|
YATAKTA uyuyamıyorum ya, galiba ben ayakta uyuyorum.
Üstelik de, bizzat uyku konusunda...
Çünkü, meğersem uluslararası bir ‘‘uyku sağlığı günü’’ varmış!
Şaşırdım demek ne kelime, bunu işittiğim an eğer karyolada olsaydım mutlaka yere yuvarlanır ve kafamı gözümü yaralardım...
Neyse, Allah'tan o sıra sağlam zemine basıyordum da başıma kaza bela gelmedi...
*
EVET efendim, 21 Mart ‘‘Dünya Uyku Sağlığı’’ günüymüş.
Sanki bahar dönencesinin nöbetini tutuyormuşum gibi çarşambayı perşembeye bağlayan gece gözümü yine kapatamamıştım ki, kısa dalga radyo manyaklığım depreşti ve parazitler arasından ibreyi bir Fransız istasyonuna ayarladım.
Aa o ne, spiker hanım ‘‘günün mana ve ehemmiyetine dair’’ bir şeyler söyledikten sonra bir hekim, bir psikolog ve iki - üç ‘‘hastayla’’ zahir daha önce yapılmış röportajları Hertz dalgalarından yayına sokmaz mı...
Sonra da, rap tempoyla söylenen ve sözlerini ‘‘Herkes istediğini yapar / Gündüz zıbarır, gece kalkar / Yorganı çeksen de kafana / Seni yalnız kabus paklar’’ diye tercüme edebileceğim bir şarkı çalmaya başladı.
Hayırdır inşallah ve bir değil bin yaşıma daha girdim...
*
ÖNCE düşündüm ki, bu yeni ‘‘gün’’ mutlaka ilaç firmalarının, tabipler odasının ve eczacılar birliğinin ortak bir kumpasıdır.
Öyle tabii, çünkü nasıl hediye faslını zorunlu kılarak milleti kazıklamak için yok ‘‘anneler günü’’, yok ‘‘sevgililer bayramı’’, yok ‘‘süt nineler düğünü’’ diye bir alay elinin körü şey icad edip herkesi tüketim toplumuna dahil ettiler, şimdi de aynı yöntemi uygulayacaklar.
Medyatik bombardımanı işiten ve gören ahali ‘‘yahu galiba ben iyi uyuyamıyormuşum’’ diye işkillenecek ve önce doğru doktora gidip reçete yazdırtacak, ardından da eczaneden ilacı alıp, benim gibi hapı yutacak.
Çokuluslu şirketler de şiş göbeklerini biraz daha büyütecek...
Dalaverayı çaktım ve mandepsiye gelmem, üstelik benim ‘‘uyku sağlığım’’ (!) zaten hanidir ve hanidir bitkisel hayat yaşıyor, ‘‘Herkes istediğini yapar / Gündüz zıbarır, gece kalkar / Yorganı çeksen de kafana / Seni yalnız kabus paklar’’ diyen rap şarkısı bitsin, kısa dalga radyoyu hemen başka istasyona ayarlamaya karar verdim.
*
YANILMIŞIM. Tabipleri ve psikologları bilmem ama her halükarda eczanelerin ve ecza firmalarının günahı yok, çünkü mikrofona gelen herkes ‘‘aman ilaç almayın’’ diyor.
Fakat, bu yaklaşım da beni tatmin etmiyor ki... Hadi almadım diyelim, beni benden iyi tanıyamazlar ya, gözlerimi beş dakika kapatabilmek için mucize gerekir.
Kilometresi tepilen yürüyüşmüş, soğuğu donduran duşmuş, adedi sayılan koyunmuş, hatta ve hatta canı çıkartılan partönermiş, hepsini teker teker ve defalarca denedim, u-y-u-m-a-k ne mümkün.
Cigarama ve viskime karıştırmam, bir de onlar olmasa, cehennemimin zaten kor ateşi Çernobil nükleer santralının çekirdek yangınına dönüşür...
Dolayısıyla, hani tanrı Hipnos'un oğlu kanatlı Morfeus Kadim Yunan mitolojisinde nasıl insanlara afyon çiçeği koklatarak onları uykunun dinginliğine götürür, işte benim de öyle, dinginlik falan asla söz konusu değilse de işte yalnız bir gramcık, bir dirhemcik, bir salisecik uyuyabilmem için, mutlaka avuç avuç hap almam kesin bir zarurettir.
‘‘Dünya Uyku Sağlığı Günü’’ için başka tempo bulamamışlar mı ne, şarkı da ikinci defa ''Herkes istediğini yapar / Sabah zıbarır, gece kalkar / Yorganı çeksen de kafana / Seni yalnız kabus paklar'' diye rap tempoda odayı dolduruyor.
*
UYUMUŞUM. Evet inanılmayacak şey, haniyse mış gibi uyumuşum...
Öyle, kitap, defter, ışık açık, divanın üstüne kalakalmışım.
Gözlerim aralandığında, ‘‘Dünya Uyku Sağlığı Günü’’yle birlikte bahar dönencesinin ilk ışıkları perdenin arasından içeri giriyordu ve manyetik şartlar değişmiş olduğundan, kısa dalga radyodan yalnız parazit sesi geliyordu.
Oysa henüz ne hap almıştım, ne de yudum içmiştim.
Bir sevindim, bir sevindim...
Kabul, tabii ki ‘‘Herkes istediğini yapar’’ da, işte bu defa ‘‘gündüz zıbarıp, gece kalkmadım’’. O ‘‘herkes’’e hafiften benzer biçimde, ‘‘gece zıbarıp, gündüz kalktım’’
Üstelik, ‘‘kafama yorgan çekmediğim’’ gibi, kabus falan da görmedim.
Galiba ben bir ‘‘rap uykucuyum’’... |