24/03/2002 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Kelebek
Pazar
24.03.2002
Ayşe  ÖZEK KARASU
Kanserseniz ve fareyseniz sizi iyileştirebilirim
  
akarasu@hurriyet.com.tr
 

Bilim farelerin hizmetinde... Bu cümlenin kesinlikle bilimsellik iddiası yok.

Hatta tam tersi, farelere hizmet bir yana, hayvanların bilim adına genetik oyunlarla şekilden şekile sokulduğunu biliyoruz. Her hafta, genetik mutasyona uğramış yüzlerce deney faresi çıkıyor piyasaya. Araştırmacılar ‘‘Farelerde şu hastalığı iyileştirdik’’ diye açıklama yaptıkça bizim aramızda da şöyle bir espri gelişti: ‘‘Yine fareleri iyileştirmişler...’’


Yaklaşık dört yıl önce Amerikalı doktor Judah Folkman'ın Time dergisinde yayınlanan sözleri şaka gibi gelmişti; ‘‘Eğer kansere yakalandıysanız ve aynı zamanda bir fareyseniz sizi iyileştirebilirim...’’

Angiostatin ve Endostatin adlı iki ilacın birlikte kullanımı sonucu kanserli tümörlerdeki büyümenin durdurulduğu haberi Amerikan basınında bomba gibi patlamıştı. Bütün bilim dünyası Dr.Judah Folkman'ın geliştirdiği yöntemi konuşuyordu. Şöyle bir izlenim oluşmuştu: Bugün fareleri iyileştirdiler, yarın da bizi iyileştirecekler. Ancak koparılan gürültünün boşuna olduğu anlaşıldı. Dr. Folkman, yöntemin insanlar üzerinde on yıldan önce denenmesinin mümkün olmadığını söylüyordu. Yani sadece fareleri iyileştirebiliyorlardı.

Bugün hala, aramızda sadece 300 genlik fark bulunan fareleri iyileştirebiliyorlar. Daha doğrusu önce hasta edip sonra iyileştiriyorlar. Dünyanın ilk deney faresi 1921 yılında William Castle tarafından geliştirilen ve kanser tümörü taşıyan bir hayvandı. İşte o tarihten bu yana genetik müdahaleyle kel, kör, topal, pembe gözlü, obez, yuvarlak, dört köşe, bücür kulaklı, Alzheimerli vs fareler yetiştirip sonra başarılı bir şekilde tedavi ediyorlar. Obeziteden diyabete, kellikten körlüğe, Parkinson'dan lösemiye, farelerin her derdine çare bulunuyor.

Ancak insanlar üzerinde şöyle kitlesel başarıyla sonuçlanmış bir deney söz konusu değil. ‘‘Fareyi iyileştirdik’’ haberleri genelde şu cümleyle son buluyor: ‘‘Gelecekte insanların tedavisi yolunda büyük umut doğdu.’’

ZAYIF FARELER

Örnek olarak Alzheimer aşısını alalım. İrlanda şirketi Elan'ın fareler üzerinde denedikten sonra geliştirdiği Alzheimer aşısı AN-1792'nin insanlar üzerindeki klinik deneyleri tam bir fiyaskoya yol açınca, testler geçen ay durduruldu. Çünkü Fransa'daki 97 hastadan 12'sinde beyin iltihabı meydana geldi.

Araştırmacılar fare körlüğünün çaresini de buldular. Bu büyük tıbbi atılım, İngiltere'deki Sheffield Üniversitesi'nde gerçekleştirildi. Yaşlılıktan kaynaklanan ve retinadaki makula hücrelerinin ölümü sonucu ortaya çıkan bu körlük, yabancı bir dokudan alınan hücreler nakledilerek giderildi. 60 yaşını geçen her sekiz kişiden biri bu görme bozukluğuna yakalanıyor.

Farelerin Parkinson sorunu da giderildi. Wisconsin-Madison Üniversitesi'ndeki bilimadamları, insan embriyosundan alınan kök hücreyi fare beynine nakledip, ölen hücrelerin yerine yenilerinin gelişmesini sağladılar. Böylelikle ‘‘gelecekte’’ Parkinson ve diğer beyin hastalıklarının tedavisi yolunda ‘‘umut’’ doğdu. Aynı araştırmacılar daha önce de kök hücrelerin kan hücrelerine dönüşmesini sağlamış ve löseminin tedavisi için ‘‘umut’’ doğduğunu söylemişlerdi.

Bugün şişmanlıktan musdarip milyonlarca insan var ve yakın gelecekte zayıflamaları da mümkün görünmüyor. Çünkü sadece şişman fareler zayıflıyor. Johns Hopkins Üniversitesi'ndeki araştırmacılar C75 adı verilen bir ilaç sayesinde farelerin iştahını yüzde 90 oranında kesmeyi başardılar. Bu ilacın da piyasaya çıkmasına, obez iştahlarının kesilmesine daha yıllar var.


İNSANLA olan genetik benzerliğinden ve çok çabuk üreyip gelişmesinden ötürü insan hastalıklarıyla ilgili genetik araştırmaların büyük çoğunluğunda fareler kullanılıyor. Genome Projesi çerçevesinde genetik haritası çıkarılan farelerle insanların genleri yüzde 85-95 oranında özdeş. Böbreklerimiz, kalplerimiz birbirine çok benziyor. Embriyolarımız aynı şekilde gelişiyor. Davranışlarımızda da benzerlikler var.

Altı hafta içinde cinsel olgunluğa erişip, ortalama 2.6 yıl yaşıyorlar. Bir yıl içinde üç nesil çıkardıklarından deneyler için birebirler. Genetik olarak çok çabuk yeni biçimler alabiliyorlar. Ve önemli bir mülk durumundalar. Çoğu ABD'de olmak üzere her yıl 25 milyon deney faresi üretiliyor. Bunların yarattığı toplam piyasa değeri 150 milyon dolar. En pahalılarından biri de, genetik müdahaleyle Alzheimer geliştiren 'TG2576' kod adlı fare. Bir tekinin fiyatı yaklaşık 500 bin dolar.

FARE FABRİKASI

ABD'deki Jackson Laboratuvarı fare pazarlayan en büyük kurumlardan biri. Özellikle Alzheimer araştırmalarında uzmanlaşan bu kuruluş toplam 56 ülkeye bir yıl içinde yarım milyon fare satıyor. Laboratuvarın yıllık geliri 22.9 milyon dolar cıvarında. Tabii sadece fare satışından değil.

Houston'daki Lexicon Genetics adlı firma da genetik değişime uğramış fareler alanında uzman. Merck Genome Araştırma Enstitüsü, beş yıl içinde 150 yeni fare modeli için bu firmayla 8 milyon dolarlık anlaşma yaptı. Bu kuruluş genetik olarak değişime uğramış embriyonik kök hücreler geliştirip bunları donduruyor, sonra da belirli genleri taşıyan fareler üretiyor.


Ayşe  ÖZEK KARASU
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Müsteşar bey ne diyor?
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  O mendebur gazeteci geri döndü
 
    Ali Atıf BİR
  Temel, AB'ye girmemizi istemiyor!
 
    Bekir COŞKUN
  Cinayet mevsimi
 
    Doğan HIZLAN
  Aya İrini'de gitar sesi
 
    Doğan ULUÇ
  New York'ta koca bulmak güç
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Hamsi deyip geçmeyin
 
    Ercan KUMCU
  Bir yıldız daha kaydı
 
    Erkan ÇELEBİ
  Depremzedenin büyük intikamı
 
    Ferai TINÇ
  Cem'e kritik soru
 
    Gila BENMAYOR
  Ona artık hipergüç diyorlar
 
    Hadi ULUENGİN
  Rap uykucu
 
    Kanat ATKAYA
  Kısa günün karı
 
    Yurtsan ATAKAN
  Ulaştırma eriştir eleştirme biliştir
 
    Muharrem SARIKAYA
  İki seçimi ayırma atağı
 
    Murat BARDAKÇI
  Saddam’ın seleflerini linç edip köpeklere yedirdiler
 
    Pakize SUDA
  Mr. Cheney
 
    Sedat ERGİN
  Demokraside GS, FB, BJK farkı
 
    Tuğrul ŞAVKAY
  Marketlerde yoğrulan çiğ köfteye dikkat
 
    Uğur CEBECİ
  Kara Şahin Düştü
 
    Yalçın BAYER
  Doğu’da sanata bir soluk; Baksı Müzesi
 
    Yasemin BORAN
  Enerjinin iki yüzü
 
    Özdemir İNCE
  Ana rahmine ‘haklı’ düşenler
 
    İlhan SÖYLER
  Usta olmayınca
 
    Sevgi'nin Diviti
  Aşkın yarattığı konser salonu
 
    Serdar TURGUT
  Akıl defterimden notlar
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2002 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com