye küfredecektir ama doğrusu vız gelir tırıs geçer, elinizi vicdanınıza koyun ve cevap verin:
Nerede o bitli Taliban taifesinin insana dehşet salan korkunç estetiksizliği, nerede yeni Kabil liderinin Doğu'yu Batı'yla en mükemmel biçimde harmanlayan giyim uslubu... Arada Himalayalar'ın Everest tepesi var.
Zaten, kamusal şahsiyetlerin giyim tarzının evrensel modalara dönüşmesi hiç de yeni bir şey değildir...
*
EVET, değildir! Hadi Fransa Kralı 14. Louis'in perukasına veya İspanya Kraliçesi İsabella'nın eteğine kadar uzanmayayım ama şunun şurasında dün, Churchill postallar uzun süre bizim kuşağın ‘‘solculuk’’ alamet-i farikaya dönüşmemiş miydi?
Reşat Ekrem Koçu ‘‘Türk Giyim Kuşam ve Süslenme Sözlüğü’’nün ‘‘Montgomeri Bluz’’ maddesine ‘‘İngiliz Mareşal B. Law Montgomery'nin 2. Cihan Harbi'nde Kuzey Afrika cephesinde kumanda ettiği ordunun subay ve erlerine giydirdiği bir bluz - ceketin adı’’ diye başlayıp, sonra tanımı ‘‘...bizde de halkımız tarafından benimsenerek, ehemmiyetsiz değişikliklerle zamanımızda aşağı tabaka ve ayak takımı için çok yaygın bir kisve olmuştur’’ diye ettirmez mi?
Annelerimiz İran Şehinşahı'nın üçüncü karısı Farah Diba'nın saç modelinden yaptırtacağız diye kuaför koltuğunda saatler ve saatler harcamamış mıdır?
Dolayısıyla, Hamid Karzai modasının da yaygınlaşmasını son derece normal karşılıyorum ve de üstelik, ‘‘uygarlıklar çatışması’’ teorilerinin ortalıkta gezindiği bu netameli dönemde, uygarlıkları barıştırmak açısından bilhassa destekliyorum.
*
HADİ bizim modacılar, hadi bizim stilistler, hadi bizim butikçiler...
Bakın Hamid Bey işte ülkemize de geliyor...
Siz de şu ‘‘Karzai tarzı’’ yaygınlaştırıverin ki, kalpak takmaya ve pelerin giyinmeye içi giden ama fazla eksantrik kaçarım korkusundan buna cesaret edemeyen bendeniz, böylelikle deryada balık misali, başıma hemen astraganı, sırtıma da harmaniyi oturtuveririm.
Fakat tabii kulunuz yine oyun bozanlık yapacak ve size tenezzül buyurmayacak.
Eh, şöyle Milano'ya kadar uzanıp birini ‘‘Gucci’’den, diğerini ‘‘Prada’’dan ‘‘sinye’’ alacağım ki, n'apim huyum kurusun, farklılığım Boğaz yalısında ve Bodrum kıyısında da mutlaka ve mutlaka anlaşılmalı... |